İtalyan Mektebi

İzmir’de oldubittiye getirilerek yıkılmış sayısız yapı vardır. Bu yapılar arasında en çok sözü edilenlerden biri de bir zamanlar şehrin en estetik yapılarından biri olarak gösterilen İtalyan Mektebi’dir. Bu okul ve yapı hakkında da bu güne kadar yazılan birçok yazı yanlışlar içerdiğinden, konuyu toparlamak gerekmiştir.

Bilindiği gibi muhteşem Roma İmparatorluğu’nun ikiye bölünerek dağılmasından sonra, tüm İtalyan yarımadasını kapsayacak biçimde kurulmuş olan ilk devlet, 1870 yılında Roma’yı ve dolayısı ile Papalığı da içine alarak bütünlüğü tamamlayan İtalya Krallığı’dır. Bu yeni devlet hayata geçer geçmez Avrupa’nın diğer devletleri gibi, büyük devlet olmak idealiyle yoğun bir sömürge politikası uygulamaya başlar. Sömürge alanları arayışı içinde hedef olarak seçtiği ülkelerin başında da Osmanlı İmparatorluğu gelir ve bu bölgelere gönderdiği Katolik Misyonerler aracılığı ile de hedefe ulaşmaya çalışır. Osmanlı Devleti gene de her talebe olumlu cevap vermeyebilmektedir. Mesela yine İtalyanlar tarafından okul yapılmak istenilen Üsküp için “Üsküp’te İtalyan vatandaşı bulunmadığından gerek olmadığı” ya da Bingazi ve Burka için de “İtalyan sayısının bir eytamhaneye ihtiyaç hissettirecek miktarda bulunmadığı” cevaplarıyla izin verilmemiştir. (BOA. Hariciye Nezareti. Tahrirat. / 342 – 22. Belge Tarihi: 7 Ocak 1907)

Söz ettiğimiz bu bölgelerin başında Arnavutluk ve yanı sıra Trablusgarp, İzmir, Trabzon. Antalya, Draç, Yafa ve Avlonya gibi yerler gelmektedir. Bazen yarı maaşlı bazen de gönüllü hizmet eden bu misyonerler Osmanlı Devleti topraklarında kısa zaman içinde otuzun üzerinde okul, kilise ya da sağlık kurumu açmayı başarır.

Bu öncü Katolik misyonerlerin bir kısmı Papalık tarafından himaye edilirken, bir kısmı da Fransa, Avusturya ve İtalya hükümetleri tarafından himaye edilmektedir.

Bu dönemde bunların yanı sıra ayrıca yalnızca İtalyanlar tarafından yönetilen ve misyonerlik paralelinde İtalya devleti için faaliyet gösteren bazı hayır cemiyetleri de oluşur. İzmir şehri ile ilişkiler açısından bunlar şöyle sıralanabilir:

1- Societa Katolika İtaliana di Benifincenca,
2- Salésien Doden Bosko Cemiyeti (Kudüs ve çevresinde de çok etkin bir cemiyettir.),
3- Dante Allighieri Cemiyeti (Rodos’ta da etkin bir cemiyettir.),
4- Associazione Nazionale İtaliana (İzmir’de okul inşa eden bu cemiyet daha sonra okulu İvrée rahibelerine devreder.),
5- İtalyan Amele Cemiyeti ( Özellikle İstanbul’da etkin bir cemiyettir).

Benzer tüm yabancı okullar gibi İtalyan okulları da kendilerine hedef kitle olarak yerli azınlıkları ve özellikle Katolik Hıristiyanlar ile Yahudileri seçmişlerdir. Bulundukları şehirlerde İtalyan asıllı nüfus küçük sayılarda kalırken, söz konusu okullara devam eden öğrenci sayısının bazen dört beş yüzleri bulduğu görülmektedir. Müslüman çocukların bu okullara devam etmeleri o dönemlerde yasak olduğu halde, bu yasağın zaman zaman delindiği de görülmektedir.

Bu arada İtalyanların kendi açtıkları okulların yanı sıra Fransa himayesinde iken İtalyan devleti himayesine nakledilmesini sağladıkları on okul da vardır. Ancak bu okulların hiçbiri İzmir’de değildir. 1861 yılında İstanbul’da açılan erkek okulu, çoğu araştırmada ülkemizde ilk İtalyan okulu olarak gösterilirken, işin aslı böyle değildir ve bu tarihten bir yıl önce İzmir’de iki İtalyan okulu birden açılır.

Bu arada Fransız coğrafyacı ve oryantalist Vital-Casimir Cuinet’nin oldukça hacimli ve ayrıntılı eserinden de söz etmek gerekir. Aynı zamanda 1880 – 1893 yılları arasında Düyûn-ı Umûmiye’de Genel Sekreter olarak görev yapmış olan Vital, Osmanlı İmparatorluğu’nun Asya’daki sosyo-ekonomik durumunu ele aldığı bu çalışmada İzmir’deki eğitim kurumlarından ve İtalyan okullarından da söz eder.

Vital’e göre İzmir’deki ilk İtalyan okulu 1793 yılında bir papaz tarafından kurulmuş olan Saint Polycarpe Okulu’dur. Ancak bu okul ile birlikte Ecole de San Rocco ve Ecole de Santa Maria’yı da “Ecoles paroissiales” gibi ayrı bir başlıkla belirtir. Üçüncü okulun zaten İtalyan okulu olarak eğitim verdiği açıktır ancak ilk ikisinin doğrudan İtalyan okulu olmayıp, çok sayıda İtalyan öğrencileri olan Fransız okulları olduğu da bir başka gerçektir.

İzmir’deki ilk İtalyan okulları olarak bildiğimiz ve 1860 yılında açılan bu okullardan birincisi Punta’da ruhsat almadan açılan ve Rüşdiye düzeyinde iki yıllık eğitim veren İtalyan Mektebi’dir. Yatılı kısmı bulunmayan ve Associazione Nazionale İtaliana Cemiyeti tarafından açılan okulun kurucusu ise Rahip Pozina’dır. Okuldaki 200 erkek öğrenciye beş erkek öğretmen eğitim vermektedir.

Aynı yıl açılan ikinci okul ise Hıristiyan mahallesindeki Güller Sokak’tadır. Günümüzdeki Gül Sokak ile ilgisi bulunmayan ve 1922 yangınında tarihe karışan bu sokağın yeri yaklaşık olarak günümüzdeki Swissotel Büyük Efes’in bulunduğu alana denk gelmektedir. Yarı idadi ve ticaret mektebi olan ve ruhsatsız okulun rüşdi kısmı dört yıl, idadi kısmı ise üç yıl eğitim veren ve de yatılı bölümü de bulunan bu okul da Associazione Nazionale İtaliana Cemiyeti tarafından kurulur. Kurucusu Rahip Kalvi olan okulda mevcut 250 erkek öğrenciyi 12 erkek öğretmen eğitmektedir. İlk iki İtalyan okulunun da rüşdiye ve idadi düzeyinde eğitim vermesi ilginçtir. Buradan İzmir’deki İtalyan öğrencilerin daha önceki ilk eğitimlerini özellikle Fransız okullarında aldıkları anlaşılmaktadır.

1865 yılında yine Punta’da, Tuzla Burnu’nda ruhsatsız olarak açılan ve bu kez ilkokul düzeyindeki İtalyan Mektebi’ni görürüz. Yatılı olarak da hizmet veren ve Associazione Nazionale İtaliana Cemiyeti tarafından açılan okulun kurucusu, aynı zamanda mülkün de sahibi olan Markiz Edmond Justinyani’dir. 300 öğrenci ile karma eğitim veren okulda yedi rahibe öğretmen bulunmaktadır. (BOA. Şurayı Devlet. / 2757/1. 17 Zilkade 1281 – 13 Nisan 1865)

İzmir’de tamamı kızlara eğitim veren ilk okul ise 1866 yılında Trassa Sokak’ta, yine ruhsatsız olarak açılan İtalyan Kız Mektebi’dir. Rüşdi düzeyde üç yıl eğitim veren ve yatılı kısmı bulunmayan bu okul da yine Associazione Nazionale Italiana Cemiyeti tarafından açılmıştır. Kurucusu ve Müdiresi Madam Mavlivya’dır. Okulda eğitim gören 220 kız öğrenci 10 kadın öğretmen tarafından eğitilmektedir.

Bu okullardan sonra 1870 yılında Santa Maria Kilisesi tarafından açılan Santa Maria Mektebi’ni görürüz. On yıl sonra ise, 1880 yılında İtalyan Papazları adlı kız okulu açılır. 228 kız öğrencinin bulunduğu şubenin müdürü Theofila Mariani’dir. Okulun erkek bölümü Punta Mahallesi’ndedir.

1887 yılında ise bu kez İtalyan Hükümeti tarafından kurulan Meryem Ana Mektebi’nin yönetimi Meryem Ana Rahipleri’ne bırakılır. Ecole de l’immaculée Conception” (Kusursuz Anlayışın Okulu) adlı bu okulun yaklaşık 85 öğrencisi vardır.

İzmir eğitim tarihi ile ilgili birçok çalışmada özellikle İzmir’deki İtalyan okullarının birbirini tutmayan farklı sayılarda görünmesinin en önemli nedeni bu okulların tümünün devletten ruhsat almayıp, sadece bazılarının bu nedenle kayıtlarda görünmesidir. Sözgelimi 1890 yılında ait bir çalışmada İzmir’de resmi olarak bir öğretmen ve 28 öğrencisi bulunan sadece 1 İtalyan okulu vardır. Buna karşın aynı yıl İzmir’deki ruhsatsız İtalyan okullarının sayısı 3’tür. Toplamda 253 öğrencinin bulunduğu bu okullarda yine toplam altı öğretmen görev yapmaktadır.

Oysa yukarıda sıraladığımız bilgilerle bile bunun böyle olmadığı çok açıktır. Bundan bir yıl sonraya ait Aydın Vilayeti Salnamesi’ndeki bilgiye göre İzmir’de kızlara eğitim veren bir İtalyan Okulu’nun resmi olarak ruhsat almış varlığını ilk kez görürüz. Bu okulun 1891 yılında 85 öğrencisi bulunmaktadır. Öte yandan bir başka kaynak olan ve İzmir’de Fransa Başkonsolosu olarak görev yapmış Firmin Rougon’un eserinde de aynı dönemdeki İtalyan okulları ile ilgili olarak şu bilgi verilmektedir:

“Bu okullar, operasyonları için tüm ihtiyaçları sağlayan İtalyan hükümetinin eseridir. Profesörler ve üst düzey yöneticiler İtalya’daki bir öğretim kuruluşuna aittir. Çalışma programı, resmi ilk ve yüksek öğrenimin programıdır. Smyrna’da, bu gün için söz konusu kuruluşlar, yaklaşık 70 öğrencinin devam ettiği bir erkek okulu ve biri yaklaşık otuz, diğeri ise yaklaşık yirmi öğrencisi olan iki kız okuldur. İki yıl önce ise biri Rodos ve diğeri Aydın’da olmak üzere iki kız okulu daha açılmıştır. Birincisinin en az 100 öğrencisi varken ikincisinde ise 30 ya da 35 civarında öğrenci vardır. İtalyan hükümeti ailelere sadece ücretsiz eğitim vermekle kalmayıp, aynı zamanda sınıf malzemelerinin ve çocukların öğle yemeği masraflarını da üstlenmektedir.”

Özetle söylemek gerekirse Aydın Vilayeti’nde bulunan İtalyan okullarının neredeyse hiçbiri kurallara uymamakta ve Türk yetkililerin teftişini de kabul etmemektedir.

Başka kaynaklara göre ise 1891 yılında İzmir’de 10 Fransız, üç İngiliz, bir Amerikan, bir İsviçre, iki Avusturya ve beş İtalyan okulu bulunmaktadır. 1894 yılına gelindiğinde İzmir’de kayıtlı yabancı okul sayısının 15 olarak verildiği görülür. Bu okulların dördü Amerikan, dördü Fransız, üçü İtalyan, ikisi Avusturya ve birer tanesi de İngiliz ve Alman okullarıdır. İzmir şehri bu açıdan bakıldığında İstanbul, Kudüs ve Gazze’den sonra İtalyanlara ait okul sayısı en yüksek olan şehirdir.

Bu arada söz gelmişken şu saptamayı da belirtmekte yarar vardır: Başlangıçtan bu yana geçen yaklaşık yüz yetmiş yıl içinde, diğer yabancı okullara göre ülkemizdeki İtalyan okullarının sayısının az olmasına karşın, ticaret ve sanayi eğitiminde büyük etkinlikleri olduğu görülür.

Söz yabancı okullara gelmişken değerlendirme açısından 1890’lı yıllarda Fransız okullarında okuyan İtalyan öğrenci sayılarını da belirtmekte yarar vardır:

Propaganda Koleji 25, Saint Joseph Koleji 20, Saint Jean Mektebi 39, Saint Andre Mektebi 50, Çıraklık Mektebi dört, Karşıyaka Mektebi beş olmak üzere toplamda 143 öğrenci.

Bu yıllarda Gül Mahallesi’nde bir ticaret mektebi mevcuttur ve okulda İtalyanca, Fransızca, Almanca ve Rumca dersleri de okutulmaktadır. Ancak Türkçe dersi verilmemektedir. Dönemin İzmir İtalyan Konsolosu Şövalye Butezini’nin talimatı ile okulun ders programına Türkçe dersi de eklenir ve bu dersin öğretmenliğine Yahudi Hazan Efendi getirilir.

20 Ağustos 1895 tarihli bir belgede “Trassa Sokağı’ndaki bir hanede “Deutsche Venein Schoule” adlı Alman Mektebi ile Bellavista’daki İtalyan Mektebi’nin ruhsatsız faaliyette bulunduğu, nezaretin ruhsatsız açılan bu okullara izin vermemesi gerektiği” ifadesi, Osmanlı eğitim sistemini yönetenlerin de ruhsatsız yabancı okullardan rahatsızlığının göstergesidir. (BOA. Maarif Nezareti. Mektubi Kalemi. / 277 – 24. Belge Tarihi: H- 28 Safer 1313)

Bu arada bir başka kaynakta 1902 yılında Osmanlı Devleti’nde İtalyan hükümeti tarafından parasal olarak desteklenen ve himaye edilen okulların sayısının 43 civarında olduğu belirtilir.

İzmir’deki İtalyan okulları ile ilgili olarak Osmanlı arşivinde mevcut belgeleri kronolojik sırayla incelersek, karşımıza şu gelişmelerde özellikle 1904 yılı Eylül ayının oldukça hareketli geçtiği görülür.

3 Eylül 1904 tarihli yazışmada “İtalyanların Üsküb ve İzmir’de İtalyan Mektepleriyle İşkodra, Bingazi ve Berka’da inşa olunacak eytamhanelere müsaade talepleri” söz konusudur. Bu talep sonucunda sadece İzmir’deki okul için izin verilir. (BOA. Meclis-i Vükela Mazbataları. / 109 – 123. Belge Tarihi: H- 22 Cemazeyilahir 1322)

15 Eylül 1904 tarihli yazıda bu yazıya temel olan İtalyan Mektebi’nin yapımından ilk kez söz edilmektedir: “İzmir’de yapılması istenen İtalyan Mektebinin İslâm mahallesinde veya mahsurlu bir yerde olup olmadığının ve orada bulunan İtalyan tebe’âsından çocukların ve tebe’anın bildirilmesi.” (BOA. Yıldız. Kâmil Paşa Evrakı. / 22 – 2171. Belge Tarihi: H- 5 Recep 1322) Bu yazıya üç gün sonraya tarihli bir başka yazı ile cevap verilir: “Açılması istenen İtalyan Kız Mektebinin Hıristiyan mahallesinde olup, mevki itibarıyla mahzurlu olmadığı ve İzmir’deki İtalyan kadın ve çocuk miktarını havi müsvedde.” (BOA. Yıldız. Kâmil Paşa Evrakı. / 22 – 2176. Belge Tarihi: H 8 Recep 1322 – 18 Eylül 1904) Söz konusu cevapta belirtilen bilgide çocuk sayısı 350 olarak verilmektedir.

Okulun inşası için ruhsat birkaç gün içinde verilir (BOA. Dahiliye. Şifre Kalemi. / 332 – 126. Belge Tarihi: R- 5 Eylül 1320 – 18 Eylül 1904) ve inşaat çalışması da kısa zamanda başlar. (BOA. İrade. Maarif. / 10 – 45. Belge Tarihi: H-21 Şaban 1322 – 31 Ekim 1904) Ancak İtalyanlar eski İtalyan Kız Okulu yeni binası olarak inşa edilecek bu yapının görkemli bir görünüşe sahip olmasını istemektedir. Bu arada okulun inşa edilmesi için düşünülen alan o dönemde İkinci Kordon’da mevcut İtalyan Kız Okulu ile aynı alandaki yedi dükkânın yıkılması ile kazanılacaktır. Bu dükkânlar yukarıda belirttiğimiz ve Associazione Nazionale İtaliana Cemiyeti tarafından açılan okulun hem kurucusu hem de mülk sahibi olarak görülen Markiz Edmond Justinyani üzerine kayıtlıdır. (BOA. Maarif Nezareti. Mektubi Kalemi. / 821 – 42. Belge Tarihi: H- 19 Şevval 1322 – 27 Aralık 1904)

1905 yılın ilkbaharında, inşaat sürerken, okulun kaydının Societa Cattolica İtaliana cemiyeti adına yapılmasına izin verildiği (BOA. Hariciye Nezareti. Tahrirat. / 317 – 12. Belge Tarihi: 2 Nisan 1905) görülürse de üç gün sonra bu kez okul arsasının kaydının İtalya Narinia Cancico kurumu adına yapılıp, tapusunun verilmesi de talep edilir. (BOA. İrade. Defter-i Hakani. / 16 – 24. Belge Tarihi: H- 29 Muharrem 1323 – 5 Nisan 1905) Bu arada okul için Avrupa’dan getirtilen eşyanın gümrük resminden muaf tutulması da kararlaştırılır. (BOA. İrade. Rüsumat. / 24 – 7. Belge Tarihi: H- 5 Rabiulevvel 1324 – 29 Nisan 1906)

Bu arada inşaat alanının tapusu da İtalyan Hayır Cemiyeti adına çıkarılan (BOA. Şura-yı Devlet / 1421 – 4. Belge Tarihi: H- 27 Cemazeyilevvel 1324 – 19 Temmuz 1906) görkemli okulun inşaatı o dönemin koşullarında kısa bir zaman içinde tamamlanarak açılış hazırlıkları ve bilgileri İstanbul’a yazışmalarla bildirilir. (“Padişahın izniyle İzmir’de inşa olunan İtalyan Mektebinin açılış merasimi.” (BOA. Yıldız. Kâmil Paşa Evrakı. / 30 – 3000. Belge Tarihi: H- 7 Şaban 1324 – 26 Eylül 1906) 7 Ekim 1906 tarihinde açılan okul, o gün için İzmir’in en görkemli okul yapısında eğitime başlar. Okulun 1937 yılındaki yöneticisi Sir Cezire’nin bir röportajda verdiği bilgiye göre bina İtalyan mühendis İndicien Molie tarafından yapılmıştır.

Elimizde bulunan okulun mimari proje çizimlerine baktığımızda günümüzdeki Vasıf Çınar Bulvarı cepheli uzun bölümde yapının “zemin üstü iki kat” olarak planlandığı görülse de, söz konusu ikinci kat o bölümde yapılmamıştır. Buna göre herhalde para yetersizliğinden olsa gerek böyle bir uygulamaya gidilmiş olmalıdır. Buna karşılık iki bloğun birleştiği yerde kalan kule yapının üst bölümü ise farklı inşa edilmiş ve oldukça yüksek bir kubbe inşa edilmiştir.

1908 yılında İzmir’de Özel Sanayi-i Nefise Mektebi kurulur. (Hizmet. 13 Kanunuevvel 1908) Okulun kurucu müdürlüğüne de İtalyan ressam Bay Pisani atanır. İzmir’in işgalini canlandıran tabloları ile ünlü İtalyan ressam Vittorio Pisani’nin babasıdır. Okulla ilgili çok sayıda araştırmada adı geçen kişinin oğul Pisani olduğu belirtilir. Oysa aile İzmir’e geldiğinde Vittorio henüz yedi yaşındadır. Bu okulun 1918 yılında Frenk Mahallesi’nde şubesi de açılacaktır. (Anadolu, 12 Teşrinisani 1334. (12 Kasım 1918)

1911-1912 yıllarında Osmanlı Devleti ile İtalya arasında yaşanan Trablusgarp Savaşı nedeniyle okul bir yıl kapalı kalır. Birinci Dünya Savaşı başladıktan sonra ise diğer İtalyan okulları gibi İzmir İtalyan Mektebi de eğitimini durdurur ve okul kapanır. Bu dönemde önceleri hastane olarak kullanılan okul binasında 15 Kasım 1915 tarihinde İzmir Hususi Muhasebesi’nin idaresinde İzmir İnas İdadi Mektebi açılır. İlk ders yılına 180 civarında kız öğrenci ile başlayan okulun yalnızca birinci sınıfı vardır. İnas İdadisi Müdireliği’ne Fatma Şevket Hanım atanır. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra kapanan İzmir İnas İdadisi, Yunan işgali sonrası kısa bir dönem Misak-ı Milli okulu binasına taşınır.

İzmir İtalyan Mektebi Birinci Dünya Savaşı sonrası, Mütareke döneminde yeniden faaliyete geçme hazırlığına başlar. 1 Nisan 1919 tarihinde onarıma alınan okul tekrar açılır. İşgal dönemi boyunca eğitimi sürdüren okul 13 Eylül 1922 yangınında başlayan büyük yangında ateşin ortasında kalır ve kısmen yanar. Her ne kadar birçok kaynakta “Yanmadan kurtuldu” açıklaması yer alırsa da bu doğru değildir. Özellikle ahşap bölümler ve kubbe ciddi zarar görür. Yangın sonrası okul kapatılır.

Ülkemizdeki yabancı okulların Lozan Antlaşması çerçevesinde yasal olarak tanınması, delegasyonların karşılıklı yazışmaları ile gerçekleşir. Lozan Antlaşması ile ilgili belgeler arasında önemli yer tutan delege mektuplarından, oturma ve yargı yetkisi konusunda sözleşmeye ilişkin mektuplar arasında, okullardan söz eden ve karşılıklı yazılmış üç mektup vardır. Bu mektuplar Türk delegasyonu başkanı İsmet İnönü tarafından İtalya, İngiltere ve Fransa temsilcilerine yazılmış olanlar ile bunlara cevap olarak ilgili devlet temsilcilerinin yazdığı mektuplardır. Bu nedenle Cumhuriyet dönemi başlarken İtalyan okullarının tanınması ve eğitim Lozan görüşmeleri paralelinde yapılan bu yazışmalar sonucu gerçekleşir.

İsmet İnönü’nün söz konusu mektubu şöyledir:

“Lozan Konferansı’nda İtalya Cumhuriyeti Temsilcisi Sayın Montagna Hazretlerine;

Ekselans, Lozan’da bugün imzalanan Oturma Sözleşmesi’ne dayanarak ve bu sözleşmeye eklenmesi öngörülen açıklamanın yerine mektupların geçmesi yolunda birinci komitenin 19 Mayıs 1923 günkü oturumunda alınmış olan karar uyarınca, Türk Hükümeti’nin, Türkiye’de 30 Ekim 1914 gününden önce varlığı tanınmış İtalya’ya bağlı din, öğretim, sağlık ve yardım kurumlarının bu varlıklarını gene tanıyacağını ve Barış Anlaşması’nın bugün imzalandığı sırada Türkiye’de yaşayan benzeri diğer İtalyan kurumlarının durumlarını yasalara uygun biçime getirmek üzere anlayışla inceleyeceğini, Hükümetim adına açıklamakla onur duymaktayım. Her türlü parasal yüküm bakımından yukarıda sözü geçen kurumlar, benzeri Türk kurumları ile tam eşit bir işlem görecek ve onlara ilişkin kamu düzeni hükümleri ile yasalara ve yönetmeliklere bağlı tutulacaklardır. Bununla birlikte, şurası kararlaştırılmıştır ki, Türkiye Hükümeti iş bu kurumların çalışma koşullarını ve okullar konusunda öğretimlerinin gereği olan kuruluş biçimlerini (Organizzazione pratica dell’insegnamento) göz önünde tutacaktır.

Ekselans, en derin saygılarımın güvencesini kabul buyurmanızı dilerim.”

M. İsmet

Mektuptan anlaşılacağı gibi İtalyanlara ait ve 30 Ekim 1914 tarihinden önce varlıkları tanınmış olan din, öğretim, sağlık ve yardım kurumları tanınır. Bunun yanında öteki kurumların da yasal düzenlemelere uygun hale getirilmesi taahhüt edilmiştir. Ayrıca bu kurumların benzer Türk kurumları gibi işleme tâbi tutulacağı ve Türk kurumlarının tâbi oldukları yasal düzenlemelere bağlı olacakları bildirilmiştir. Genel mahiyetteki bu açıklama ve yükümlülük altına giriş yanında okullarla ilgili olarak öğretimlerinin gereği olan kuruluş biçimlerinin göz önünde tutulacağı da ifade edilmiştir. Lozan Antlaşması’nda yer alan bu mektupla Türkiye, sadece İtalya, İngiltere ve Fransa’ya ait, 30 Ekim 1914 tarihinden önce varlığı tanınmış din, öğretim, sağlık ve yardım kurumlarını tanımıştır.

Bu gelişmeden kısa zaman önce de İtalyan Hükümeti Ankara’ya başvurarak İtalyan Mimar Buscaglione’nin İzmir yangınında yanan ya da zarar gören resmi İtalyan kurumlarının tamiri amacıyla İzmir’e gidebilmesi için izin verilemesini talep eder.

Gelişmelere baktığımızda kurtuluştan sonraki ilk ders yılında İzmir’de hiçbir İtalyan okulunun açılmadığı görülür. Ancak 1924 yılı Mart ayında üç İtalyan okulunun kurulmasına / açılmasına izin verilir. Ancak daha sonraki yıllarda İzmir’deki İtalyan okullarının sayısı beşe çıkacaktır. Konumuz olan İkinci Kordon’daki İtalyan mektebi daha önce taşıdığı kolej niteliğinden Türk ilkokulları muadili bir okul olarak eğitime başlar.

Bu arada kısa zaman sonra Lozan Konferansı’nda İtalya Cumhuriyeti Temsilcisi olan Giulio Cesare Montagna İtalyan darü’l-eytamının kapatıldığına dair şikâyette bulunur. Yapılan incelemede okula kapatılma konusunda herhangi bir bildirimde bulunulmadığı anlaşılır. (BOA. Hariciye Nezareti. Mektubi Kalemi. İstanbul Murahhaslığı. / 112 – 90. Belge Tarihi: M 11 Ağustos 1924) İki ay kadar sonra ise Montagna’nın İzmir’deki yabancı mekteplerin açılması hususunda yetkililere gerekli talimatın verilmesi bu kez ricada bulunduğu görülür. (BOA. Hariciye Nezareti. Mektubi Kalemi. İstanbul Murahhaslığı. / 245 – 44. Belge Tarihi: 25 Ekim 1924)

Aradan uzun bir zaman geçip Cumhuriyet’in onuncu yılı kutlamaları sürdüğü dönemde okulun adının Ayyıldız İtalyan Mektebi olduğu görülür. Zaten okulun adının kapanıncaya kadar farklı tarihlerde Ayyıldız İtalyan Kız Okulu, Kordon İtalyan Kız Okulu ya da Hususi İtalyan Kız Okulu gibi değişik adlarla kullandığı görülür. Aynı dönemde İzmir’de bulunan İtalyan okulları şöyledir:

1) Ayyıldız İtalyan Mektebi. Beş yıl ve karma eğitimde 90 öğrenci ile yedi öğretmeni vardır.
2) Bayraklı Mektebi. İki yıl ve karma eğitimde 18 öğrenci ile üç öğretmeni vardır.
3) Göztepe Mektebi. Beş yıl ve karma eğitimde 69 öğrenci ile 10 öğretmeni vardır.
4) Alsancak Kız Mektebi. Üç yıl eğitim verir. 65 öğrenci ve yedi öğretmeni vardır.
5) Alsancak Erkek Mektebi. Beş yıl eğitimde 112 öğrenci ve altı öğretmeni vardır.

1930’ların sonlarına doğru Ayyıldız İtalyan Mektebi’nde büyük bölümü İtalyan asıllı ve bazı öğrenciler Yahudi olmak üzere yaklaşık 130 öğrenci eğitim görmektedir. Yahudi öğrenciler arasında T.C. vatandaşı olanlar da vardır. Bu öğrencilerin 33’ünün yatılı okuduğu okulda İtalyanca’nın yanı sıra Türkçe ve Fransızca dersler verilmektedir.

1940’lı yılların başında ise Cumhuriyet’in ilk yılında kurulmasına izin verilen okullardan yalnız Ayyıldız İtalyan Okulu ile Alsancak’taki İtalyan Okulu’nun açık olduğu görülür.

Bazı belgelerde adı “Centrale” olarak da geçen İtalyan Mektebi binası şehrin yeniden imarı sırasında özellikle Cumhuriyet Bulvarı’nın tamamlanması için kamulaştırılır ve 1944 yılında yıktırılır. İzmir İtalyan Mektebi ise geçici bir dönem için Kordon’da bir apartman dairesine taşınarak eğitim ve öğretimi kısa bir zaman daha burada sürdürür.

Okul binası yıkıldıktan sonra günümüze kadar geçen dönemde Sarıkışla ile birlikte yıkılması nedeniyle en çok eleştiri yapılan iki binadan biri olur. Okul binası gerçekten estetik olarak şık ve değişik bir yapıdır. İzmir Belediyesi’nin bu yıkımının iki farklı açıdan değerlendirilmesi gerekir. Bunların ilki “Bulvarın planlanması” konusudur. Okul binasına bu önemli arter açısından baktığımızda cevap elbette “O bulvar, yıkım olmadan yapılamazdı” cevabını vermek gerekir. Çünkü yıkım döneminde Cumhuriyet Bulvarı üzerinde ve bu okulun tam karşısında İzmir Palas binası vardır. Aralarındaki mesafenin darlığı o arterin bulvar olarak açılmasına izin vermemektedir. Ancak konuya “Cumhuriyet Bulvarı’na başka bir alternatif bulup bina bırakılabilir miydi?” şeklinde yaklaşılırsa “Evet, olabilirdi.” diye düşünebiliriz. Sözgelimi yangın bölgesi planlanırken söz konusu bulvarın şimdiki aksı Kordon’a paralel normal bir sokak olarak bırakılıp, okul ile arkasındaki Kız Meslek Lisesinin bulunduğu alan arasından “Üçüncü Kordon” diye adlandırabileceğimiz bir arter düşünülebilir miydi? Bölgenin düzenlenmesinin ilk yıllarında buna olumlu cevap verilebilirdi. Çünkü o bölgede Fransız Hastanesi’ne kadar henüz yapılaşma yoktur.

Söz gelmişken birçok kaynakta İtalyan Mektebi’nin günümüzdeki Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü binasının bulunduğu yerde olduğu belirtilir. Bu doğru değildir, İtalyan Mektebi’nin çok az bölümü rektörlük binası ile aynı izdüşümdedir. Büyük bölümü günümüzde Cumhuriyet Bulvarı’na denk gelmektedir.

Ancak bu noktada olaya başka bir soruyla da bakmak gerekir: “Bu okulun yıkılma nedeni sadece bulvarın açılması için miydi?” Bu soruya da “Kesinlikle hayır” cevabını verebiliriz. Çünkü okul binası yıkım yılında artık çok yıpranmıştır. 1922 yangınında okulu çevreleyen yapıların tamamı, tek istisna hariç kül olurcasına yanmıştır. Tek istisna da ahşap bölümleri kısmen yanan Fransa Konsolosluğu’dur. Konsolosluğun az hasarla kurtulma nedeni dış cephesinin taş örgüye sahip olması ve limandaki Fransız bahriyelilerin son ana kadar denizden taşıdıkları suyla binayı ıslak tutmalarıdır.

Çevresindeki tüm binalar yanan İtalyan okulu da taş bir yapı olması nedeniyle yangından hasarla kurtulmuştur. Ancak öylesine bir cehennem ateşinden alınan yaralar da çok hafife alınacak gibi değildir. Özellikle doksan derecelik açıyla iki yöne uzanan kanat yapıların birleşme noktasında bulunan kule ve kubbedeki demir aksam ciddi şekilde zarar görmüştür. Birçok bağlantı noktaları çürümüştür. Nitekim yazıya ekli yangın sonrası fotoğraflarda kulenin eğikliği açıkça görülmektedir. Bu sorunlar Cumhuriyet sonrası yapıldığını bildiğimiz onarımla halledilebilmiş midir? Bilemiyoruz. Ancak okul yangından sonra yirmi iki yıl daha hizmet verebilmiştir. Sonuçta İzmir şehri Cumhuriyet Bulvarı’nı kazanırken, hoş bir mimari yapıyı kaybetmiştir.


Kaynakça:

(Bu çalışmanın daha ayrıntılı kaynakça yerleşimini basılmakta olan “Bilmediğimiz İzmir” kitabında görebilirsiniz)

  • “İzmir 1920”, Haz: Dr. Engin Berber, Akademi Kitabevi, İzmir 1998.
  • “Maarif İstatistikleri 1933-1934”, Başvekalet İstatistik Umum Müdürlüğü, Neşriyat No: 68, Ankara.
  • CUINET, Vital ” La Turquie d’Asie, géographie administrative: statistique, descriptive et raisonnée de chaque province de l’Asie”, Isis, İstanbul, 2001.
  • ERDİK, Erkan “II. Abdülhamit Döneminde Kurulan Misyoner Okullarından İzmir İtalyan Mektebi”, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türk Tarihi Ana Bilim Dalı Yakın Çağ Tarihi Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2010.
  • ERTUĞRUL, Halit “Kültürümüzü Etkileyen Okullar”, Nesil Yayınları, İstanbul 2002.
  • FESCH, Paul “Abdülhamid’in Son Günlerinde İstanbul”, Ötüken Yayınları, İstanbul, 2021)
  • HAYDAROĞLU, İlknur Polat “Osmanlı İmparatorluğu’nda Yabancı Okullar”, Kültür Bakanlığı, Ankara, 1990.
  • KURTCEPHE, İsrafil “Türk İtalyan İlişkileri (1911-1916)”, Basılmamış Doktora Tezi, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya, 1990.
  • MUTLU, Dr. Şamil “Osmanlı Devleti’nde Misyoner Okulları”, Gökkubbe Yayınları, 2. Baskı, İstanbul 2005.
  • PERNOT, Maurice “Rapport Sur Un Voyage d’Étude a Constantinople en Egypte et en Turquie d’Asie (Janvier – Août 1912)”, Paris.
  • POLVAN, Nurettin “Türkiye’de Yabancı Öğretim”, M.E.B., İstanbul 1952.
  • ROUGON, Firmin “Smyrne. Situation Commerciale et Économique”, Paris, 1892.
  • SEZER, Ayten “Atatürk Döneminde Yabancı Okullar 1923-1938”, Türk Tarih Kurumu, Ankara 1999.
  • ŞİŞMAN, Prof. Dr. Adnan “20. Yüzyıl Başlarında Osmanlı Devletinde Yabancı Devletlerin Kültürel Ve Sosyal Müesseseleri”, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara, 2006.
  • TUTSAK, Sadiye “İzmir Basınında Levantenler (19. Yüzyıl’ın İkinci Yarısı)”, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, DEÜ Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü, İzmir, 1988.
  • TUTSAK, Sadiye “İzmir’de Eğitim Ve Eğitimciler”, TC Kültür Bakanlığı, Ankara 2002.
  • VAHAPOĞLU, Mustafa Hidayet “Osmanlı’dan Günümüze Azınlık ve Yabancı Okullar”, Boğaziçi Yayınları, İstanbul 1997.
  • Ahenk, Anadolu, Hizmet, Sada-yı Hakk gazeteleri.
  • Yarım Ay Dergisi.
  • Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi Fonları:
  • Dahiliye. Şifre Kalemi.
  • Hariciye Nezareti. Mektubi Kalemi.
  • Hariciye Nezareti. Mektubi Kalemi. İstanbul Murahhaslığı.
  • Hariciye Nezareti. Tahrirat.
  • İrade. Defter-i Hakani.
  • İrade. Maarif.
  • İrade. Rüsumat.
  • Maarif Nezareti. Mektubi Kalemi.
  • Meclis-i Vükela Mazbataları.
  • Şurayı Devlet.
  • Yıldız. Kâmil Paşa Evrakı.
İLİŞKİLİ YAZILAR
- Advertisment -
 

EN ÇOK OKUNANLAR