Ana Sayfa Kent Yazıları Işık Teoman Ayvalık'ı tuvale yansıtıyor

Ayvalık’ı tuvale yansıtıyor

At arabaları, arka sokaklar, eski yapılar, Romanlar, Yörükler…
Hem ressam hem kuaför: Arif Buz 

Ayvalık’ın arka sokakları, daracık, kaldırımsız ve zar taşlarıyla kaplı. Rum’lardan kalan eski yapıları ise öyle anılar, öyle güzellikler barındırıyor ki, görülmeye değer. Her sokağın, her evin bir öyküsü var. 1800’lü yıllardan günümüze kadar korunabilen bu yapıları genellikle sanatçılar tercih ediyor. Ayvalık’ı mesken tutan sanatçılar eski yapıları atölye olarak kullanıyor. O mistik havada birbirlerini tamamlıyor gibiler. 

9/8’lik olunca

Ayvalık’ı mesken tuttuğum tarihten bugüne kadar Ayvalık Belediyesi Orhan Peker Sanat Galerisi’nde çok sayıda sergiye katıldım. Geçtiğimiz yıl ağustos ayında, bir sergi vardı ki tadına doyamadım. Hiç eğitim almadan, kişisel girişimleriyle resim tekniğini öğrenerek kendi tarzını oluşturan Ayvalıklı ressam Arif Buz’un, Romanların renkli yaşamından kesitlerin yer aldığı kişisel sergisi muhteşemdi. Serginin adı 9/8 olunca, açılış da canlı müzik eşliğinde 9/8’lik coşkuyla yapılmıştı. Sergiyi gezdikten sonra sanatçı ile ayaküstü sohbet etmiştik, beni atölyesine davet etmişti, ama gitmek kısmet olmadı. Araya pandemi de girince süre uzadıkça uzadı. Nihayet geçtiğimiz günlerde telefon ile randevulaştıktan sonra buluşmaya karar verdik.

Arka sokaklarda hava değişiveriyor

Sanatçının atölyesine giderken, Talatpaşa Caddesi’nden Arabacılar Meydanı’na döndüğümde yağmur ince ince yağmaya başladı. Meydana geldiğimde, yağmur sağanağa dönüştü. Çınarlı Cami (Ayos Yorgis) Sokağı’na ulaştığımda sokakların havası bir anda değişti. Çınarlı Camii sağımda kalırken, sanatçının atölyesi solumda sıralanan tarihi yapılardan birindeydi. Beni sanatçının eşi Cemile Hanım karşıladı. Atölyeye giriş yapacağımı düşünürken kendimi kuaför salonunun ortasında buldum. Ama öyle cafcaflı bir salon gibi düşünmeyin. 1800’lü yıllardan kalma yapının konseptine uygun, koltuklar, aynalar, duvarlarda sanatçının resimleri… Bir anda iki yüz yıl geriye gitmiş gibi hissettiren bir ortam.

Kiremit, bez, çivi, alçı tercih nedeni

Kendini figüratif ressam olarak nitelendiriyor, diğer mesleği kuaförlük olan alaylı ressam. 1957 yılında Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde doğan sanatçı Arif Buz akademik eğitim almamasına rağmen kendi olanaklarıyla resim tekniği öğrenip kişisel çabasıyla tarzını oluşturmuş. Resim serüvenini klasik anlayışla Ayvalık evleriyle başlatan Arif Buz, daha sonra empresyonist ve sürrealist akımları, natürmort, figüratif ve soyut tarzlarla devam ettirmiş. Klasiszmi ve modernizmi aynı potada eritip kendinden bir şeyler katmayı yeğleyen sanatçı çalışmalarında orijinal materyalleri (kiremit, bez, çivi, alçı vb.) tercih ediyor, değişik boya ve boyama tekniklerini kendine has bir üslupla kullanıyor.

Hem atölye hem yatak odası

Sanatçı, askerlik dönüşü İstanbul’a göçüyor, orada resim çalışmalarını hızlandırıyor, yaşamını sürdürmek için kartpostallar yapıp satıyor. 1979 yılında Ayvalık’a dönen ressam o ilk günlerin nasıl geçtiğini şöyle anlatıyor: 

“Burada ilk önce atölyem yoktu. Evlenince evin bir odasını yatak odası, arkadaki odayı da atölye yaptık. Fakat orada olmadı, etraf batıyor, kirleniyor diye hanımla biraz sorunlar yaşadık. Sonra aşağıdaki pasajdan bir dükkan tuttum, uzunca bir yıl orada çalıştım. Burası eski bir yapı, tabi şimdi hanımlar düzgün bir yer istiyor. Çatısı akmaya başladı. Buranın tadilatını yaptık. Arkadaşım Mustafa Sevinç’in atölyesi yoktu. Bir süre iki arkadaş çalıştık. Evin giriş katı kadın kuaförü, üst katım tamamen atölye.” 

At arabacılar heykeliyle başlayan yaşam

41 yıldır Ayvalık’ta; bir elinde tarak, bir elinde fırça palet, arka sokakları tuvale yansıtan Arif Buz, arka sokaklardaki yaşamın kendisini daha çok cezbettiğini söylüyor. Gözlemlerinin tarihi At Arabacılar Meydanı’ndaki at arabacılar heykeliyle başladığını belirten ressam Buz, “Deformatik formlar, at arabası gibi kaybolmaya yüz tutmuş şeyler ilgimi çektiği için onları çizmeye başladım. Buradaki yaşam çok enteresan, iç içe ve samimi. Ayvalık’ın ikinci yüzü burası ama ben birinci yüzü olarak görüyorum bunu. Yıllardır Ayvalık’ın yerli halkı tarımla, zeytincilikle ve pamukla uğraşıyor. Tütün falan kalmadı. At arabası da birkaç tane kaldı. Herkes bozdu at arabalarını. Aslında bu Ayvalık’ın zaten geleneğiymiş. At arabalarıyla pazardan alınan eşyalar, odun, kömür taşınıyormuş. Para karşılığı bu işi yapanlar varmış. Burası çok eski bir yerleşim yeri olduğu için sokakları dar. Bu dar sokaklarda ancak at arabası veya küfeyle yük taşınabiliyor. Daha sonra motorize şeyler çıktı, at arabalarına gerek kalmadı. Hayvan beslemek masraflı. Fakir halk hayvanların yemini otunu karşılayamıyor. Orada bozuldu yani bu at arabası geleneği” diye anlatıyor.

Yaban çiçekleri serisi büyük ilgi görüyor

Arif Buz, kırlardan topladığı karabaşotu, hardal çiçeği, gelincik, papatya gibi çiçekleri çizerek oluşturmuş ‘Yaban Çiçekleri Serisi’ni. Öncesinde Ayvalık evlerini, sokaklarını, binaların rengini, yıkılmışlıklarını tuvale yansıttığını, bir noktadan sonra kendi karakterini yansıtma zamanının geldiğini söylüyor. Bir dönem Ayvalık gecelerini çalıştığını, bu sergiyi İzmir, Bornova’da ‘Arman Dans Atölyesi’nde sergilediğini, Ayvalıklılar’ın bu sergiyi henüz görmediğini anlatan ressam Buz, “Ayvalık geceleri sergimden elimde bir tane resim kaldı. Sadece yakın arkadaşlarım görebildi o sergiyi. Ondan sonra Ayvalık’ta geniş kapsamlı bir Ayvalık belgeseli geldi. Beş tepeden Ayvalık’ı resmettim. Bununla başladı zaten büyük çıkış. Diptik dediğimiz tuvalin yan yana geldiği ‘Çamlık’ta Hıdırellez’ diye bir çalışmam var” diyor.

Fikret Mualla, Utrillo ve kendi çizgisi

Sanat yaşamında, Fikret Mualla’yı renk olarak seçtiğini, daha önceki yıllarda Fransız ressam Utrillo’dan etkilendiğini ifade eden Arif Buz, “Resim sanatını bilen akademik üstatlar, bana senin resmin, çizgin güzel dediler, çizgiye hakimsin, kendin ol yeter dediler. Ben de karakterimi ortaya çıkarttım. Ondan sonra başladım boyaları, renkleri çerçeve içine almaya, kontur dediğimiz şeyin içine. Bunu yaparken de zaten kendime bir karakter edinmem lazımdı. Düz çizgiler değil de daha titrek çizgiler, daha kırık çizgiler. İşte o da benim kendi karakterim olsun istedim. Bu çizgiyi son on beş yıldır yakaladım. Ben bunda rahat ediyorum. Şimdi bu yöntem benim en rahat kullandığım titrek çizgi, kırık çizgi. Çünkü elim titriyor zaten. Yani ne gereği var, zorluyorsun düz çizgiyi. Bunu söyleyince dedim ki dünyalar varmış. Ben onu istiyorum. Ben onu yapabiliyorum. Onun için de oradan başladım işe” diye konuşuyor.

Yörüklerle dikkatler Ayvalık’a çevrilecek

Son dönemde Yörükler ile ilgili çalışmalara başladığına da değinen Arif Buz, bu konuya neden girdiğini şöyle anlatıyor:

“Yörükler burada yaşıyor. Romanlar’dan sonra Yörükler buranın yerli köylüleri olduğu için onları da anlatmam gerektiğini hissettim. Savaş esnasında yukarı dağ köylerinde barınmışlar. Rumlar’ın Ayvalık’ta çoğunluk olarak yaşadığı dönemler. Tabii ki onlar da dağlarda, yaylalarda yaşamışlar.”

Bugüne kadar altısı kişisel, otuz sergiye katıldığını hatırlatan Arif Buz, yıllardır yaptığı çalışmalar içinde yaban çiçeklerinin en çok talep gören resimler olduğunu anlatıyor. Ayvalık gecelerini, Romanlar’ı anlatan resimlerinin ilgi gören çalışmalar olduğunu hatırlatan Buz, Yörük resimlerinde çok iddialı olduğunu, bu sergiyi açtığında dikkatlerin Ayvalık’a yöneleceği söylüyor.

RELATED ARTICLES
- Advertisment -
 

Most Popular

Recent Comments