Ana Sayfa Kent Yazıları Yaşar Ürük - Notlar İzmir'in kalbi gerçek adına kavuşuyor

İzmir’in kalbi gerçek adına kavuşuyor

Birçok İzmirli’nin “Konak Meydanı” adıyla bildiği, ancak seksen üç yıldan bu yana “Atatürk Meydanı” adını taşıyan ve şehrimiz tarihi için çok kutsal bir anlam taşıyan bu özel alan sonunda gerçek adını taşıyan tabelaya kavuşuyor.

Çünkü Konak semti, başta ünlü Saat Kulesi ve onun yer aldığı meydan olmak üzere Hükûmet Konağı, Belediye Sarayı, İskele, Yalı Camii, Ankara Palas, Tarihi Çarşı Bölgesi girişi, Askeri Kıraathane, Milli Kütüphane ve özellikle Sarıkışla başta olmak üzere günümüze kadar ulaşabilmiş ya da geçmişin anıları içinde kalmış birçok mekanı barındırmış bir semttir.

Kim ne derse desin Konak semti ve barındırdığı meydan hem aktivite yoğunluğu hem de hemen tüm İzmir’de varılan/ulaşılan en önemli nokta olma özelliğini yıllarca koruyarak İzmir’in merkezi olmayı başarmıştır. İzmir kadar büyük ve kalabalık bir başka kentte, uzun yıllar kamusal konuda hemen tüm yoğunluğun Konak gibi bir tek alana yığıldığı bir başka örnek bulmak çok zordur.

Konak, aynı zamanda muhteşem açık hava çarşısı ve “Kemeraltı” adıyla andığımız Tarihi Çarşı Bölgesi’nin de ana giriş-çıkış kapısıdır. Akla gelebilecek her türlü malın satıldığı bu efsane çarşıya çoğunlukla buradan girilip çıkılmaktadır. Uzun yıllar, demiryolu ulaşımı hariç diğer tüm şehir içi ulaşım araçlarının her yöne başlangıç noktasının Konak Meydanı olması, İzmirliler’in bu alışkanlığının günümüzde de sürmesini sağlar. Tarihi Çarşı Bölgesi’ne ulaşmak için vapur, metro, tramvay ve otobüs ulaşımıyla en çok kullanılan durak Konak’tır.

Geçmiş yıllar içinde de Alsancak ve Güzelyalı yönüne giden tramvayların; sonraları İzmir’in her semtine otobüs ve troleybüslerin; Çeşme-Karaburun yönüne giden her türlü kaptıkaçtı, otobüs, midibüs, ve minibüslerin; başta Karşıyaka olmak üzere Foça’dan Karaburun’a kadar irili ufaklı ondan fazla iskeleye giden körfez vapurlarının hareket ve varış merkezleri de Konak’tır. Eskiden İzmir’de hemen her semte Konak’tan kalkan otobüslerle gitmek olasıyken şimdi ömründe Konak bölgesini hiç görmemiş insanların yaşadığı semtler var İzmir’de.

Öte yandan Konak Meydanı uzun yıllardır, bir türlü meydan olamamış bir meydan özelliğini ya da özelliksizliğini günümüzde de sürdürüyor. Bu alan bir zamanlar bakımlı ve düzenliyken, Sarıkışla’nın yıkımıyla birlikte oluşan daha büyük bir parçanın meydana katılmasından sonra 2003 yılında yapılan düzenlemeye karşın bir türlü şehre yakışır duruma gelememiştir.

Uzun yıllar boyunca seyyar pazar arabalarının toplanma yeri, minibüs ve otobüslerin toplu garajı ve hareket merkezleri, ilçe ve sayfiye bölgeleri otobüslerinin hareket noktası olarak kullanılan bu alana birçok İzmirlinin anımsayacağı biçimde “tarla” sözcüğü de yakıştırılmıştır. Daha sonraları buraya Galleria adlı bir büyük alışveriş merkezi yapılmak istendiyse de, becerilemedi ve açılan temel çukurlarında boyları üç-beş metreye varan yabani otlar türedi, çevresine çekilen tel örgüler pas içinde çürüyüp döküldü.

Derken Mustafa Kemal Bulvarı’nı Varyant’a bağlayacak viyadükün ayaklarının yapımına başlandı, ancak o da çeşitli nedenlerle yarıda kaldı ve meydandan başka her şeye benzeyen alanda bir başka utanç anıtı olarak yıllarca kaldı. (Bu arada yeri gelmişken ekleyelim: Konak Meydanı’ndaki ilk utanç anıtı yine uzun zaman harabe halinde bekletilip sonunda yıktırılan Tiyatro Sarayı’dır. Yazılarımda bir gün sıranın, yüreğimin hala yandığı bu utanç olayına da gelmesi gerektiğini düşüyorum.)

Umarım ve dilerim ki bu meydan yakın bir gelecekte önemine yakışır bir görüntüye kavuşur ve buna inanıyorum. Gelelim bu alanın öyküsüne:

İlk çağ İzmir’inde bu alanın bulunduğu yer iç limanın bir bölümü olarak görülür. Günümüzün Konak Meydanı’nın güneybatı yönündeki bir noktadan başlayan iç liman geniş bir kavis çizerek günümüzün Hisar Camisi’nin yakınlarındaki bir noktada son bulur ve kıyı şeridi Bornova Körfezi’ne doğru uzanıp gider. Bu iç limanın girişinin solunda bulunan ve ilk yapılış tarihi bilinmeyen ancak 13. Yüzyıl’ın başlarında Bizanslılar tarafından elden geçirilen kale 14. Yüzyıl’ın ortalarında St. Jean şövalyeleri tarafından adeta yeniden yapılırcasına onarıldıktan sonra limanın korunması ve kontrolü amacıyla kullanılmaya başlanır. Bu kale yıllarca Türk akınlarına direndikten sonra Timurlenk’in 1402 yılındaki İzmir kuşatmasında, iç limanın önemli bir bölümünün Kadifekale’den getirilen taşlarla doldurulması sayesinde ele geçirilir.

Sonraki yıllarda iç limanın giderek dolması ve yok olması kalenin stratejik önemini ortadan kaldırır ve gün geçtikçe harap olan kale sonunda ortadan kalkar. Hisar Camisi’nin adındaki “Hisar” sözcüğü bu kalenin yanı başında yapılmış olmasındandır. Günümüzde, hemen yakınlarındaki “Kale Arkası” denilen bölgenin adı da bu kale döneminden kalmadır. İşte yukarıda sözünü ettiğimiz iç limanın kavisli kıyısı günümüzün Tarihi Çarşı Bölgesi’nin merkez aksını oluşturan ana çizgi olur. Parça parça doldurulan iç limanın sağ köşesindeki alan da günümüzün Konak Meydanı olur. Bu alana uzun yıllar kadar “Dolma” denmesinin nedeni de budur.

Cumhuriyetin ilanından sonra meydana İzmir Belediye Meclisi’nin 15 Şubat 1937 tarihli kararı ile “Atatürk Meydanı” adı verilir. Ancak yetkili kişiler ve kurumlarca bile bu meydan için yıllarca “Konak Meydanı” adı denip “Atatürk Meydanı” adı nedense kullanılmaz. Hatta bu alanın adının “Atatürk Meydanı” olduğunu bilmeyen İzmirlilerin sayısı bilenlerden çok fazladır.

1998 yılında Yeni Asır Gazetesi’nin bana ayırdığı köşede konuyla ilgili bir yazı dizisi hazırlarken, yirmi gün içinde çeşitli yaşlarda yaklaşık altı yüz İzmirli’ye “Konak Meydanı’nın asıl adı nedir?” diye sormuştum. Ne yazık ki “Atatürk Meydanı” olduğunu bilenlerin sayısı elliyi bile bulmamıştı. Doğruyu bilemeyenlere bu kez “Peki, Atatürk Meydanı neresidir?” diye sorduğumda da, bu kez tamamına yakını “Heykel Meydanı” diyerek Cumhuriyet Meydanı’nı kast etmişlerdi.

O yazılarda İzmir’i yönetenlere, gönüllü toplum örgütlerine ve İzmirliler’e seslenerek şunları söylemiştim:

“Şehrimizde Atatürk adını taşıyan tek meydana artık Konak Meydanı demeyelim ve gerçek adıyla söyleyelim. Bunu toplu taşıma araçlarındaki tabelalarda da düzeltelim. Atatürk için çok özel anlamlar taşıyan ve İzmir’i ne kadar sevdiğini bizzat kendisinden dinlemiş olan bu şehrin insanlarına da bu yakışır.”

Konak Belediye Meclis üyesi ve İzmir Milli Kütüphane Vakfı Başkanı, değerli dostum Ulvi Puğ konuyu önce Konak Belediye Meclisi’ne taşıdı. Orada kabul edilen karar İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde de destek bulup onaylandı ve “ATATÜRK MEYDANI” adını taşıyan tabela yıllar sonra, 9 Eylül 2020 Çarşamba günü alana konulacak.

Bu dileğim tam yirmi iki yıl sonra karşılık buldu. Konuya ilgi, destek ve emekleri için üçü de dostum olan Sayın Tunç Soyer, Sayın Abdül Batur ve Sayın Ulvi Puğ ile belediye meclisi üyelerine teşekkür ederim.

RELATED ARTICLES
- Advertisment -
 

Most Popular

Recent Comments