Yazdır Arkadaşına gönder
Yerleşik "İzmir" ve "İzmirlilik" algısına eleştirel bakış - 2
Ercan Sever
Ercan SeverKonservatif elitler

Bugün adeta kahvehane söylemi olduğunu düşündüğüm, “Turgut Özal, kendini tercih etmeyen İzmir ve İzmirliler’i cezalandırdı. İzmir, muhalif politik kimliği nedeni ile geliştirilmedi” iddiasını hem objektif hem de samimi bulmuyorum. Aksine İzmir, Cumhuriyet sonrası sistem ile barışık olmanın ötesinde tam merkezindeydi. Bu söylemin gelişime, değişime ayak uyduramayan İzmir’in konservatif elitleri tarafından sufle edildiğini düşünüyorum.

Mardinli göçmenler örneği

Göçmenliğin ilk evresinin devrimci özelliğini yine İzmir özelinden örneklemek istiyorum. Göç etmek için İzmir’i tercih eden Mardinliler’in durumunu bu aşamada Cumhuriyet’in ilk yıllarında Balkan orijinli ilk göçmenler ile ciddi benzerlik taşıdığını düşünüyorum. 1970’li yıllarda Mardin’den İzmir’e başlayan göçten bu yana kentimizde yaşayan Mardinliler’i, burada doğan ikinci ve üçüncü kuşakları ile birlikte 100 binler ile ifade etmek gerekiyor.

Klasik tabiri ile yorgan döşek sırtlanarak İzmir’e göç eden Mardinliler, göçmenliğin riske açık dinamik ilk evresini dolu dolu yaşadılar. Göç ettikleri yıllarda toplumsal dokunun tabanın oluşturan Mardinliler bugün sermayedar sınıfı ile gündemde. Tekstilden gıdaya birçok sektörde etkinleşen dünün işçisi bugünün işvereni Mardinliler, İzmir ekonomisinin dinamik unsurlarında biri olarak dikkat çekiyor.

İzmir’i paylaşmak konusunda cimri ilk kuşak göçmen orijinli sermayenin dışlamasına rağmen Mardinlilerin hikayesine benzer başarılı girişimci profilleri çıkaran Anadolu’nun farklı illerinden gelen sermaye sınıfı kent ekonomisini dönüştürmeye en güçlü aday. Bugün inşaat sektöründe en büyük üç grubun Siirt, Malatya ve Gümüşhane orijinli olması bir başka çarpıcı örnek olarak ele alabiliriz.

Yakın tarihsel süreç içinde muhafazakarlaşan ve dönüşemeyen ilk sermayedarların ise istisnaları hariç son on yılda kent ekonomisinde etkinliklerinin azaldığını görüyoruz. Bu trendin kaçınılmaz olarak devam edeceğini düşünüyorum. Ta ki bugünün dinamik yeni göçmen kitlelerinin süreç içinde öncekilerde olduğu gibi konservatifleşmesine kadar.

İlk kuşak göçmenler ile yeni göçmen İzmirliler’in sosyo-ekonomik hayattaki çelişkisi politik olarak kendini gösteriyor. Yaşam tarzı üzerinden belirlenen güncel politik tercihlerin meydana getirdiği çelişki eski İzmirliler ile yeni İzmirliler ’in yeni bir kentli bilinci oluşturması önünde ciddi engel olarak duruyor.

Sonuç olarak İzmir nüfusunun belki de tamamını oluşturan en fazla dört kuşak İzmirliler ile birkaç yıllık İzmirliler’in öncelikle İzmir’i içselleştirme gibi ortak bir muradı olmalı. Balkan orijinli ilk kuşak İzmirliler alışkanlıklarını tümden İzmir ve İzmirli kimliği gibi dikte ettirmekten, Anadolu orijinli yeni kuşak göçmenlerin ise İzmir’i memleketlerine dönüştürme “kutsal misyonundan”, ekmeğini yedikleri İzmir’de sık sık memleket güzellemesi yapmaktan vazgeçmelidir.

İzmirli ve İzmirlilik bilincinin inşasının tek düze kültür dayatmasına değil ortak bir vicdana ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.

Tarih: 1/1/2014
6824 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri