Yazdır Arkadaşına gönder
Zeytinyağı mutfağı pizza ve kebaba karşı
Ercan Sever
Ercan SeverDünyanın önemli üreticileri arasında olmasına rağmen Türk toplumu zeytin ve ürünlerini tüketmiyor. Aslında mazisi, kültürel kodları adeta zeytin ile şekillenen Türk insanı zeytinin keyfini çıkarmıyor demek daha doğru olur. Zeytinin ekonomik ve sosyal yaşamda etkin olduğu İspanya, İtalya, Yunanistan gibi ülkelerde kişi başına yıllık 10 litre olan seytinyağı tüketimi ülkemizde sadece bir litre. Sembolik olarak nitelendirilebilecek bu oran ile zeytin kültürünün yeni derinlikler kazanması mümkün değil. Öncelikle bu harika coğrafyanın insanları zeytini hakkıyla tüketecek yine doğru ifadesi ile keyfini çıkaracak, ardından kendi ile zeytin kültürü arasında bir aidiyet pozisyonu oluşturacak. Zeytin tadını anlamamak zeytin kültürünü de algılamamak demek.

Ege mutfağı ancak zeytin ile anlamlanır

Türk toplumunun genelinde sınırlı olan zeytin tüketimi, Ege ve İzmir gibi zeytin coğrafyasının iki önemli yeri için biraz da yüksek olmakla bile yine de yetersizdir. Geleneksel Ege ve İzmir mutfağının vazgeçilmezi zeytin ve zeytinyağı, yemek kültürümüzde hak ettiği yerde asla değil. Ticari olarak parlak istikbali, sağlık merkezli yeni beslenme alışkanlıkları, her biri estetik harikası yeni ambalaj ve sunum trendi zeytin ve zeytinyağını biraz daha gündemimize soktu. Ancak hepsi o kadar sadece 'biraz daha' . Zeytin ve zeytinyağı bu toprakların yan ürünü değil ki 'biraz daha' fazla tüketimi olumlu olarak algılayalım.

'Dışarıda yemek' ama nasıl?

Türk toplumunun zenginleştikçe ve eğitim standardı geliştikçe 'dışarıda yemek' alışkanlığı da gelişiyor. Toplumların gelişmişlik kriterleri arasına giren 'dışarıda yemek' kavramı kendi toplumumuzda da gelişiyor. Özellikle kent insanı yemek ihtiyacını artık daha fazla 'dışarıda' karşılıyor. İş hacmi itibari ile devasa bir sektör haline gelen hazır yemek sektörü toplumsal ve ekonomik gelişmelere paralel kaçınılmaz olarak çığ gibi büyümeye de devam ediyor. Dışarıda yemek artık sadece bir statü göstergesi değil artan bir gereksinim. Bu süreç doğal olarak seçenekleri ve zenginlikleri ile de tüketicilerin ilgisini çekmek zorunda. Özellikle ABD ve Batı Avrupa gibi gelişmiş ekonomilerde dışarıda yemek adeta kültürel bir şölen gibi de algılanır. Batı metropollerinin en işlek caddelerinde veya banliyölerin sokak aralarında Hint mutfağından İtalyan yemeklerine geniş bir yelpazede seçenekler size sunuluverir. Buralarda yemek ihtiyacınızı karşılarken aynı zamanda farklılıkların da keyfini yaşarsınız. Aslında bu lokantalar bir şekilde dış tanıtım misyonu da üstlenmişlerdir. Yemek için gelinen etnik mutfaklar, lokantalar o ülke kültürüne yönelik ipuçlarını da yakaladığınız yerlerdir. O kültüre dair olumlu izlenimler bırakmak bazen buralarda başlar.

Sofraları kaplayan bayağılık

Peki ülkemizde 'dışarıda yemek' algılaması nasıl. Farklılıklar her boyutu ile 'dışarıda yemek' kültürümüzü zenginleştiriyor mu yoksa bayağılık mı kapladı yemek masalarımızı. Belki ticari olarak kabullenilebilecek ama simgesel boyutu ile asla göz ardı edilemeyecek olan zeytin ve zeytinyağının, mutfak kültüründe edindiği mevziler yavaş yavaş kebap, pizza vb. terk ediliyor. Çevremizde açılan onca fast food veya kebapçıya karşılık zeytin ve zeytinyağı yer bulamaz oldu lokantalarımızda. Akdeniz kokan, sağlık veren zeytinyağı mutfağı, işletmecilerin ilgisini çekmiyor. Ya ticari olarak rantabl gelmiyor ya da yeni işletmeci profili Akdeniz ve O'nun mutfak kültürüne mesafeli.

'Dışarıda yemek' eğilimi gelişecek ancak bu şekli ile değil. Yemek kültürüyle ilgili sadece kebap ve mangal ile anılmak bu coğrafyaya haksızlık. Özellikle dışarıdan gelip bizi yemek kültürümüz ile tanımak isteyenlere kebabı tek seçenek olarak sunmak bu coğrafyanın beş bin yıllık zeytin kültürüne saygısızlıktır. Yapılması gereken ise zeytin ve zeytinyağında ısrarcı olmaktır.

Tarih: 15/1/2008
7695 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri