Ana Sayfa Kent-Yaşam yazıları Uzm. Dr. Metin Özer İzmirli kahraman-heykeltıraş Fuat Mensi Dileksiz unutulmasın

İzmirli kahraman-heykeltıraş Fuat Mensi Dileksiz unutulmasın

Bir süre önce araştırmacı yazar Orhan Beşikçi ile İzmir Tilkilik doğumlu ressam ve ülkemizin ilk Türk heykeltıraşlarından Fuat Mensi Dileksiz’in adına düzenlenen parkı görmeye gittik. Önümüze, Yıldırım Kemal İlkokulu’nun karşısında, İzmir’in önemli mezarlıklarından biri olarak bilinen Emir Sultan haziresinin hemen yanı başında bulunan boş bir arsa çıktı. Bir zamanlar burada Cem Açık Hava Sineması da varmış.

25 Temmuz 2015 tarihli Yeni Asır gazetesinin “Milli kahramana geç gelen vefa” başlıklı yazısında, “Vefatından sonra yıllar içinde kaybolan mezar yeri Tire asri kabristanlığı eski imamı Said Çallıoğlu tarafından beş yıl önce tesadüfen bulundu. Atatürk’ün yakın silah arkadaşlarından biri olarak bilinen Dileksiz’e vatana hizmetlerine yakışır bir mezar yaptırıldı” deniyordu [1]. 

Haberde adı geçen Tireli araştırmacı yazar Yılmaz Göçmen’e telefon ile ulaştım. Yılmaz Göçmen, “Mensi’nin Balkanlarda, Trablusgarp’ta savaştığını, şarapnel yarası aldığını, İzmir’deki Atatürk anıtının yapımında İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica ile çalıştığını, İzmir Milli Kütüphane’deki Vali Rahmi Bey ve Vidinli Tevfik Paşa’nın büstlerini yaptığını, Tire, Aydın, Bergama, Dikili, Ayvalık’ın doğal güzelliklerini tuvallerine yansıttığını” anlattı. 

Mensi’nin Hisarönü’nde atölyesi olduğu, hatta burada dersler verdiği bilinmektedir. Mevlüt Çelebi’nin “İzmir Gazi Heykeli” isimli kitabında, 1932 yılında yapımı biten anıtta görev alan başta İtalyan Pietro Canonica olmak üzere birçok kişiden bahsedilirken, Mensi’nin adı geçmemektedir [2]. Yaşamı boyunca geri planda kalmayı uygun bulduğundan adı kayıtlara girmemiş olabilir. 

Mensi, 1938 yılında Aydın’da yaşamaya başlamıştır. Aydın Gazetesi’ne verdiği söyleşide, “Üç aydır Aydın’da bulunuyorum. Fakat burada asıl gaye ve hedef revaç bulmuş olmadığından levha yazmakla iştigal mecburiyetinde kaldım. Bu da çok kötü şey oluyor” diyerek, parasal sorunlarını anlatmaktadır. Yazı, “55’ini dolduran değerli adam, İzmir’deki Gazi heykelinde de parmaklarının rol oynadığından kısaca ve mütevaziane bahsederek, “Maddi hiç bir gaye taşımıyorum, yalnız içimde estetik sanatlara karşı olan arzuyu henüz tatmin edemediğime esef ediyorum. İstiyorum ki, memleket nam hesabına bana yalnız masrafı verilen birçok şeyler yapayım” satırlarıyla devam eder [3].

Zahir Güvemli onu, “Fuat ‘kalp’ demek. Mensi ise ‘unutulmuş’. Soyadı Kanunu ile aldığı isim olan ‘Dileksiz’i de hesaba katarsanız, Fuat Mensi’nin adeta isteyerek zorla kendini unutturduğuna hükmedersiniz” sözleriyle tanımlar. “1880’de doğmuş, 1965’de ölmüş olan Fuat Mensi, Frenklerin tabiriyle tam bir avanturier (maceracı) idi. Seksen beş yıllık ömründe girmediği kalıp, boyamadığı boya hemen hemen kalmamıştır. Çok çeşitli istidatları vardı, heykeltıraşlık, ressamlık gibi meşguliyetlerinden başka seyahat ve macera zevki onu daima takibetmiştir. Fuat Mensi’nin son yılları gözlerine inen perde (katarakt) dolayısıyla gerçekten münzevi geçmiştir. Dünyadan elini, eteğini çekmiş adeta unutulmuştur” der [4]. 

Mensi, 1952’de Tire-Derekahve’de çınar ve ceviz ağaçlarının gölgesinde çivit boyalı küçük bir ev satın alır. Yılmaz Göçmen’in anlattığına göre, bu ev metruk şekilde halen ayaktadır. Yüzlerce kara kalem, sulu boya, yağlıboya resim yapmış olan Fuat Mensi, görüldüğü gibi çok hareketli maceralı bir hayat sürmüştür. Ömrünün son günlerinde büyük sıkıntı ve yoksulluk çekmiş, cesedi evinin bahçesinde üç gün sonra bulunmuştur. Bu sırada evindeki kıymetli eserleri ve özel eşyaları çalınmıştır.

Vidinli Tevfik Paşa büstünde Fuat Mensi imzası

İzmir Milli Kütüphane girişinde 1874-1947 yılları arasında yaşamış olan İzmir Valisi Rahmi Bey’in büstü vardır. Büstün üzerinde sanatçının adı görülmez. Vidinli Tevfik Paşa’nın büstü de kütüphanede özenle korunmaktadır. Tevfik Paşa (1832-1901) matematikçi ve general rütbesinde bir askeridir. Tevfik Paşa’nın büstünün İzmir Milli Kütüphane’ye nasıl geldiği bilinmemektedir. 

Tevfik Paşa’nın büstü incelendiğinde kaidesinin alt köşesinde Osmanlıca, 1916 – Fuat Mensi adının kazılı olduğu görülür. Yazı, kütüphane görevlisi tarihçi Mehmet Soysal tarafından okunmuştur. Bu büstün İzmirli sanatçı Fuat Mensi’nin eseri olduğunu belirtir bir plaket konması hatırasını canlı tutacaktır. 

Fuat Mensi’nin resimlerinin pek çoğunda tarih olmadığı gibi, imzaları da muhteliftir. Bazen Fuat M., bazen F. Mensi, bazen ise Fuat M. Dileksiz olarak imza atmaktadır. Bu istikrarsızlık hayatı boyunca sürüp gitmiş, bir yerde ve bir işte sebat etmemesine yol açmıştır. Büstteki ad 1916’daki yapılış tarihine uygun olarak Osmanlıca iken, Cumhuriyet döneminde Latin harflerini kullanmıştır.

Fuat Mensi Dileksiz’in adının yaşatılması

Bir kahraman ve ülkemizin önde gelen heykeltıraşlarından, natürmort ressamlarından biri olan Fuat Mensi’nin adı unutulmuştur. İzmir- Tilkilik doğumlu Fuat Mensi Dileksiz’in adını taşıyan park kayıtlarda olmasına karşılık, yeri harap haldedir. Buranın uygun bir şekilde düzenlenmesi, bir büstünün atölyesinin olduğu Hisarönü civarına dikilmesi, Tire’deki evinin restore edilerek, eserlerinden bazılarının burada sergilenmesi kent kültürüne katkı sağlayacaktır.

Kaynaklar:

[1] Yeni Asır, 25 Temmuz 2015.
[2] Mevlüt Çelebi, İzmir Gazi Heykeli, İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2002.
[3] Aydın, 1.Kanun 1938.
[4] Zahir Güvenli, Unutulmaya yüz tutmuş bir ressam Fuat Mensi Dileksiz, Türkiyemiz, sayı 44, Ekim 1984.

İLİŞKİLİ YAZILAR
- Advertisment -
 

EN ÇOK OKUNANLAR