Ana Sayfa Kent-Yaşam yazıları Hediye Selda Yılmaz Benim gözümden İran / Kâşan - 1

Benim gözümden İran / Kâşan – 1

Kum gezimizden sonra İran’ın güneyine doğru yolculuğumuz devam etti. Kebir çölü ve tarihi İpek Yolu’nu izleyerek öğleden sonra Kâşan şehrine ulaşıyoruz. Kâşan, İran’ın en eski yerleşim yerlerinden biridir. 

Adı nereden geliyor?

Şehrin adının nereden geldiği ile ilgili çeşitli öyküler var. Bir öyküye göre; şehrin adı; Kâş veya Kâşân şeklinde söylenen efsanevi Pers Hükümdarı Kays’ın ikametgâhı anlamındaki “Kays-Âşiyân” adlandırmasından gelmektedir. Başka bir kaynakta kentin adını, MÖ 24. Yüzyıl’da antik metin ve levhalarda adı geçen, Mezopotamya halklarından “Kaşu” kavminden aldığı belirtilmektedir.

Bugün bu şehir çeşitli kaynaklarda Kaşan, Kâşan, Kâşan adlarıyla anılmaktadır. İranlılar sözcükteki ilk “a” harfini incelterek söyledikleri için ben Kâşan şeklinde kullanmayı tercih ettim.

Şehrin kısa tarihi

Kâşan, İran platosunda deniz seviyesinden 945 metre yükseklikte, İsfahan’ı Tahran’a bağlayan tarihi karayolu üzerinde kurulmuş. Çöl kıyısında, yalçın dağların duldasında kurulan bu şehir tarih boyunca jeopolitik konumu nedeniyle önemli bir yerleşim yeri olmuş.

Kâşan yakınlarındaki Sialk Tepeleri, insanlığın en eski yerleşim yerlerindendir. Çevredeki su kaynakları yerleşmeye temel oluşturmuştur. Eşkaniler ve Ahameniş devrine ait gümüş sikkelerin varlığı bölgede büyük krallıkların geliştiğinin göstergesidir. 

1. Melikşah, zamanında bugün bile surları görülebilen Celali Kalesi yaptırmış. Kale o zamanın başkenti İsfahan’nın yol güvenliğini sağlamak amacıyla yapılmış.

Büyük Selçuklu Devleti’nin kurulmasından sonra Kâşan’ın önemi artmış. Birçok Kâşânlı Selçuklular’ın hizmetinde üst kademelerde yer alırken şehirde imar faaliyetleri hızlanmış. Şehir, tekstil, çanak-çömlek, çinicilikte önemli bir konuma ulaşmış.

Timurlular döneminde de şehir bir bilim ve edebiyat merkezi olmayı sürdürmüş. Safevîler’le birlikte Kâşan bilimden edebiyata, el sanatlarından mimariye ve ticarete kadar birçok alanda parlak bir dönem yaşayıp İran’ın kültür başkenti olma işlevini görmüş. Safevî şahlarının şehri sık sık ziyaret etmeleri Kâşân’ı daha da önemli hale getirmiş. 

1778 yılında meydana gelen büyük bir depremle şehir tamamen yıkılmış. Kerim Han Zend şehri yeniden inşa ettirdiyse de burada bir süre kimse oturmamış. Kaçar Şahı Feth Ali Şah’ın harap olan Fin Bahçesini yeniden düzenletmesi şehre olan ilgiyi yeniden başlatmış; böylece Kaçarlar zamanında Fin Bahçesi ve etrafı yeniden siyasi olayların merkezi haline gelmiş.

Kâşan çevresi antik dönem, İslam öncesi dönem ve İslam dönemi eserleri bakımından çok zengindir. Tarihi boyunca Kâşan önemli bir el sanatları merkezi olmuştur; bugün de özellikle halı, kadife ve ipekli kumaş dokumacılığı, kuyumculuk, bakırcılık, gül ve gül ürünleri alanlarında İran’ın en önemli merkezlerinden biridir.

İran’da üretilen halı ve kilimlerin yüzde 70 burada dokunuyormuş. Ayrıca her genç kadın evlilik çağına gelene kadar kendi çeyizlik halısını kendisi dokurmuş. 

Şehre girerken, çölün ortasında kurulmuş bu şehirde çeşitli dönemlerin kültürel miraslarını bir arada görebileceğimi düşleyemezdim. Her ne kadar bu geziye çıkmadan Kâşan ile ilgili çeşitli okumalar, araştırmalar yapsam da, bu şehirde kendimce bambaşka bir ruh yakaladım. Masalsı, gizemli, şaşırtıcı, ironik…

Sokakları, konakları, kapalı çarşısı, Fin Bahçesi, camileri ile umduğumdan daha çok sevdim Kâşan’ı. İran’a yolunuz düşerse Kâşan’ı da mutlaka gezmenizi öneririm.

Bu bölüm Kâşan ile ilgili genel bilgiler verdiğim bu giriş yazısı olsun. Şehirde gördüğüm bahçeler, konaklar, çarşılar, sokaklar ile ilgili izlenimlerimi paylaştığım yazılarımı sürdüreceğim. 

Çölün kenarında kurulmuş bu masalsı vahada yüzyıllarca gelişen köklü bir kültür birikimi oluşmuş. Kâşan tarih boyunca önemli şairler, sanatçılar, bilim insanları çıkarmış.

Benim çok sevdiğim Kâşan doğumlu şair, ressam, gezgin Sohrap Sepehri de bunlardan biridir. Yazıma şairin kendisini ve şehrini anlatan şiirinden bir bölüm ile son veriyorum.

Suyun Ayak Sesi

Annemin sessiz geceleri için!

Kaşan şehrindenim.
Fena sayılmaz halim,
Bir lokma ekmeğim var, biraz aklım,
İğne ucu kadar da zevkim.
Annem var, ağaç yaprağından daha güzel,
Dostlar, akan sudan daha iyi

Kaşan şehrindenim.
İşim resim yapmaktır.
Bazen bir kafas boyar,
Size satarım.
Orda mahpus çayırkuşu, sesiyle
Yalnız gönlünüzü tazelesin diye.

Kaşan şehrindenim.
Soyum belki
Hint’de bir bitkiden gelir,
Belki “Sialk” toprağından yapılmış bir çömlekten,
Soyum belki de
Buharalı bir fahişeden gelir.

Kaşan şehrindenim
Ama, benim şehrim değil Kaşan.
Benim şehrim kayboldu.
Telaşla ve pür heyecan,
Gecenin öbür tarafına bir ev yaptım.

***

Kaynaklar:
1. Bütün Şiirleri – Sohrap Sepehri – Ayrıntı Yayınları
2. İran Gezi Rehberi – Zafer Bozkaya – Okyanus Yayınları
3. Wikipedia

RELATED ARTICLES
- Advertisment -
 

EN ÇOK OKUNANLAR