Bireysel yas

Nedir bu ulusal yas takıntısı?

Sosyal paylaşım sitelerinde böyle bir akım başladı, herkes ulusal yas ilan edilsin istiyor.

Hükümet eliyle yas ilan edilmeyince üzülemiyor musunuz, acıyı paylaşamıyor musunuz arkadaşlar!

AKP Hükümeti’nin tavrı gayet açık: Gerek yok, vatanın bölünmez bütünlüğünü korumaya çalışırken şehit de olacak gazi de!

Bırakın ulusal yas ilanını orda neler oluyor bitiyor diye sorulduğunda bile bunu hak olarak görmeyen bir iktidar var yönetimde. TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner öğrenmek istedi de ne oldu! Başbakan hemen verdi ağzının payını:

“Öğrenmek hakkımızdır falan… Kimin hakkı nedir, nereye kadardır? Onun ölçüsünü Ümit Boyner belirlemeyecek. O, işine baksın.”

Ağzının payını almış Bayan Boyner, ama işin bu noktaya gelmesi sevindirici! Sıradan bir vatandaş olarak bizim hiçbir kıymet-i harbiyemiz olmadığı artık kesin, zaten hak etmiyoruz da o değeri! Ama artık bir zamanlar çıkışlarıyla ne kadar etkili olduğu bilinen TÜSİAD’ın nihayet sesinin çıkması bile beni bir parça da olsa umutlandırdı doğrusu.

Bence şimdi sıra vatandaşların da bu çıkışa destek vermesinde…

Vakit, daha da gecikmeden ülkenin tüm kesimlerinin aynı payda üzerinde buluşma vaktidir.

Hepimiz durumun farkındayız, hepimizin içine şehit haberi aldığında mutlaka ateş düşüyor, ama yetmiyor. Farkında olduğumuzu daha fazla fark ettirmek zorundayız.

Rakamlara alışanlar olabilir, zaten istenen de bu: Kuzuların sessizliği…

Ama artık yeter! Şehitlerin üzerine attığımız topraklar bizim de mi üstümüze sıçrıyor? Bu ölü toprağı serpilmiş halimiz nedir?

Afyon’daki cenazelerin toprağa verildiği gün, Hakkari ve Bingöl’den ardı ardına yeni şehit haberleri geldi.

Haberlerde izlerken boğazı düğümlenen bizler ne yaptık sonra? “Hayat devam ediyor, gözümüzün yaşını gösterip terör örgütünü sevindirmeyelim” kandırmacasına sarıldık yine,
değil mi?

Ben, bireysel olarak kararımı verdim dün: Madem ulusal yas ilan edilmiyor ben de bireysel yasımı ilan ederim.

Televizyon kanallarının yayın akışına aynen devam ettiği günde benzer bir yaklaşımı işadamı Sadettin Saran göstermiş ve düğün yemeğinin eğlence kısmını iptal etmiş. Ben de o eğlence programlarıyla hayatın devam ettiği televizyonu izlemedim mesela.

İnanıyorum ki hepimizin bu konuda yapacağı bir şeyler vardır; kimi eğlencesini iptal eder, kimi yakasına kurdele takar, kimi müziğini kısar, kimi kırmızı yerine siyah oje sürer…

Ama mutlaka yapılabilecek bir şey vardır.

Sessiz çoğunluğun sesini en uzaklara duyurma anı geldi de geçiyor bile.

Madem ki farkındayız, farkında olduğumuzu herkes bilsin.

Bu küçük bireysel hareketlerin kısa sürede İspanya’daki gibi ulusal bir dayanışmaya dönüşeceğinden şüphem yok.

Çok yakın geçmişte 9 Eylül’ü kutlama hakkımızı böyle geri aldık.

Daha önce yaptık, yine yapabiliriz!

Ama acele edelim artık bazılarının canı gerçekten çok yanıyor!
RELATED ARTICLES
- Advertisment -
 

Most Popular

Recent Comments