Ana Sayfa Kent-Yaşam yazıları Orhan Beşikçi Başkan Tunç Soyer’le üçüncü Basmane buluşması

Başkan Tunç Soyer’le üçüncü Basmane buluşması

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’le üçüncü Basmane gezisine Kervan Köprüsü’nden başladık. Geziye, Genel Sekreter Yardımcısı Ertuğrul Turgay, Başkan Danışmanı Ahmet Altan, Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanı Funda Erkal Öztürk, Tarihsel Çevre ve Kültür Varlıkları Şube Müdürlüğü Sanat Tarihçi Ayşegül Güngören, Metro AŞ Yönetim Kurulu Üyesi Aytekin Sözen, İZFAŞ Yönetim Kurulu Üyesi Haldun Barışcan, Profesyonel Turist Rehberi Pınar Kızıl, Mimar Mihriban Yanık, Şair Cem Seyhun Ünbay, Yahudi Kültür Mirasını Koruma Koordinatörü Nesim Bencoya, Başkan Asistanı Kerem Ziya Yangöz, Merve Berkcan, basın bürosundan gazeteci ve kameraman arkadaşlar katıldılar.

Farkına varmadan her gün üzerinden binlerce insan geçtiği tarihi köprünün görünür olmasını istediğimiz için buluşma yerini Kervan Köprüsü olarak belirledik. İsteklerimiz arasında köprünün kuzeye bakan cephesine seyir terası yapılması vardı… Şairlere, ressamlara, öykücülere, sinemacılara esin kaynağı olabilecek köprünün mimari özelliklerini Sanat Tarihçisi Ayşegül Güngören anlattı.

İkinci durağımız etrafı çöplük haline gelen, kıymeti bilinmeyen Gaziler Çeşmesi oldu. Gazilerin aziz hatıralarını canlı tutmak için 1935 yılında inşa edilen1418 numaralı çeşmenin teknesinin ortaya çıkarılıp akar hale getirilmesini, etrafının çiçek bahçesi olması hayalimizi paylaştık…

Kervan Köprüsü ve Gaziler Çeşmesi’nden aldığımız güçle yokuşu çıkıp kemeri yıkık olan Koca Kapı’ya geldik. Yılların ihmaline uğrayan, şimdiye kadar araştırılmamış tarihi kemer ve yanındaki sarnıçlı çeşmenin restore edilmesini istedik. Eskiden bu tür işler ihaleye çıkmadan onarımları restoratörler kontrolünde belediye kadrolarında görev yapan, gönye, şakul, terazi, kullanmasını bilen ustalar tarafından yapılırdı. Aranırsa belediye kadrosunda kemerin eksik kısmını örüp, orta noktasına kilit taşını yerleştirecek ustalar sanırım bulunur.

Aynı yerde Salih Dede yatır yeri olarak bilinen, Roma çeşmesi olabileceğini düşündüğümüz kemerli nişi geçip, 15 Mayıs 1919 yılında şehit olan polislerin anısına inşa edilen Polis Şehitliği’ne uğradık. Başkan, üç parça halinde yerde yatan, aynasında “Türkiye Cumhuriyeti memlekete verdi hayat…” yazılı 1932 tarihli Cumhuriyet dönemi çeşmesinin durumunu gördü. Uray çeşmesi ile birlikte bulunduğu yerden daha fazla zarar görmeden kaldırılıp korunma altına alınması için talimatlar verdi.

Bunaltıcı öğlen sıcağına aldırmadan dik merdivenleri aşıp Servilitepe’ye ulaştık. Belçikalı şirketin bu alanda inşa ettiği su pompa istasyonu girişinin trafo binası ile kapatılmış olduğunu gördük. Asıl üzücü olanı, Başkan Koordinatörü Hasan Tahsin Kocabaş ile birlikte gördüğümüz su vanaları ve borularının çalınmış olmasıydı… Çok göç alan bölgede hırsızlık olaylarının arttığını, bundan en fazla tarihi eserlerin zarar gördüğünü, ruhsatı olmayan atık ve hurda depolarının kapatılması konusunu konuştuk.

Servili Mescit duvarına bitişik C.H.F Çeşmesi, Kubilay Mahallesi’nde defineciler tarafından tahrip edilmiş türbe ve yakınında bulunan Roma kemeri ve duvarlarına Başkan Soyer özel ilgi gösterdi.

Selahattioğlu Camisi’nin sonradan yapılan merdivenleri engellediği için ziyaret edilemeyen Selahattin Dede Türbesi’nden sonra yol boyunca karşımıza çıkan, erken Osmanlı dönemi su yapılarını, etrafı çelik konstrüksiyonla çevrilmiş harap evlerin bulunduğu kirli sokaklardan geçip, Pazaryeri Mahallesi’nde Altınordu Spor Kulübü sahasında yeni açılan yüzme havuzunu görmeye gittik.

6-12 yaşındaki çocukların su sporlarıyla buluşturan uygulamayla yukarı mahallelerin yüzünü güldüren örnek tesise emeği geçenleri kutladık. Oradan diğerleri gibi kent belleğinde adı geçmeyen Merdivenli Medrese’ye girdik. Medrese alanı içinde olan dönemin müderrislerinin yattığı hazirenin inanç turizmine yapacağı katkıyı değerlendirdik.

Zamanımız kısıtlı olduğu için kestirme yollardan Başkan Tunç Soyer’i tekrar Altınpark’la buluşturduk. Altınpark Arkeolojik Alanı ve Anafartalar Caddesi iyileştirme ve yayalaştırma projelerinin önceki dönemlerde yapıldığını acilen uygulanmasını istedik.

Yaptığımız gezide sadece mimariyi değil, bölgede yaşayan ekonomik sıkıntı içerisinde olan insanların sorunları hakkında Başkan’ı bilgilendirdik. Özellikle sığınmacıların ve yoksulların yaşadığı semtte banyo ihtiyacı olanların faydalanması için mevcut hamamların devreye sokulması düşüncemizi anlattık. Sanırım bu konuda sürpriz gelişmeler olacak.

Yolumuzun üzerinde, Oteller Sokağı girişinde, virane halde olan Uşaki-zade Konağı’nı ziyaret ettik, İzmir Belediyesi Başkanlığı yapmış Muammer Uşaklıgil ve kızı Latife Uşaklıgil’in doğduğu, Halit Ziya Uşaklıgil’in anıları olan binanın durumuna çözüm aradık.

Agora ören yerinin yeni giriş kapısının karşısında, eski Lale Sineması’nın arsası üzerine inşa edilen, Yıldız Sineması ve Bıçakçı Han gibi kent kültürüne katılması düşüncesiyle girdiğimiz üç katlı binanın teras katından, kütlesiyle tarihi çevreyi ezen katlı otoparka baktık. Başkan katlı otoparkı yıkacağını söyleyince umutlandık.

Gezinin başlangıcından itibaren Sanat Tarihçisi Ayşegül Güngören, Mimar Mihriban Yanık, Profesyonel Turist rehberi Pınar Kızıl, Şair Cem Seyhun Ünbay, Başkan’ı ve gezi heyetini bilgilendirdiler.

Başkanla Alyans Mektebi’nin önünde vedalaşırken Şair Cem Seyhun Ünbay, İzmir şiirleri kitabını, Mimar Mihriban Yanık, İzmir temalı tablosunu imzalayıp Başkan’a takdim ettiler.

Güzel ve verimli bir gündü. Yılların ihmaline uğramış eski İzmir sokaklarının zenginliğini ve yoksulluğunu başkan ve çalışma arkadaşları gözleriyle bir kez daha gördüler. Vedalaşırken birinci Basmane gezisinde Turist Rehberi Pınar Kızıl’ın Başkan’a hitaben yazdığı mektubu geldi aklıma:

“Rakım Elkutlu’nun ‘Bana hiç yakışmıyor böyle intizar şimdi’ bestesi yankılanamaz mı çıkmaz sokakta gezenlerin kulaklarında? Hatuniye Meydanı’nda efeler topuk vuramaz mı festivallerde? Fener alaylarını karşılayacak bir 9 Eylül müzesiyle kurtuluşun ruhu yaşatılamaz mı nesillere yeniden mesela? 8500 yıllık bu şehir, bu sokaklar görsel şölenlerle kendi zenginlikleri ve kimliğiyle tanışmalı yeniden. Ve her şey bir yana, Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının 1919 da başladıkları, uzun ve yorucu yürüyüşlerinin son, ancak muzaffer, mağrur ve güçlü ayak seslerinin yankısını duyurmayı hak etmiyor mu Anafartalar caddesi? Siz yapabilirsiniz Başkan’ım. Hadi her şey bir adımla…”

Ayrılık zamanı Başkan’ı uğurladıktan sonra dostlarla yorgunluk kahvesi içmeye Kemeraltı sokaklarına doğru yürüdük. Gezinin sonuçlarını hep birlikte göreceğiz…

(Fotoğraflar: İBB Basın Bürosu)

RELATED ARTICLES
- Advertisment -
 

EN ÇOK OKUNANLAR