Politik mi, ticari mi?

Aslında şaşırmadım iki başkanın manşetlerdeki tartışmasına. İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş, “İçimizdeki İrlandalılar!” diyerek Egeli Haber Gazetesi’nin Ağustos sayısı manşetinde vermişti ilk sinyali. “İzmir’de birlik yok” söylemine ilişkin bakın ne diyor orada Demirtaş:

“Tüm bunları söyleyenler içimizdeki İrlandalılar. Zaman zaman bu birlik sağlanamıyor ama proje doğruysa, doğru olan projelerde birlik sağlanıyor ve başarıya da yaklaşılıyor. EXPO doğru bir proje idi, İzmir bu projeye yüzde 100 destek oldu, aday olunabildi. Kalkınma Ajansı Anonim Şirketi’nin kurulması ve pilot il olma konusu İzmir’in kararlılıkla bütün kesimlerince sahiplenildi ve çok kısa sürede de başarıya ulaşıldı. Bunun için İzmir mutabakat sağladığı projelerin üstüne gitmeli, mutabakat sağlayamadığı projelerde de çaba göstermeli. ‘Benim dediğim doğru’ mantığı ile yaklaşmak son derece yanlış. Herkesin kendine göre bir görüşü ve kanaati vardır ve herkesin görüşüne de saygı duymak gerekir. İzmir’de inat etmek yerine uzlaşma kültürüne yönelmeli. Uzlaşmadan bir yere varmak mümkün değil. Ama ‘iş yaptırmama lobisi’ İzmir’de var. Bu özellikle bürokraside, yerel yönetimlerde var. Çoğu zaman yapacağınız projeler oralarda tıkanıyor, zaman kaybediyor ve bundan dolayı da büyük sıkıntılar doğuyor.”

Demirtaş, verdiği röportajda bununla da kalmıyor, bundan böyle politikanın değil yaşama geçireceği projelerin, özellikle üniversiteyle ilgili çalışmaların önemini vurguluyor:

“Politika artık benden uzak. Ben bundan sonra kurmuş olduğumuz şirketlerimizi biraz daha büyütmek ya da olması gereken konularda, yatırım yapmaya doğru yönlenmiş bir kişiyim. Siyaset yapacak çok değerli kişiler var bu ülkede, bu şehirde. Onlar siyaset yapacaklar, biz de işimizi yapacağız. Geliştireceğimiz projeler var; en büyük projemiz de Ekonomi Üniversitesi.”

Bu röportaj kadar, Başkan Demirtaş’ın geçtiğimiz günlerde basına yansıyan sözleri kafamı karıştırdı doğrusu. Başkan Egeli Haber’e verdiği röportajda “Politika artık benden uzak” diyor ama bir yandan da “İş yaptırmama lobisi”nden yakınarak yerel yönetimlere çatıyor. Yani politika yapıyor. Kadifekale çıkışı da öyle: Hedef doğrudan Aziz Kocaoğlu. Demirtaş, “uzlaşma” yerine, kentin başkanıyla manşetler üstünden tartışmayı seçiyor, hedef gösteriyor. Yani yine politika yapıyor.

“Politikadan uzağım, sadece projelerim beni ilgilendiriyor” diyor ama projelerin önündeki engelleri aşmak için de yine politik bir yöntem seçiyor. İstisnai bir durum olarak halkın oylarıyla gelmese de, “seçilmiş” konumunda yer alan başkanı halka şikayet ediyor: Benim ne güzel projelerim var ama yaptırmıyorlar.

Bu politika değil de nedir?

Belki de Aziz Kocaoğlu politika yapıyordur, ne dersiniz? Gelecekteki rakibinin büyük projelerini yaşama geçirmesini engelleyerek onun önünü kesiyordur, olabilir mi? Ne de olsa Demirtaş’ın adı bugünlerde CHP’yle anılıyor, partisinin genel merkezi de Kocaoğlu’na pek yüz vermiyor!

Ne kadar karışık, değil mi? Bu tartışmalardan İzmir’in zarar görmeyeceğini bilsem, oturur, bu koca koca adamların konuşmalarını gülerek izlerdim! Ama faturanın yine kime çıkacağı çok açık!

Üstüne üstelik kimsenin de bunlara dur demeye niyeti yok. CHP yönetimi bile partisinin gördüğü zararın farkında değil. En aklı başında CHP’lilerden dediğimiz İzmir Milletvekili, Genel Sekreter Yardımcısı Prof Dr. Oğuz Oyan bile, “Önümüzdeki genel seçimlerde CHP’nin hem Türkiye genelinde hem de İzmir’de oylarını çok önemli miktarda arttıracağına kuşku yoktur. Son iki seçimde alınan oy miktarlarının en az 1,5 katına çıkarılması ulaşılabilir bir hedeftir.” diyor.

Büyüklerimizin bir bildiği var demek ki “Balık baştan kokar” derken!
Önceki İçerikAsayiş berkemal mi?
Sonraki İçerikEvlere teslim DVD filmler
RELATED ARTICLES
- Advertisment -
 

Most Popular

Recent Comments