Ana Sayfa Kent-Yaşam yazıları Orhan Beşikçi Eski İzmir çeşmelerinin mini envanteri

Eski İzmir çeşmelerinin mini envanteri

Sanat Tarihi Uzmanı Ayşegül Güngören’le birlikte kentin yukarı mahallerinde kaderine terk edilmiş İzmir çeşmelerini ziyaret ettik. Sayın Güngören, mesleki tecrübesiyle eski İzmir çeşmelerini yorumlamakla kalmadı, ayrıca mini envanterini çıkardı. Envanter çalışmamız bundan sonrada devam edecek. Fotoğrafları turizm dalında yüksek lisans yapan sevgili Nehir Önen çekti. Teşekkür ederim.

“Aşikardır ki su tüm inançların hayatla ilişkilendirdiği bir nimet olarak kutsal bir değere sahiptir. Her inançta arınma ritüelleri su ile gerçekleştirilmiştir. Çeşmeler, sebiller, sarnıçlar, ayazmalar, hamamlarla işlevlendirilen su yapılarına şehir, mahalle, sokak perspektifinden bakıldığında hem gereksinimlerin hem de kutsal yanın bir sentezi olduğu görülür. Su ile ilişkili yapılar; o yerleşimin sosyal hayatının da önemli göstergelerini barındırır. Hayatın içinde biriken kırılma noktalarını belgeler. Bir yerleşimden diğerine ortaklıklar benzerlikler taşısa da kendine has özellikleri ile biricik değere sahiptir. Bu mini envanter yok olmaya yüz tutan Farsça ‘da göz anlamına gelen çeşmelerin tarih içindeki şahitliklerinin görülmesini sağlamak amacı için yapılmıştır. Çoğunluğu Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin ideallerini nakleden birer nefer olan söz konusu çeşmeler; benzer ifadelerin çeşme dışında Kültürpark içerisinde taşa nakledilen çağdaş örnekleriyle özdeştir. Anımsamak ve korumak için görünür kılmak gerekmektedir. Her birinin kendi yerinde yaşatılması idealdir. Ancak bu uygulamanın olanaksız olduğu durumlarda bilhassa dört yüzü olan obelisk tarzı çeşmelerin hem su hem de Cumhuriyet ile ilişkilendirilebilecek bir alanda uygun bir tema ile görünür bir dış mekân sergisi içinde bir bütünlük sağlayacak nitelikte sergilenmesi tavsiye edilmektedir.”

Sanat Tarihi Uzmanı
Ayşegül Güngören

Çeşme 01

Bahçe duvarı üzerinde tek cepheli olarak yer alır. Duvardan dışa taşkın bir dikdörtgen prizma çıkıntısı olasılıkla cidarlarındaki kaplama malzeme kaybolduğu için formunun tuğla taş marifetiyle oluşturulduğu görülmektedir. Çeşme nişinin mermer aynasında birbirine bakan iki hilal ortada tek yıldız bezeme yer almaktadır. Bu bezeme Geç Osmanlı Döneminde Türk yapılarının işareti olduğu kadar Genç Türkiye Cumhuriyeti İzmir’inin kamusal ve sivil yapılarında sıklıkla kullanılan ve sevilen bir motiftir. Kimi zaman taş üzerine rölyef, kimi zaman bağdadi üzerinde alçı bezeme, kimi zaman dökme demir ve ahşap oyma teknikleri ile uygulanmıştır. Motif bazen tek başına, bazen farklı bezemelerle iç içe olarak ele alınarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çeşmede motif tek başınadır ve altında yeni Türk harfleriyle ve genç Cumhuriyet değerlerini yansıtan özdeyişi ve onun da altında çeşmesiz çokgen lülesi ile günümüze ulaşmıştır. Zemin seviyesi günümüzde yükseldiği için sekisi ve yulağı görülmemektedir. Dikdörtgen formlu nişi kuşatan dikdörtgen dış yüzey kademeli mermer ile kaplıdır. “İTTİHAT DEDİKODU İLE OLMAZ, ÇALIŞMAKLA OLUR BİL” yazısının altında İBS kısaltması “İzmir Belediye Su” ifadesini dile getiriyor olsa gerektir. Çeşme kitabesindeki tarihi ile anlaşılmaktadır ki 1932 yılında yapılmıştır. Çeşme, bu dikdörtgen formun üzerinde dışa taşan bir taç gibi ya da akroter gibi bir üst ünitenin olabileceğini düşündürmektedir.

Çeşme 02

Bahçe duvarı üzerinde tek cepheli olarak yer alır. Basık kemerli sıvalı çerçeveli niş içinde aynalık bölümünün günümüze ulaşmadığı bir örnektir. Kemer bölümü sıva marifeti ile vücuda gelmiştir. Basık kemerli çeşme kemer formunu yansıtarak bahçe duvarından dışarıya üç boyutlu olarak taşmaktadır. Çeşme nişinin ortasındaki ince dikey oyukluk, olasılıkla mermerden bir aynalığın olduğuna işaret eden körüklü bir bağlantının izidir. Belki bu günümüze ulaşmayan aynalık bir Cumhuriyet özdeşini yapım yılını ve banisini belirtmekteydi…

Yapım tekniğindeki sıva marifeti ile taş duygusu veren üretimler; 19. Yüzyıl sonlarından erken cumhuriyete dek uygulanan bir tekniktir. Bu teknik ile çeşmenin dış ünitesi sarımsak taşı görünümüne kavuşmuştur. Sadeliği ve mütevaziliği ile erken Cumhuriyet eseri olduğu söylenebilmektedir. Seki ve yulağı zemin seviyesinin yükselmesi nedeniyle zemin altında kalmış olmalıdır. Ayrıca bu basık kemerli nişli hacmin düşey iki yanında ve üstte kuvvetle muhtemel mermerden zarif işlemeli plastik öğeleri vardı nişi içine alıp kavrayan. Beklentidir ki üst parçası dışa taşkın bir formdaydı.

Çeşme 03

Bahçe duvarı üzerinde tek cepheli olarak yer alan örneklerden biri olduğu söylenebilmektedir. Ancak duvar günümüze ulaşmamıştır. Duvar kısmi izlerden anlaşılmaktadır. İzlerden anlaşılan duvarın koruduğu mekân da günümüze ulaşmamıştır. Dayanacağı duvarı kalmayan çeşmenin arka bölümünde suyun bağlantısını yolunu gösteren iz okunmaktadır.

ÇEŞME mermerden ve dikdörtgen formdadır. Ön yüzü, yanları ve üstü işlemeli bu mermer malzemenin olasılıkla ana formunun dolgusu; moloz taş ya da tuğla ya da taş tuğla ile oluşturulmuştur. Çeşmenin mermer işlemeleri; Cumhuriyetin ilk yıllarında İzmir’de ilk çağ ve antikite etkisini gözler önüne sererek sanat tarihi bağlamında dönemin tercihlerini sergileyen belge özelliği taşımaktadır. Ayrıca bu tercih kendinden önceki uygarlıklara gösterilen saygının da somut bir ifadesidir. Çeşme; erken Cumhuriyet Dönemi idealinde tarihe ve değerlerine gösterilen önemin bir nişanesi olarak ayakta durmaktadır. İşlemeler, Adeta klasik dönem lahit mimarisinin bir kesitidir. Çeşmenin nişinin düşey iki yanında sade kademeli başlıklı dörtgen formlu sütun izlenimini veren plastik mermer plaklar bulunmaktadır. Bu iki düşey mermerde birbiriyle eş; düşeyde ilerleyen hayat ağacını anımsatan oyma bitkisel motifler görülmektedir. Lale formu verilmiş akantus yaprakları bu bitkisel kompozisyonda yukarıya doğru ilerlemektedir. Çeşmenin dikdörtgen formunun üzerinde antik dönemin sevilen frizi olan yumurta dizisi üzerinde kademeli olarak dışa ve yana doğru genişleyen pahlı çatının bir bölümünü andıran bir mimari çatı tasviri ile taçlandırıldığı, bu çatının ise iki köşesinde akroter plastiğini anımsatan antik bezeme örnekleri mevcuttur. Bu akroterlere cepheden ve yandan bakıldığında üzerinde güneş ışınlarını betimlediği görülmektedir. Bu plastik ve kompozisyon antik dönemde lahit kapaklarında sıklıkla karşımıza çıkmaktadır.

“GELİP GEÇTİKÇE BENİ AKAR GÖR AKMADIM MI NEYE KESİLDİM SOR BELKİ DAMARLARIMDA DERDİM VAR HEMEN VALİ İLE REİSE SOR 1942”

Aynalık bölümünün üzerinde birbirine bakan çift hilalli ay yıldız motifinin altında yer alan 1942 yılını zikreden kitabede ise nükteli, çeşmenin ağzından aktarılan ve çeşmenin bakımının herkesin sorumluluğunda olduğunu dile getiren ve kentin yöneticilerinin desteğini vurgulayan bir kitabe metni yer almaktadır. Çeşmenin aynalığının bu bölümünün altında başka bir parça olarak oraya yerleştirilmiş 31.08.1996 tarihini belgeleyen bir tamir kitabesi görülmektedir. Buradaki tamir sırasındaki değişimler olası yeni bir bakımda; özgün özelliklerine bağlı kalınmasını sağlayacak yeni değişiklikler için bir şans sağlamakta ve bu anlamda özel bir dikkati gerektirmektedir. Çeşmenin üst ünitesinde görülen yumurta dizilerinin orta bölümündeki onarım da olasılıkla bu onarım sırasında gerçekleşmiş olmalıdır. Ay yıldız motifinin üzerindeki kırmızı boya izi özgündür. Çeşmesi çalışır durumdadır.

Çeşme 04

URAY ÇEŞMESİ / 1935 S. 1149: Obelisk türü bir tipolojiye sahiptir. Dört yüzü vardır. Beyaz mermer üzerine işlenmiştir. Üç kademeli bir podyum üzerinde dikdörtgen prizma yüzeyler üzerinde silmeli kalkık kemerli bir taç (üst ünitesi) bulunmaktadır. Kemerlerin üzerinde ise mimaride yapı cephelerinde veya iç mekân tavan detaylarında nişli girişlerin tavan bezemelerinde alçı marifetiyle ya da stukko tekniğinde sıkça gördüğümüz yüksek rölyef çiçek kompozisyonu yer almaktadır. Bu kompozisyonun üzerinde ise zarif barok dairesel bir taç yer almaktadır. Özgün yerinde değildir.

Çeşme 05

Obelisk türü bir tipolojiye sahiptir. Dört yüzü vardır. Beyaz mermer üzerine işlenmiş. Üç parça olarak birbirinden ayrılmış ancak yan yana durmaktadır. Üç kademeli bir podyum kaide üzerinde durduğu anlaşılmaktadır. Üzerinde dikdörtgen prizma yüzeyler bulunmaktadır. İki yüzeyi geniş, iki yüzeyi dar bir alana sahiptir. Bu geniş yüzeylerden birinin üzerinde, birbirine bakan çift hilal ve ortasında yıldız motifi olan ay yıldız altında ise “1932 TÜRKİYE CUMHURİYETİ MEMLEKETE VERDİ HAYAT VİREN BU MESUDİYETİ HER GAFLETTEN OLSUN NECAT” yazmaktadır. Diğer yüzey çeşme gövdesi yere yatık olduğu için görülememektedir. Bu dikdörtgen prizma gövde üzerinde ise üçgen alınlıklı çatı formu işlenmiş bir plastik ve onunda üzerinde alçak bir dikdörtgen kaide ve ortasında küre plastiği yer almaktadır. Bu küre üzerinde bir formun daha devam ettiği düşünülmektedir. Özgün yerinde değildir. Acil olarak korumaya alınmalıdır.

Çeşme 06

VALİ MİRLİVA KAZIM PAŞA ÇEŞMESİ / 1932: Çeşmenin gövdesi dikdörtgen prizma formundadır. Beyaz mermer malzemeden üretilmiştir. İki yüzü geniş diğer iki yüzü ise daha dar bir formda üstünde üçgen alınlıklı, alınlık üzerinde çift hilalli ay yıldız motifi taşıyan, yanları akroter görünümlü çatı plastiği olan onun üzerinde alçak dikdörtgen prizma üzerinde havuz fıskiyelerinden tanıdığımız küre ile biten dairesel büyük kürenin alt bölümünde stilize yaprak desenlerinin dizili olduğu bir detay ile sonlanmaktadır. Yulak ve seki bölümü olasılıkla toprak altında kalmıştır. Özgün yerinde olduğu düşünülmektedir.

Çeşme 07

C.H.F, MİRALI OCAĞI TARAFINDAN YAPILMIŞTIR 29- BİRİNCİ TEŞRİN 1934: Yapıya bitişik sarnıçlı bir çeşmedir. Malzemesi beyaz mermerdir. Ana gövdesi dikdörtgen formdadır. Çeşme bütününde çok dışa taşkın değildir. Cidarı ince bir nişe sahiptir. Köşeleri yuvarlatılmış dikdörtgen bir aynalığı, aynalığın alt bölümünde ise lülesi vardır. Musluğu mevcut değildir. Dışa taşkın kademeli silmeli ortasında kıvrım dal ve yaprak motiflerinden oluşan bir bordürü vardır. Bu bordür üzerinde sade dikdörtgen bir lentoya sahiptir. Onun üzerinde de yatay üç parça üçgen alınlıklı blok üzerinde “C.H.F, MİRALI OCAĞI TARAFINDAN YAPILMIŞTIR 29- BİRİNCİ TEŞRİN 1934” yazısı yer almaktadır. Çeşme, Cumhuriyet Halk Fırkası’nın Miralı Ocağı tarafından Cumhuriyetin kuruluşunun yıl dönümünde 1934 yılında kente bir armağan olarak vücut bulmuştur. Yulağı günümüze ulaşmıştır.

Çeşme 08

SOFYALI MEHMET ÇAVUŞ HAYRATI / 1319-1952: Yapı duvarına bitişik geç dönem çeşmesidir. Sadece çeşme nişi içindeki aynalığı, lülesinin izi ve üzerinde ince kazıma olarak yazılmış bani adı ve yapım yılı hicri ve miladi olarak yazılmıştır. Bir de taştan yulak olarak kullanılan tekne günümüze ulaşmıştır. Olasılıkla mütevazi de olsa çeşme nişinin üzerinde bir çıkmalı taç ve kenarlarında düşey yine taş kaplama olmalıdır. Lülesi sonradan kapatılmıştır.

Çeşme 09

Kapılar semtinde halk tarafından yatır olarak inanılan ancak çeşme olma olasılığı bulunan derin nişli kalıt. Kapılardaki yuvarlak kemerli derin nişli kalıt. Antik dönem çeşmelerini anımsatmaktadır. Ayrıca İstanbul Bab-ı Hümayun kapısının iki yanındaki iki çeşme, İstanbul Surları Cibali kapısı yanındaki çeşme, Cibali’de Abdülezel Paşa Caddesi üzerinde Sivrikoz Camisi’ne girilecek sur kapısının yanındaki Sivrikoz Çeşmesi, Edirnekapi’da sur dışında Savaklar Caddesi üzerinde Hiramî Ahmed Paşa Camisi karşısında bulunan Savaklar Çeşmesi, sur kapılarının yanında yakınında çeşme yapma özelliğini gösteren pek çok örnekten bazılarıdır. Yanı sıra 20. Yüzyıl başını kapsayan Yunanistan’da da benzer örnekler mevcuttur. (Corfu 1920 / Fotoğraflar F. Boisinias)

Çeşme 10

Sur kapısına bitişik bir Osmanlı Dönemi çeşmesidir. Kapının kent içine giriş sağlayan kemerin payesinin bitişindedir. Günümüze kaplama malzemelerini yitirmiş olarak ulaşmıştır. İzmir Dergisi’nde yayınlanmış olan eski bir İzmir kartpostalında kısmen görülebilmektedir. Söz konusu kartpostalda çeşmenin üzerinin kiremitli bir örtüsü olduğu okunabilmektedir. Dolayısıyla belki de bu su yapısı bir sebil niteliğindedir. Dolayısı ile su yolu ve kaynağı tespit edilebilmelidir. Bu çalışma kapının dışında kalan Çeşme 09 olarak kodlanan kalıtın da bir su yapısı olup olmadığını aydınlatacaktır. Çeşme dar kenarlı dikdörtgen bir prizma olarak sokağa taşmaktadır. Ön yüzünde sivri kemerli bir nişi hala okunabilmektedir. Yulak ve sekilerinin zemin altında kaldığı düşünülmektedir. Kitabesi, lülesi ve belki de taş plastik öğeleri kaybolmuştur.

Çeşme 11

Bir yapı duvara dayanan bir çeşmedir. Gövdesine ait kısmi bir taş halinde günümüze ulaşmıştır. Gövdesinde ki niş, lüle taşı görülebilmektedir. Geriye kalan malzemeden Olasılıkla erken Cumhuriyet dönemine ait olduğu anlaşılmaktadır.

Çeşme 12

Sarnıçlı Çeşme: Bulunulan sokaktan daha önce burada yer aldığı aşikar olan eski bir sarnıcın dar yüzündeki duvarı önünde son derece yıpranmış bir halde durmaktadır. Çeşme nişini işaret eden düşey taş, taş künkler buradaki hem su sarnıcının hem de çeşmenin yegâne izleridir. Osmanlı dönemi öncesine uzandığı düşünülmektedir.

Çeşme 13

Sarnıçlı Çeşme: Yine bir su sarnıcı üzerinde sarnıç duvarının üzerine bitişik bir çeşmedir. Çeşmenin sivri kemerli nişi onun bir Osmanlı yapısı olduğunu ortaya koymaktadır. Sivri kemerin taşıyıcı öğeleri olan sütunlar yivlidir. Kompozisyon, bu sütunların taşıdığı kemer alınlığı ile yükselir. Belli bir noktada sona erer. Bu çeşmenin de Kocakapı’daki çeşme gibi sebil olma olasılığı vardır. Alınlığı kaplayan bir levhanın ve nişin aynalığının üzerinde kitabesi olabileceği düşünülmektedir. Niş içerisinde su tası oyukluğu ve lüle taşının yeri okunabilmektedir. Yulak ve sekisi zemin yükseldiği için görülememektedir.

Çeşme 14

Hamam kalıntısı: Kubbe kalıntısı su yollarının takibi ile ve kazı çalışmalarının gerçekleştirilerek işlevinin netleştirilmesi gerekmekte ve acilen koruma altına alınması gerekmektedir. Hamam kubbesi olduğu gün ışığını iç mekâna yansıtan hamamlarda sıklıkla karşılaştığımız ay, güneş, yıldız gibi desenli açıklık izleri nedeniyle hamam olduğu düşünülmektedir. Yıkıntı alanlardan yuvarlak kubbenin kemerlerle dörtgen bir kasnağa oturduğu anlaşılmaktadır. Bu kubbeli mekâna açılan bir mekânın ise tonoz ile örtülü olduğu bazı açıklıklardan yararlanarak görülmüştür.

Çeşme 15

Taslı Çeşme: Bahçe ya da mekân duvarı üzerinde dikdörtgen prizma biçiminde hafif dışa taşkın bir formdadır. Dikdörtgen çerçeve içinde sivri kemerli niş şeklindedir. Çeşme, taş-tuğla, yığma malzeme ile inşa edilmiştir. Çeşmenin 2015 yılındaki durumunu belgeleyen bu fotoğraftan hazne derinliğince bir bölümün küçük sütünce ile sınırlandırıldığı çeşme gövdesinin ise bu sütunceye bitişik daha büyük bir sütun ile konturlandığı düşeyde kalan iki sütundan anlaşılmaktadır. Ne yazık ki günümüze ulaşmamıştır. Ancak bir rekonstrüksiyon ile yerinde canlandırılabilir.

Çeşme 16

Sivri kalkık kemerli duvara gömülü sokağa taşmayan bir formdadır. Niş içindeki aynalığında olasılıkla Bizans dönemine ait bir plastik öğe devşirme olarak kullanılmıştır. Çeşme, taş-tuğla, yığma malzeme ile inşa edilmiştir.

Çeşme 17

GAZİLER ÇEŞMESİ / URAY ÇEŞMESİ / İBS 1935 / GAZİLER ÇEŞMESİ: Obelisk formunda dört yüzü olan İzmir Belediyesi tarafından 1935 yılında Gaziler Çeşmesi adıyla yapılan çeşme mermer malzemeden üretilmiştir. Benzer formdaki Uray çeşmelerinin en sade örneğidir. Prizmal gövde bir kaide üzerinde durur. Üstünde olasılıkla yine lahit kapaklarını andıran sade yukarıya doğru pahlı bir kapak formu ile son bulur. Çeşme demir kafesle koruma altına alınmıştır.

Çeşme 18

Aziz Vuokolos Kilisesi çevresindeki yapı duvarı üzerindeki İzmir Belediye Çeşmesi: Yapı duvarı üzerinde yer almaktadır. Basık kemerli bir niş ve onun üzerinde alınlıklı bir taç olduğu görülebilmektedir. Niş üzerinde İzmir Belediyesi yazısı okunabilmektedir. Bağlı bulunduğu yapıyı çevreye zarar vermemek üzere korumaya alan demirlerinin beton platformu yüzünden görünmez hale gelmiş ve zarar görmüştür. Mustafa Kemal’in tavsiyesi ile Ayavukla Kilisesi’nin Arkeoloji Müzesi olarak kullanıldığı zamanlarda müzeye gelerek ziyaretine tanıklık eden insanların anılarında yer alan çeşmenin bakım ve onarımının gerçekleştirilmesi bir ödev olarak gerekmektedir.

Çeşme 19

Doğal kaynaktan beslenen günümüzde akan bir çeşme: Dikdörtgen bir formda, gövdenin iki yanında düşey dörtgen sövelerle ve üstte bir lento ile çerçevelenmiş söve taşlarının cidarı kadar nişi oluşturulmuş duvara gömülü bir çeşmedir. Olasılıkla taşlı üst ünitesi günümüze ulaşmamıştır. Lülenin bulunduğu aynalık üzeri eksiktir. Yulak ve sekisi muhtemelen onarılmış ve özgün değildir.

Sanat Tarihi Uzmanı Ayşegül Güngören kimdir?

Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü’nden mezun oldu. Aynı üniversitenin Sanat Tarihi Anabilim Dalında Yüksek Lisans yaptı, uzmanlığını aldı. Smyrna (Bayraklı Höyüğü) ve Myra Aziz Nikolaos Kilisesi (Demre) Kazılarında çalıştı. 9 Eylül İzmir’in Kurtuluşu, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, 30 Ağustos Zafer Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Etkinlikleri 2004 – 2005–2006 – 2007 İzmir Büyükşehir Belediyesi temsilcisi olarak Organizasyon Komitesi Üyeliği yaptı. Şu anda İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarihsel Çevre Kültür Varlıkları Müdürlüğünde proje danışmanlığı statüsünde uzman sanat tarihçisi olarak çalışıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarihe Saygı Yerel Koruma Ödülleri koordinasyonunu ve raportörlüğünü gerçekleştiriyor. Ayrıca “18. Yüzyıl – 20. Yüzyıl Ege Bölgesi konut, sivil mimari ve aynı bölgedeki endüstri mirası” konularında sanat tarihi disiplini üzerinden çalışıyor.

İLİŞKİLİ YAZILAR
- Advertisment -
 

EN ÇOK OKUNANLAR