Herkes sensin

Şimdi sen insanlarla dolu kapalı bir kutu olan otobüste, karanlık tünelleri delip geçen trende, suları yara yara ilerleyen vapurda elinde tuttuğun ve uğultusu bir anda otobüsü, treni, vapuru dolduracak müzik dolu, film dolu, oyun dolu o akıllı mı akıllı parlak kutunun sesini açtın ya herkes açacak. Sen insanların dinlenmek, sohbet etmek, sakin sakin çay içmek ya da yemek yemek için geldikleri kafenin, pastanenin, lokantanın ortasına o parlak kutudan kaynaklanan bin bir çeşit paraziti doldurdun ya herkes dolduracak.

Sen sokağı herkesle paylaştığın balkonu, denizi herkesle paylaştığın sahili, yeşili herkesle paylaştığın parkı, caddeyi herkesle paylaştığın otomobili, senin sevdiğin ama başkalarının sevip sevmediği üzerine kafa yormadığın şarkıyla kaplayıp o devasa sesi sokağın, sahilin, caddenin üzerine attın ya herkes atacak. Sen otobüste, trende, vapurda, kafede, pastanede bağıra bağıra konuştun ya herkes bağıra bağıra konuşacak.

Sen kentin karanlık gecesinin sessizliğini caddeler, sokaklar, meydanlar boyunca küfürle, kahkahayla, çığlıkla, şarkıyla, susturucusu çıkarılmış motor homurtusuyla parçaladın ya herkes karanlık gecenin sessizliğini parçalayacak. Sen ses yutmayan malzemelerle pırıl pırıl hale getirdiğin ofisinde döşemeye ayağını vura vura yürüdün ya herkes ayağını vura vura yürüyecek.

Sen geceyi gündüze karıştırdığın evinde yüz yüze ya da sanal evrende karıştığın gece hayatının olanca gürültüsünü evlerinde uykuya dalmışların üzerine yığıp onları yataklarından sıçrattın ya herkes sıçratacak. Sen uğultuyu, gürültüyü, yankıyı duymazdan geldin; yok saydın; kendi kendini durdurmayı unuttun ya herkes unutacak.

Herkes sensin. Kentte bir çığlık at; sokakta bir çığlık at; evde bir çığlık at; odada bir çığlık at; milyarlarca yankısını duyacaksın. Gün gelip yeryüzünde tek bir sakin köşe bulabilmenin hayaliyle yanıp tutuşacaksın. Uğultunun, gürültünün, yankının ortasında kimse senin sesini duymayacak; sen de kimsenin sesini duymayacaksın.

Yankı dolu o otobüste, o trende, o vapurda gelip gideceksin. Yankı dolu o kafede, o pastanede, o lokantada çay içecek; yemek yiyeceksin. Yankı dolu o balkonda, o sahilde, o parkta oturacak; yankı dolu o caddede ilerleyeceksin. Yankı dolu o gecede deliksiz bir uykuya hasret çekeceksin; yankı dolu o gecede kendini dışarı atacak; anlaşılmaz seslerle dolu ürkütücü yollar boyunca “Herkes ne yapıyor?”, “Herkes nerede?”, “Herkes kim?” diye sora sora yürüyeceksin.

Kendi yarattığın uğultunun, gürültünün, yankının ortasında sesini yitireceksin; kent sesini yitirecek; yeryüzü sesini yitirecek.

Herkes sensin.

İLİŞKİLİ YAZILAR
- Advertisment -
 

EN ÇOK OKUNANLAR