Ana Sayfa Kent-Yaşam yazıları Hediye Selda Yılmaz Benim gözümden İran / Abyaneh köyü-Natanz

Benim gözümden İran / Abyaneh köyü-Natanz

Abyaneh köyünden genel görünüm (Fotoğraf: wikimedia.org)

Akşamüzeri İsfahan’da olmak üzere yola çıkıyoruz. Kâşan’dan ayrıldıktan sonra yeniden yarı çöl iklimi ve bitki örtüsü kendini gösteriyor. Çorak, boz renkli toprakları, küçük tepeleri arkamızda bırakarak ilerliyoruz. Kısa bir süre sonra bir yol ayrımına geliyoruz. Dört yol ağzında bulunan İran’daki tek nükleer santrali izleyerek ana yoldan ayrılıp, daha dar bir yola giriyoruz.

İsfahan’ın kuzeyindeki Karkas Dağları’na doğru tırmanışa geçiyoruz. Yavaş yavaş hava bulutlanıyor, bitki örtüsü ve topoğrafya değişmeye başlıyor. Vadi tabanında bir ırmak akıyor. Irmağın çevresinde artık sonbahar renklerini almış meyve ağaçları, bulutlanan hava manzarayı daha göz alıcı kılıyor. Sanki Ihlara Vadisi’nde araçla geziyoruz hissi uyanıyor bende.

Köy vadinin en ucunda yer alıyor. Yol üzerinde birkaç küçük köy ve Sasanilerden kalma kaleyi görüyoruz. Yol dar ve dönemeçli olduğu için yavaş ilerliyoruz. Sonunda Abyaneh köyüne ulaşıyoruz. Yağmur altında köyü gezmek üzere aracımızı park edip, köyün merkezine doğru yürüyüşe geçiyoruz.

Abyaneh köyü evi

Biraz tarih, coğrafya ve genel bilgiler

M.S. 7. Yüzyıl’da İran topraklarında Arap akınları başlayınca Zerdüştlerin bir kısmı bu vadiye kaçarak bir dizi köy kurmuşlar. Ulaşılması zor bu coğrafyada o günlerden bugüne Abyaneh halkı dinlerini, dillerini ve geleneklerini koruyarak yaşamayı başarmışlar. köyün yaşlıları kendi aralarında Sasaniler döneminin dili olan Pehlevice konuşuyorlar. Ancak gençler bu dili bilmiyor ve öğrenmiyorlar. Bu nedenle Pehlevice unutulmaya yüz tutan diller arasındaymış.

Esnaf dükkânı önünde – Abyaneh köyü

Köyün adı “Abhane”den yuvarlanarak “Abyaneh”e dönüşmüş. “Ab” su, “hane” ev demek. Köy suların bol olduğu bir vadinin içinde kurulduğu için bu adla anılır olmuş. Vadi içinde meyve bahçeleri var. Bu bölgedeki bütün köyler meyvecilikle geçiniyor. Natanz ilçesi İran’ın en kaliteli meyvelerinin üretildiği bölgeymiş. Hatta Farsça’da bu konuyla ilgili bir deyim bile varmış:

“Sanki Natanz’dan meyve getirdi.” 

Bu deyim böbürlenen, kendini beğenmiş kişiler için kullanılırmış.

Kışları köyde 250-300 kişi kalıyor. Çoğu yaşlı. Kuruttukları meyveleri, el işlerini ve ballarını satarak geçiniyorlar. Yazları serin olduğu için İranlılar köye akın ediyormuş. Köyde bir otel, birkaç lokanta, çay evleri, bir banka, sağlık ocağı ve ilkokul bulunuyor. Gençler köyde kalmıyor, iş olanaklarının daha iyi olduğu büyük şehirlerde yaşıyorlar. 

Köyün mimarisi de ilginç. Bütün evlerde doğal gaz var. Yakında internet de gelecekmiş. Kırmızı merdivenli, kemerli dar sokakları ve kerpiç kaplı evleri ile geleneksel mimarisini de korumuşlar. Köy 2007 yılından beri UNESCO Dünya Miras Listes’inde yer alıyor. Özellikle UNESCO’ya girmesi sonrasında köye karşı ilgi daha da artmış.

Çinli ve Abyanehli kadınlar-Abyaneh köyü

Köylüler bağlı oldukları gelenekleri günümüze kadar yaşatmışlar. Kadınlar çiçekli başörtüsü ve renkli giysiler kullanıyor. Gezginler isterlerse bu geleneksel giysileri kiralayıp fotoğraf çektirebiliyor. Ya da satın alabiliyor. Erkekler ise İspanyol paça koyu renk pantolon üste de ceket ya da kazak giyiyorlar. 

Kadınların renkli giymesi, köyde baharın her zaman olduğunu gösteriyormuş. Gerçekten öyle. Yağmurlu ve puslu sonbahar havasında köyü gezerken birkaç geleneksel giyimli Abyanehli kadın sayesinde ortam bahara döndü. Kadınla doğanın bütünleşmesi mi bu gelenek, ne dersiniz? 

Bu köyde 90 yaşında ölene “erken gitti” deniyor. Köyde ortalama ömür 100-120 yıl civarındaymış. Bu köyde insanın ömrü uzar. Yüksek dağların sarmaladığı, temiz havalı, meyve bahçelerinin bereketlendirdiği huzurlu bir konuma sahip çünkü. Ayrıca geleneksel yaşama ve birbirlerine çok bağlılar. Belki de bu yüzden uzun yaşıyorlar, kim bilir?

Üzerlik ve nazar kültürü

Üzerlikten yapılmış nazarlıklar – Abyaneh köyü

Köyde bazı evlerin alt katları dükkân olarak hizmet veriyor. Neler satılıyor merak edip bir dükkâna girdik. Duvarda üzerlik tohumundan ve çeşitli boncuklardan yapılmış nazarlıkları görünce çok şaşırdım. Birden çocukluğumda memleketim Aksaray’da üzerlik toplayıp, nazarlık yaptığımız günlere gittim.

Üzerlik (Peganum harmala), ülkemizde Orta Anadolu ve Doğu Anadolu’da kurak bölgelerde yetişen yabani bir bitkidir. Üzerlik bitkisinin genzi hafif yakan özel bir kokusu vardır. Bitkinin nohut tanesine benzeyen tohumları kuruyunca toplanıp nazarlık yapılır. Evlere asılır. Ayrıca tohumlar ateşe atılır ve çıkan duman nazardan korunması istenen kişiye doğru savrulur.

Abyaneh’te ve İran’ın kırsal kesimlerinde de bu gelenek varmış. köyü gezerken her evin dış duvarında da üzerlikten yapılmış nazarlıklar görmüştüm. Köyde üzerliği tütsü şeklinde uygulayan yaşlı otacı kadınlar bulunuyormuş. Bu geleneğin kökenleri pagan döneme kadar gidiyormuş.

Komşumuz İran ile benzer geleneklerimizden birini daha görmenin heyecanı ile fotoğraflar çekiyorum. Belleğimdeki üzerliğin yakıcı kokusuna yağmurun kokusu ekleniyor. Renkler, çiçekler, kokular eşliğinde bambaşka bir dünyayı yaşıyorum. 

Akşamüzeri İsfahan’da olacağımızın heyecanı ile “bu köyde biraz daha kalabilseydim keşke” düşüncesi beynimde çarpışıyor. Yağmurlu ve serin hava bizi “artık yola düşsek iyi olur” a sevk ediyor. Aracımıza binip tekrar aynı yoldan geri dönüyoruz. Sakin sonbahar yağmurunun oluşturduğu tablo gibi manzaraları izleyerek yol alıyoruz.

 Abyaneh’li kadınların renkli giyimleri, geleneklere bağlılıkları, köyün özgün mimari yapıları beni çok etkiliyor. Bu köyü gördüğüm için çok mutlu oluyorum.

İran’da yağmur, suyu getirdiği için hep sevinçle karşılanıyor. Biz de Abyaneh’e yağmurla girdik, güzel anılarla ve yağmurla ayrıldık. Yağmur imgesine İran şiirinde de çok rastladım. Çağdaş şairlerden Nida Ebkari’nin (d.1964) yağmurlu bir şiiri ile yağmurlu Abyaneh izlenimlerimi bitiriyorum.

21. şiir

yağmur yağıyor
adamın parmakları uyuşmuş
ve kuş her zamankinden daha şen şakıyor
belirgin mavi sözcükler kadının geçmiş kalbinden
sabahın aynasında yinelenme
ve yarının duvarlarında yorgunluk
kimsenin söyleyecek bir şeyi yoktur
cadde başka bir günbatımından ıslaktır
ve benim gözlerim bulutların öte yanını ağlar
eski saatleri taraçaya diziyorum
artık toz olmayacak bir daha

Kaynaklar:

– İran Gezi Rehberi-Zafer Bozkaya-Okyanus Yayınları

– Dolunayda Kızıl Tef Çalan Kadınlar / İranlı Kadın Şairler Seçkisi / Çeviren ve Derleyen: Haşim Hüsrevşahi – Totem Yayınarı, 2015

– Wikipedia

RELATED ARTICLES
- Advertisment -
 

EN ÇOK OKUNANLAR