Ana Sayfa Kent-Yaşam yazıları Hediye Selda Yılmaz 3. İzmir Sefarad Kültür Festivali İzlenimleri - 2

3. İzmir Sefarad Kültür Festivali İzlenimleri – 2

1.Juderia mahalleleri ve kortijolar gezimi tamamlayıp festival etkinliklerinin gerçekleştirildiği sinagoglar bölgesine döndüm. Kaldığım yerden izlenimlerimi aktarmayı sürdürüyorum.

İzmir Yahudi Kültür Mirası Projesi

Kemeraltı sinagogları ve diğer Sefarad yapılarını gösteren kroki – Bet Hillel Sinagogu

İzmir Yahudi Cemaati Vakfı, “İzmir Yahudi Kültür Projesi” adıyla anılan geniş kapsamlı bir kültür projesi yürütüyor. Konu ile proje yöneticisi Nesim Bencoya, Sinyora Sinagogu’nda yapılan söyleşide ayrıntılı bilgiler verdi.

Ben ara sıra sinagoglar bölgesini ve Havra sokağını dolaşırım. Yıllardır her şey aynıydı. Son zamanlarda bu bölgede bir hareketlenme olduğunu gözlemledim. İyi bir şeyler oluyordu. Bölge şantiye alanı gibiydi. Bakım, onarım ve yenileme çalışmaları vardı.

Etz Hayim (Hayat Ağacı) Sinagogu

Etz Hayim ve Hevra Sinagoglarının bakım ve onarımları çalışmaları bitirildi ve bu festivale yetiştirildi. Ziyarete ve etkinliklere açıldı. Bu vesileyle proje yürütücüleri, vakıf ve destekçilerin katkı ve emekleri için teşekkür ediyorum. 

Projenin ana amacı tarihi Kemeraltı’da bulunan Sinagoglar bölgesini ve çevresini yaşayan “Sefarad Kültür Merkezi” haline getirmek. Böylece hem Sefarad kültürünü yaşatmak, ülkemize ve dünyaya tanıtmak, hem de inanç ve kültür turizmi kapsamında bu bölgeyi bir çekim merkezi haline getirmek istiyorlar. Uzun süredir gelişmeleri izliyorum. Bu projenin Kemeraltı’na, İzmir’in kültürüne ve turizme önemli katkılar sağlayacağını şimdiden öngörebiliyorum.

Hahamhane

Hahamhane ile ilgili bir gelişme-iyileşme henüz görmedim. Dileğim hukuki sorunların çözülmesi ve bu değerli yapının da bakım-onarım görerek kullanıla bilinir hale getirilmesidir.

Pecha-Kucha Akşamı nedir?

Festivalin bir diğer etkinliği “Pecha-Kucha Akşamı” adıyla anılan “Kültürel Miras Girişimleri” başlıklı etkinlikti. İlk duyduğumda şaşırmıştım. Ben bu etkinliğe katılmadım. Ancak nasıl bir şey olduğunu merak edip araştırdım. Pecha-Kucha etkinliği; konu içeriğini kısa sürede ve etkin bir şekilde bir topluluğa sunmayı amaçlayan bir sunuş tarzıdır. 

Sunuş yapan kişi her biri 20 saniye süresince 20 görseli toplam 6 dakika 40 saniye süresince göstererek sunuşunu tamamlar. Festival kapsamında düzenlenen Pecha-Kucha etkinliği daha sonra sosyal medyada görsellerle paylaşıldı. Ben de bu konuda fikir sahibi oldum. Etkinliğe katılmasam da yeni bir şey öğrendiğim için mutlu oldum. 

“Kanarya sesli kadın” Roza Eskenazi ve sürpriz konuk

Festival programında yönetmenliğini Roy Sher’in yaptığı Roza Eskenazi ile ilgili bir belgesel film gösterisi olacağını görünce çok heyecanlandım. Roza Eskenazi’yi bilirim ve çok severim. Sesini duyunca içim titrer. 

Roza Eskinazi

Roza Eskenazi; babasının tüm engellerine karşı çıkarak, şarkı söylemeyi ve dans etmeyi yaşamının biricik amacı haline getirmiştir. Bu yönüyle benim için özeldir.

20. Yüzyıl başlarında kadınların sahnede şarkı söylemesi ve dans etmesi hoş karşılanmazdı. Roza Eskenazi bu tabuyu yıktı, geçti. Kuşkusuz içinden geldiği gibi yaşamayı seven, müzik ve dansla kendini ifade etmeyi kafasına koyan güçlü bir kişiliğe sahipti.

Sadece rembetiko değil; symrineiko, Ladino şarkılar, Yunan adaları şarkıları, kantolar, sanat musikisi, halk türküleri ve aranjmanlar da yorumlamıştır. Türkçe, Yunanca, Ladino, Yidiş, İtalyanca, Arapça ve Ermenice olmak üzere, toplam yedi dilde şarkı söyleyebilen sanatçı çok dilli, çok renkli bir müzik evreni yarattı. Öyle çok sevildi ki ünü Amerika’ya ulaştı. Roza 1930’lara damgasını vurdu ve “rembetikonun kraliçesi” oldu.

Plak kayıtları yaptı, turnelere çıktı, konserler verdi. Arkasından gelen birçok sanatçıyı etkiledi. 

Belgesel filmde; torunu, arkadaşları ve biyografi yazarının anlatımı ile Roza Eskenazi ilgili ayrıntılı bilgiler edindim. Filmde kendi sesinden ve çağdaş sanatçıların seslendirdiği birer “Roza Eskenazi klasiği” olmuş şarkılar da dinledik. Bu yönü ile film bir belgesel-müzikal tadındaydı.

 Müzikle yoğrulmuş doludizgin bir yaşama tanık olduk. Her anı “Sen neymişsin Roza, bravo sana” dedirten iç sesimle keyifli ve hayranlıkla dolu bir akşam yaşadım.

Film sonrası, sonradan sürpriz bir şekilde bu akşam programına dâhil olan müzisyen Evrim Ateşler, Roza Eskenazi’den seçilmiş şarkılar seslendirdi.

Ne mutlu bana Roza Eskenazi’yi tanıdığım ve sevdiğim için. Bilmeyenler, duymayanlar da bu yazı aracılığı ile lütfen öğrensin, keşfetsin.

Yazımın bu bölümünü “Benim tatlı kanaryam” adıyla bildiğimiz anonim şarkının Roza Eskenazi yorumu ile bitirmek istiyorum. 

İLİŞKİLİ YAZILAR
- Advertisment -
 

EN ÇOK OKUNANLAR