Gizemini Koruyan Kilise

Karataş Aya Paraskevi Kilisesi

1922 büyük yangınından önce şehir yapılanmasına bakıldığında İzmir’de Agia Paraskevi adını taşıyan iki kilise bulunduğu görülür. Bunlardan birincisi yangın öncesi St. George adını taşıyan bölgede yer alan kilisedir. St. Etienne Katedrali’nin hemen güney yönü yakınında bulunan bu kilisenin yeri günümüzde Gazi Bulvarı ile 1369. Sokak arasındaki bölüme denk gelmektedir. Kilise nedeniyle 1922 yangını öncesi, bölgenin kilisenin adıyla da anıldığı görülmektedir.

İkinci kilise ise Karataş’tadır. Diğer yazılarımda da söz ettiğim gibi Karataş, İzmir tarihinin çok önemli ve bir o kadar da gizemli bölgelerinin başında gelmektedir. Tıpkı bulunduğu semt gibi Karataş Agia Paraskevi Kilisesi de birçok bilinmezi ardında bırakarak tarihe karışmış bir yapıdır.

Kilisenin tarihini araştırdığımızda konuyla ilgili ulaşabildiğimiz en eski evrakın 1867/68 yılına tarihlendiği görülmektedir. Kilise ruhsatı ile ilgili evrakta “Eski kilise arsalarına yenisinin yapılması” ifadesi bulunmaktadır. Osmanlı döneminde özellikle bu tür inşaat/emlak işlerindeki yazışmalarla ilgili bürokrasinin uzun zaman sürdüğü bilinmektedir. Kilise ile ilgili kayıtlar ve diğer bilgilerden inşaatın oldukça geç tamamlandığı anlaşılmaktadır. Bunda bazı düzenlemeler ve okul gibi ek inşaatların bulunmasının da etkisi olduğu muhakkaktır.

Bunu Karataş’ta “Eski Silahhane” adıyla anılan bölgede bulunan ve günümüzde Şehit Nihat Bey Caddesi ile 305. Sokak arasında kalan alanda (günümüzde bu alanda Adile Naşit Parkı bulunmaktadır) yer alan kilise ve okulun inşaatı için 1895 ve 1907 yıllarında alınan ruhsatlarda proje değişikliği yapıldığı açıkça görülmektedir. Ancak ilginç olan bilgi bu alanda daha eski tarihlerde mevcut ve harap olmuş bir başka kilisenin varlığıdır. Araştırmalarda karşılaştığımız önemli bir bilgi şehri etkileyen salgın hastalıklarda Aya Haralambos Rum Hastanesi’nin, bu kiliseyi bulaşıcı hastalıklar için bir karantina istasyonu olarak kullanmış olduğudur. Kilisenin aynı zamanda esnaf loncalarının buluşma merkezi olarak da hizmet verdiği bilinmektedir.

Sonuçta ayrı tarihlerde en az üç kez inşaat ruhsatı alınan kilisenin yapımının çok uzun sürdüğü gerçektir. Bu arada 1892 yılına tarihlenen bir belgede yer alan “Terkedilen bir arsaya kilise akarı olarak inşa edilmiş olan hanenin, İzmir Karataş’da bulunan Ermeni Cemaati çocukları için mektebe çevrilmesine izin verildiği” bilgisinde sözü edilen yapının bu kiliseye ait olması da büyük bir olasılıktır. Bir başka belgede yer alan “Kilise inşaatına iane toplamak üzere Kale-i Sultaniye’ye gelen Yunanlı Rahib Ligor ile Manol veled-i Yani’nin muvaffak olamayarak geri döndükleri” ifadesinden de kilise ve müştemilatı inşaatının bazı bölümlerinin 1909 yılında da tamamlanamamış olduğu anlaşılmaktadır.

Bu kilise belge olarak hakkında en az bilgi ve malzemeye ulaşılabilen bir yapıdır. Bütününü gösteren bir fotoğrafa bu güne kadar ulaşılamamıştır. Ancak kilise günümüze ulaşmamış olsa da bölge sakinlerinin bilenleri tarafından hâlâ “Yanık Kilise” olarak anılmaktadır. Kilisenin yıkılmadan önce yandığı bilinmektedir. Hatta bununla ilgili kötü baskılı eski bir fotoğrafta yapının bütününü göstermese de, kolonlar arasında yanık bölümler seçilebilmektedir. Kilisenin hangi yıl ve nasıl yandığı konusu kesinlik kazanmamış bir başka bilinmezdir.

İzmir Belediyesi, 1927 yılında Metruk Mallar Müdürlüğü aracılığı ile kiliseyi istimlak etmek isterse de gerekli izni alamaz. Bu yazışmadan sözü geçen yıl kilisenin henüz yanmamış olduğu da anlaşılmaktadır.

Bu çalışmaya eklediğimiz görseller ilk kez yayımlanmaktadır. Üst solda kilise binasının 339. sokağa bakan cephesi görülmektedir. Alttaki yapı ise yeni okul binasıdır. Üst sağdaki planda görülen yapılardan sadece 4 numaralı olarak gösterilen Papaz Evi, yakın dönemde Konak Belediyesi tarafından restore edilerek “Adile Naşit Kitaplığı” olarak hizmete alınmıştır.

**

Kaynakça:

  • Yaşar Ürük belgeliği
  • T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri
RELATED ARTICLES
- Advertisment -
 

Most Popular

Recent Comments