Ana Sayfa Kent-Yaşam yazıları Alahattin Gürırmak İzmir'in plajları ve deniz kestaneleri

İzmir’in plajları ve deniz kestaneleri

Arkadaşım Çetin ve ben mevsimlik tütün işçisi ailelerin çocuklarıydık. 1973 yılıydı, bundan 49 yıl önce. Bir pazar günü o yılların İzmir’in en gözde plajının bulunduğu İnciraltı’na gitmiştik. Şehrin en eski, kadim merkezi Basmane’den, hem de yayan. Neden mi yayan? Anlatayım…

Ben Agora ören yeri yakınında, Anafartalar Caddesi Keçeciler semtinde oturuyordum. Arkadaşım Çetin ise Tepecik yolu üzerinde Kapılar semtinde, şimdi Aya Vukla Kilisesi Kültür Merkezi olarak eski Arkeoloji Müzesi’nin sokağında…

Tütün işçisi annelerimiz Basmane Garı yanında Başaran Tütün İşletmesi’nde yılın altı ayı çalışır, kışa memleketimiz Simav’a dönerlerdi. İki hemşehri tütün işçisi birbirlerine “Ahretlik” diye hitap ederlerdi.

Arkadaşım Çetin de benim gibi yetimdi. İki yetim bir Pazar günü kısa şortlarımızı giyip denize girmek için İnciraltı’nın yolunu tutmuştuk. İnciraltı’nda plaja vardığımızda sahilin de denizin de insan kaynadığını gördük. Ne denizde yüzülecek alan vardı ne de kumsalda oturup güneşlenecek…

İnciraltı Plajı (Web’den alınmıştır)

Plajı adeta mahşer yeri gibiydi. Denize girelim, bir şekilde serinleyelim dedik. Bir kıyıdan ayaklarımızı suya sokmamızla acıyla çıkmamız bir oldu. Ayaklarımıza deniz kestanesinin dikenli batmıştı. Denizin içinde küme kime sıralanmış, iri iri dikenleri olan deniz kestanelerini gördük. Denizden çıkıp ayaklarımıza batan ve hatta kanatan kestane dikenlerini ayıklamaya koyulduk.

Kendi aramızda “Artık bu denize girilmez” diye konuşurken bizi duyan birileri, “Çocuklar, Narlıdere Pina Plajı’na gidin. Orası buraya göre çok çok temiz” deyince yeniden yola koyulduk. İnciraltı’nın meşhur ağaçlı yolundan yürüyerek ana yola, İzmir – Çeşme yoluna çıktık.

Köşede benzin istasyonu ve turistik çadır ve karavan kampı vardı. Orada Narlıdere yönüne giden dolmuş ya da otobüs beklemeye başladık. Niyetimiz Pina Plajı’na gitmekti, ancak yeterli paramız var mıydı? Şortlarımızın ceplerine baktık. Gidişe yetecek kadar paramız vardı, ama Pina’dan dönüşe yetmezdi. Böylece plaj serüvenimize son vererek “Haydi evlerimize dönelim” deyip bu sefer Basmane’ye doğru yayan yola koyulduk.

Sözünü ettiğim Çetin’le arkadaşlığımız uzun yıllar devam etti. O maliye memuru olarak uzun yıllar Kütahya’nın Gediz ilçesinde görev yaptı. Daha sonra Aliağa’da, ardından Dikili’de memuriyete devam etti.

Ara sıra bir araya gelip görüştüğümüzde plaj maceramız hatırımıza gelir. Günümüzde ne İnciraltı Plajı var ne de Pina Plajı. Bu iki plaj İzmir’in en rağbet gören plajlarıydı. Hatıralarda kaldı…

İLİŞKİLİ YAZILAR
- Advertisment -
 

EN ÇOK OKUNANLAR