“İpekçe” doğdu!

Okuma yazmayı öğrenince kitap istedim. Annem, evimizin çok okuyanı ağabeyimin kütüphanesine bakmam gerektiğini söyledi. Baktım, inceledim. Bazılarını okumaya başladım. Gitmiyordu, çünkü benim seçtiğim kitaplar değildi. İlk kütüphane maceram çok kısa süreli oldu. 

Lise dönemimde yolunu bulamayan bir gençtim. Matematik formüllerinin sırrına tutkuyla ulaşmaya çalışan bir Emel vardı. Diğer taraftan da büyümeye çalışıyordum. Hayatı öğrenme uğraşım vardı. 

Lisenin ilk yılında sınıfa bir öğretmen girdi. Çok genç, çok etkileyiciydi. Haftanın bir ders saatinde bize Edgar Allan Poe’dan “Elm Sokağı Cinayeti”ni okuyordu. Bizim duruşumuz, sessiz olmak kaydıyla özgürlük içindeydi. İster gözümüzü kapatabilirdik ister sıraya başımızı yaslayabilirdik. Disiplin içindeki ders işleme biçimimize öğretmenimiz okuma yaparken bağımsız bir ruh katılıyordu. Bu noktada ilk defa kelimelerin dünyasını sevdiğimi hissettim. 

Sonra teneffüste yine heyecanla yeni bir formül üzerinde çalışırken yakınımdaki bir arkadaşım, “Sen böyle formüllere gömülürsen, tek başına yaşlanıp bu dünyadan gideceksin. En fazla yanında kediler olur” dedi. Haklı olabilir miydi? Bu sözlerden sonra yolumu daha bir kaybettim, sürüklendim durdum. Üniversite sınavında beni tatmin eden bir puan aldığımda bile ne yapacağımı bilemiyordum. 

Hayatımda ilk defa kelimeleri sevdiğimi okuyarak öğreten o genç öğretmen var ya… Lise sonda da sınıftan içeri girmişti. Mezuniyet ve üniversite sınavları derken yolunu bulma arayışı halen süren Emel’i selamladı. Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenim Ayla Budak, Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nü önerdi, beni cesaretlendirdi. Aklımın ucundan bile geçmiyordu. Üstelik, bunu öneren öğretmenimin kompozisyon sınavlarında asla 10 üzerinden 5 almayı bile başaramamıştım. 

İletişim Fakültesi’nde staja başladığımda anladım ne demek istediğini… Gazeteye adım attığım ilk günde, habere gittiğim ilk anda yaşadığımı, daktilomun başına oturduğumda yolumu çizdiğimi duyumsadım. Sonrasında hayatımın her evresini yazarak, konuşarak geçirdim. En büyük hayalim de beni mesleğinde, yaşamında doyumlu bir noktaya getirecek yolu gösteren Öğretmenim Ayla Budak’a yayınlanan kitabımı vermekti. 

Üniversitede ekibimle liseli gençlere yönelik “Mesleğimi Seçiyorum” gibi pek çok etkinlik düzenliyordum. Bu etkinliklerin açılış konuşmalarında ya da sunumlarında öğretmenim Ayla Budak’ın dokunuşunu anlatıyordum. Ancak bir türlü gidip yüz yüze minnettarlığımı dile getirememiştim. İllaki yayınlanan ilk kitabımla birlikte gidip hayatıma kattığı güzellik için teşekkür edecektim. 

Zaman bir süre daha aktı… Üniversitede kurumsal iletişim müdürü olarak çalıştığım günlerden birinde akademisyenlerimizin vereceği seminer için İzmir Özel Türk Koleji’ne gittim. Sonuçta mezun olduğum okulumdaki etkinlikler beni heyecanlandırıyordu. Rehberlik öğretmenleriyle etkinliğin yapılacağı alana gidiyorduk ki… Ayla Budak’ı sordum… Yakın bir zamanda öğretmenimin sonsuzluğa uğurlandığını öğrendim. O etkinlik boyunca bana ve pek çok öğrencinin yaşamlarına dokunduğu çatı altında gözyaşlarım, usul usul aktı gitti. 

Bu dünyadaki zamanın sonsuz olmadığını anladığım andaydım. 2018’in son aylarında İTK Mezunlar Derneği, mezun oluşumuzun 30. yılı onuruna bir organizasyon yaptı. Heyecanla katıldım. Yemeğin bir bölümünde mikrofon, mezunlar arasında dolaştırılmaya başlandı. Mikrofonu aldım, duygularımı anlattım. İTK Mezunlar Derneği Sekreteri Oya Hanım yanıma geldi, “Dernekte sizin gibi mezunlara ihtiyacımız var” dedi, beni davet etti. 

Gittim. 2019 Mart ayında duayen öğretmenlerden İpek Deniz’in yaşam hikayesini dinlemeye ve kaydetmeye başladım. Yolumu belirlediğim okuluma keskin bir dönüş yapmıştım. Mezunlar Derneği çatısı altında yeni adımlarım belirmişti. 2021’in Mart ayında Yakın Kitabevi & Yayınları Meşe Kitaplığı’nda ilk kitabım “İpekçe” yayınlandı. 

Önsözde “… en çok matematik formüllerini çözmeyi seven ancak kompozisyondan bir kez olsun 10 üzerinden 5 alamamış öğrencisindeki ışığı görüp onu gazeteciliğe yönlendirerek tüm hayatını yazdıklarından ve konuştuklarından kazanmasını, doyumlu bir mesleki yaşam sürmesini sağlayan Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenim Ayla Budak’a … teşekkür ederim” cümlesini yazdım. “İpekçe” benim teşekkür, minnettarlık, vefa kitabımdır. 

Sevdiklerinizin varlıklarını ötelemeden, beklemeden kutlayacağınız zamanlar dilerim. 

RELATED ARTICLES
- Advertisment -
 

Most Popular

Recent Comments