Felaketin adı teğet…

Savaş yok, kıtlık yok.

Şehirler, fabrikalar yerinde duruyor.

İnsanlar tatile çıkıyor, geziyor; ticaret öyle-böyle sürüyor.

Bankalar işlem yapıyor, köyde-mahallede nişan-düğün-şenlik eksik olmuyor.

Ama…

Bu tablonun ardı bir felaket.

Nereye kadar, nasıl gidecek bir bilen; ötesinde bir şeyler yapan da yok.

***

Türkiye, tarihinin ikinci büyük ekonomik küçülmesini yaşıyor.

Küresel krizde ne kadar ülke varsa rekor düzeyde solladı, yüzde 13,8 ufaldı.

Ekonomimizin resmen durgunluğa girdiği ilan edildi.

Oysa bugüne kadar neler atlattık ama böylesini yaşamadık.

***

Birinci Dünya savaşı.

1914’de başladı, dört yıl sürdü.

25 ülke savaştı, 15 milyon kişi öldü, kayboldu.

22 milyon insan iş göremez hale geldi.

Osmanlı 1,3 milyon can kaybı verdi, yine de ekonomisi ayakta kaldı.


***

Kurtuluş savaşı dönemi.

Birinci Dünya savaşından yenik çıkan Osmanlı’nın paylaşılmasına karşı Ulu Önder ve Türk milletinin verdiği destansı mücadele.

Her türlü açlığa ve yokluğa rağmen.

İnançla sıfırdan yaratılan Türkiye Cumhuriyeti…

Küçülmeyen aksine büyüyen yapısıyla…

***

1929 Dünya Ekonomik Bunalımı.

Hacmi, kapsama alanı ve süreci itibariyle insanlık tarihinin en büyük krizi.

50 milyon kişi bir gecede işsiz kaldı.

Her türlü üretim yüzde 42 düştü, dünya ticareti yüzde 65 azaldı.

Türkiye buna rağmen yüzde 13 küçüldü.

***

İkinci Dünya Savaşı.

Komşu komşuyla kapıştı, kıtalararası boyutlara ulaştı.

Bir haftada 4 milyon, altı yıllık savaşta 65 milyon insan öldü.

Türkiye, topyekün savaşa askeri anlamda katılmadı.

Kurtuluş savaşının ardından akıllıca davrandı.

Ama savaşın etkisi kıtlık ve yokluktan kurtulamadı.

Zeytini, ekmeği, çayı, şekeri karnelere bağlandı.

Yamalı pençeli yaşamıyla genç ekonomisi daraldı.

Ve yine buna rağmen 1941’de yüzde 10.3 küçüldü.

Savaş uzun sürüp, dünya ticareti durunca işte o zaman tarihinin en yüksek küçülmesini gördü.

Yıl 1945. Yüzde 15.3…

***


Güçlü ekonomiye sahip olduğumuza inandırıldık.

Geçen yıl sanayi üretimi yüzde 23 düşmesine rağmen, “Teğet” dedik…

Teğet; bir doğrunun, bir eğrinin yanından geçerken tek bir noktada temas hali ise…

Doğru olan yaşanan gerçekler, eğri olan ise ekonomimizin kötü yönetimidir.

Daha yılın ilk yarısındayız…

Bakalım, ikinci yarıda neler göreceğiz?

Dünya tarihinde yaşanmış başka ekonomik felaketler kalmasa da…

Biz hem yaratır, hem birbirimizi kandırırız.

“Teğet… Teğet” diye…
RELATED ARTICLES

Havale

Memleketim

Mirası yemek

Most Popular

Recent Comments