Ana Sayfa Kent-Yaşam yazıları Hediye Selda Yılmaz Benim Gözümden İran / Gülistan Sarayı 3-Tahran

Benim Gözümden İran / Gülistan Sarayı 3-Tahran

Çini Bezemeli Duvar: Sarayın görkemli ana salonlarını gezdikten sonra kalan yapıları dışarıdan görmek üzere bahçeye çıkıyoruz. L şeklinde bir yol izleyerek gezimizi sürdürüyoruz. 

Çini bezemeli duvar – Gülistan Sarayı – Tahran

Yolumuzun üzerinde sol yanda uzunca çini bezemeli bir duvar, sağ yanda havuz ve bitkilerle bezenmiş bir bahçe yer alıyor. Bir sağa bir sola bakıp, fotoğraf çekmeye çalışıyorum. Az önce gördüklerimin bende yarattığı göz kamaşması bitmeden yenilerini yaşıyorum. Her zamanki gibi grubun en arkasında kalıyorum. Heyecan, sevinç, telaş, şaşkınlık, hayranlık… Hepsi birden içimde birbirine karışıyor.

 Hayatımda ilk kez çini bezemeli bir duvar gördüğüm için şaşkınım. Yalnızca bir bahçe duvarı. Ama tamamen çini kaplı bir duvar. Sanki İran’daki bütün çini motifleri buraya nakşedilmiş. Her bir bölümde birbirinden farklı motifler var. Bir hikâye ya da konu bütünlüğü yok. Manzaralar, kuşlar, çiçekler, mitolojik figürler, geometrik motifler göz alıcı renkleri ile insanı kendine çekiyor. Bu duvar bile İran kültürünün zenginliğini gözler önüne seriyor.

Çinili duvar yakın zamanda yenilemeden geçmiş. Bazı bölümlerde çini bezemelerin yenileme öncesi ve yenileme sonrası durumlarını bir arada görebiliyorsunuz. Zamanım olsaydı ve ben uzun uzun bu nakışları inceleseydim, ne güzel olurdu değil mi? Olamıyor, birkaç fotoğraf alabiliyorum. Daha görülecek çok şey var. Duvarın devamında bambaşka bir şaheser bizi bekliyor.

Güneş Binası – Gülistan Sarayı – Tahran

Güneş Binası: Çinili duvarın bitiminde Güneş Binası yer alıyor. Bakım, onarım ve yenileme çalışmaları nedeniyle içine giremiyoruz. Binanın dışını nakışlı branda ile kapatmışlar. Brandaları bile nakışlayan bir kültürle karşı karşıyayım, yine şaşkınım.

Nasırüddin Şah Avrupa’daki çok katlı binalara özenerek 1685-1687 yıllarında bu binayı yaptırmış. En üst balkona çıkıp buradan Tahran’ı izlemeyi severmiş. İç ve dış bezemelerinde kullanılan aynalar, renkli camlar ve nakışlar nedeniyle güneşte parlayarak göz alırmış. Bu nedenle halk tarafından Güneş Binası adı verilmiş. 

Güneş Binası ve Rüzgâr Kuleleri – Gülistan Sarayı – Tahran

Günümüze gelirsek her şey tersine dönmüş durumda. Tahran gökdelenlerle boğuluyor ve sarayları görmek için özel bir çaba gerekiyor. Çevredeki ruhsuz beton binalar bu güzellikleri gölgeliyor. 

Saray topluluğu içinde dört adet rüzgâr kulesi bulunuyor. Rüzgâr kulelerini kısaca doğal klima sistemleri olarak tanımlayayım. Bu konu ile ilgili ilerleyen bölümlerde daha ayrıntılı bilgi vereceğim.

Ziyaret edemediğimiz ancak söz etmek istediğim birkaç yapı daha var:

Mermer Taht Salonu – Gülistan Sarayı – Tahran

Mermer Taht Salonu: Yenileme çalışmaları nedeniyle içini, hatta dışını bile tam göremedik. Büyük ve nakışlı bir bez ile kapatılmıştı. Adından da anlaşılacağı gibi bu salonda büyük bir mermer taht bulunuyor. Mermer tahtın sütunları 65 farklı insan motifi işlenmiş sarı renkli kaymak taşından yapılmış.

Beyaz Kale: Osmanlı Sultanı Abdülhamit’in Nasırüddin Şah’a gönderdiği hediyeler bu binada sergileniyormuş. Dışı beyaz olduğu için bu ad verilmiş. Ancak ziyarete kapalıymış. Niçin kapalı olduğunu öğrenemedim. Gezmek isterdim.

Ayrıca Etnoğrafya Müzesi’ni de ziyarete kapalı olduğu için gezemedik.

Saray gezimizin bitiminde resim yapan bir grup öğrenci ile karşılaştık. Güzel Sanatlar Fakültesi’nden öğrenciler Güneş Binası’nın resmini yapıyordu. Aralarında bir de gezgin vardı. Gezimiz boyunca buna benzer şekilde keyifle resim yapan birçok kişi ile karşılaştık.

İmrenerek resim yapanları izledim. Dış dünyadan kopmuş, resme odaklanmışlardı. Ülkemizde sokakta oturup resim yapan birini hiç görmediğimi anımsadım.

Güneş binasını resimleyen öğrenciler ve gezgin – Gülistan Sarayı – Tahran

Bu bölüme çini bezemeli duvar ile başladım, “Duvar” başlıklı bir şiirle bitirmek istiyorum. Sizi, severek okuduğum, yaşamı ve şiirleri ile birçok duvarı yıkan, İran şirinin asi ve özgür kalemi Füruğ Ferruhzad ile baş başa bırakıyorum:

DUVAR

soğuk anların çarçabuk geçişinde
vahşi gözlerin suskunlukla
duvar örüyor etrafıma
kaçıyorum senden yol sapaklarında

kırları yıldız tozundan görebileyim diye
ışık pınarlarının suyunda yıkanayım diye
sıcak yaz günlerinin ebruli sisinde
eteğimi yabani zambaklarla doldurayım diye
köy evlerinin damından horoz seslerini duyayım diye

***

Kaynaklar:

– İran Gezi Rehberi / Zafer Bozkaya/ Okyanus yayınları / 2018
– Rüzgar Bizi Götürecek / Toplu Şiirler / Çeviri: Makbule Aras Eivazi / Yapı Kredi Yayınları / 2019

İLİŞKİLİ YAZILAR
- Advertisment -
 

EN ÇOK OKUNANLAR