Kime karşı korudu?

CHP’nin içsel gelişmeleri ister istemez haber oluyor. Partinin basında tartışılmasını sevmeyen isimler bile bugünlerde “taraf” olmak durumunda. Aslında taraf olup kendisini “Ben taraf değilim” noktasında göstermek isteyenler de bugünlerde hayli fazla.
Geçmişte de CHP benzer süreçler yaşadı. O gün bazı gelişmelere seyirci kalan veya böyle görünen bazı milletvekilleri, parti yöneticileri bugün ya CHP’den ayrıldı, ya da partinin ayağa kalkamayacağı görüşünde. Örnek mi..
CHP’nin SHP ile birleşme süreci. CHP içerisinde bir grup ağır basıyor. Bugün Genel Merkez yönetiminde olup, antidemokratik yaklaşımlardan söz edenlerin baskıları bazı partilileri yıldırmış durumda.
Görevden almalar oluyor. Parti içinde demokrasiyi savunanlar ise yapılanlara sessiz kalıyor. Tıpkı bugünkü gibi bir süreç yaşanıyor.

Kendisini odaya kilitledi

CHP’de İl Başkanlığı koltuğuna oturan Kemal Karataş’ın tek bir hedefi var. O da Genel Merkez’den yapılan yönlendirmeleri İzmir’de harfiyen uygulamak. Ancak hesaplanamayan tek şey ise yargı kararları. O da sorun değil. Yargı karar verir, parti yönetimi yeni bir kararı devreye sokar, görevden alır.
Bu cepheleşmenin sonu nereye varır? Şu anda kimse bunun hesabını yapmıyor. CHP’de tek bir hedefe kilitlenilmiş durumda. Ankara için kilitlenilen hedef, Deniz Baykal’ın Genel Başkan adayı olacağı kongrede muhalif seslerin yüksek olmaması. Ama İzmir için kilitlenilen hedef, Deniz Baykal değil.
Ankara bu hedefi dikkate alırken, İzmir’de başka kişisel hesaplar yapılıyor. Yerel seçimlerde parti içinde egemen olabilmek.
İşte bu iki hedef arasında uyum yok. Ankara’nın hesap edemediği temel nokta burası. Çünkü; kendi hedeflerini çizen CHP genel yönetimi, İzmir’de var olan yerel CHP iktidarını neredeyse bugünden ortadan kaldıracak adımları atıyor.

Kim kiminle birlikte

Yaşanılan bugünkü süreçte önemli isimler, aslında taraf ama tarafsızmış gibi görünüyor. Milletvekillerinden Abdurrezzak Erten, onunla birlikte dolaşan Güldal Mumcu ve Mehmet Ali Susam, Genel Merkez’in bugünkü antidemokratik olduğu tartışmalarına konu olan gelişmelerin arkasında görünüyor. Bu uygulamaların yanında olan diğer bir isim ise Kemal Anadol.
Bu sürece itiraz edenler arasında açık duruş gösteren Prof. Dr. Oğuz Oyan var. Kapalı duruşla bu olanlara onay vermeyen isim ise Eski İl Başkanı Selçuk Ayhan. Geriye kalan isimlere bakalım:
Canan Arıtman : Dünya yansa karışmaz.
Bülent Baratalı: Olan bitenden rahatsız. Ancak; stratejik olarak sessiz duruyor.
Ahmet Ersin: Olanlara yorum getirmekten kaçınıyor. Taraf görünmekten hoşlanmıyor.
Milletvekilleri böyle. Geçen dönem milletvekilleri ise tamamen Önder Sav karşıtı bir durumda. Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu da sessiz görünenlerden. Ancak; tüm çevresi bugün yaşananlara rahatsızlık içinde bakıyor. Bunların bir bölümü ise açıktan muhalefet ediyor.
Büyükşehir Belediye Meclisi içerisinde büyük bir grubun Kocaoğlu ile birlikte hareket ettiği düşünülürse, yerel güçlerin önemli bir bölümü de Genel Merkez’in attığı adımlardan rahatsız.
Buradan da anlaşılacağı gibi, İzmir’in; Deniz Baykal’ın genel başkanlığına itiraz etmemesine karşın, partideki uygulamalara onay verilmeyeceği çok net anlaşılabilir.
Kemal Karataş’ın bundan sonra da yukarıdaki tablo içinde işi zor. Döne dolaşa tekrar atanmasının (Yasallığı tartışma konusu olsa da) CHP’nin genel ve yerel hedeflerine uygun sonuçlar doğurması, böylesi bir ortamda mümkün görünmüyor.
CHP içerisindeki genel beklenti, parçalanma eğilimi giderek artan gruplaşmaların önüne geçmek. Yerel seçimler öncesi yaratılan ortam, özellikle İzmir’deki hedefler açısından kaygıyla karşılanıyor.
Partinin dinamik noktası Konak ilçesinde delege seçimlerinin nasıl yapıldığı ise resmen “Alay konusu”.
Yukarıda ilk bölümde belirttiğim gibi, bunlar ilk kez yaşanmıyor. Örneğin, ölenlerin delege listelerinde olması. Aynı evde 50- 60 kişinin yaşaması olağan olmasa bile parti kayıtlarında “mucize” bir durum değil.
Bunlar geçmişte DYP içinde de olmuştu. Ama gelinen noktada, Alsancak’ta
DYP’ye kayıtlı olanların yarısı kadar bile parti oy alamamıştı. CHP de aynı sorunu birkaç kez yaşamıştı. Şimdi film tekrarlanıyor. Ama her tekrarda biraz daha itibar ve güç kaybı kaçınılmaz oluyor…
RELATED ARTICLES

Most Popular

Recent Comments