Her yeni yıl beyaz bir sayfa

Kent yaşamı yoğun bir yaşama temposunu da beraberinde getiriyor. Yoğun yaşama temposu da stres getiriyor. Trafik, iş yaşamının yoğunluğu, koşturmaca, her yere ve herkese son sürat yetişebilme telaşı, sorumluluklar derken bir hızla geçiyor yaşam. Takvimlerle, saatlerle ölçmeye çalışıyoruz da zamanı, bir türlü yakalayamıyoruz. Rüzgâr gibi kayıp geçiyor parmaklarımızın arasından. “Zaman değişti” diyoruz, biz miyiz, yoksa o mudur değişen? 

İşte 2021 yılına “Elveda” dedik, hoş gelsin 2022. Dile kolay gelse de, tam 365 gün… 365 kez güneşin doğduğu ve aynı kez battığı, dört mevsimin yaşandığı, sevinci, hüznü ile kimimiz mutluluğu, kimimiz mutsuzluğu ve kimimiz de sağlık sorunu yaşadığı, kimilerimizin  zorluk, acı, kayıp ve afetleri göğüslemek mecburiyetinde kaldığı, koskoca bir zaman dilimini geride bırakıyoruz.

Toplum deyince iç içe uzanan çağlar boyunca tüm insanların yazdığı ortak bir metinden söz etmiş oluyoruz. Dünlerden gelip bugünlere gelip, bugünlerden geçerek yarınlara uzanan karmaşık bir metin bu. Her çağ, her kültür kendi damgasını koyuyor bu metne. Çağdaş yaşamın tüketim hızından yakınıyoruz, çevrenin ihmal edilişine, anlamsız savaşlara, zenginlerle yoksulu ayıran uçurumun giderek büyümesine, ekonomik krize…

Her gelen günün bir öncekini, her yeni haberin eskisini kovaladığı, anlam aramanın değil anlamdan kaçmanın öne çıktığı günümüz dünyasında kaygılar da artıyor. İnsanlık serüveninin tüm renkliliği ve çeşitliliği içinde yıllar geçiyor. Ama her şeye rağmen, umutla karşılıyoruz 2022’yi. Her yeni yıl beyaz bir sayfa, yeni, taze bir başlangıç. Varsın acılar taze olsun, çözümsüzlükler alabildiğine derin görünsün… 

Ne çok şeyi öğretti bana geçen yıllar… Hayatta asıl önemli olan çıraklık, hayatın bana öğrettiklerinin sonu yok. Kendime ayna tutmaya çalıştım. Ne çok hata, yanlış yapmışım… Geçmişteki başarısızlıklarım, fevri ve hatalı kararlarım, tökezlemelerim… Her üzüntünün arkasından sevincin geldiğini gördüm, sabretmeyi öğrendim. Mükemmel olmadığımı biliyorum, bununla birlikte, mükemmel olabilmek için gayret ediyorum. Mükemmel olmayan tarafıma bakmak da bu sürecin önemli bir kısmı. Nasıl yapacağımı bilseydim, o zaman daha iyisini yapardım. Şimdi’yi yeniden programlamakla kendimi değiştirme şansımın her an için mümkün olduğunu artık biliyorum.

Olmak ve oluşmak üzerine hiçbir formül yok. Kimse benim eksiklerimi benim katlandığım kadar katlanamaz. Yalnızca şunu biliyorum: Ben varım, ben benim, ben buradayım ve ben oluyor, oluşuyorum. Kimse benim yaşamımı benim için kurmuyor; kendi yaşamımı kendim kuruyorum. Eksiklerimle, hatalarımla, kendimle yüz yüze gelmeliyim. 

Sevginin gücünü öğrendim. En önemlisi de; geçen her yıla teşekkür etmeyi öğrendim. Geçen yılların bir değeri olduğunu öğrendim. Çünkü şu anda var olan ben’i oluşturdu geçen yıllar. Öğrenecek daha çok şeyim olduğunu hissettirdiği için, umutlarımı da yanıma katarak, var gücümle yeni yıla “Hoş geldin” diyorum. 

İnsanoğlu zor günlerden geçti, geçiyor. Önümüzdeki yıl bir kez daha zorlu bir yıl geçireceğimiz ön görülüyor. Gene de insanoğluna, geçmişine bakarak güveniyorum. Aydınlığı, sevincin türküsünü söylemeyi sürdürmek gerek. İnsanoğlunun mayasında en olanaksızlıklarda bile umutsuzluktan umut yaratması, yaşama ve dünyaya her güneşin doğuşunda mutluluk sevinciyle uyanması varken…

RELATED ARTICLES
- Advertisment -
 

EN ÇOK OKUNANLAR