Yazdır Arkadaşına gönder
Yazarım, TV programcısıyım ve yerel seçimlerde adayım
Ercan Sever
Ercan SeverMedyanın artık sadece medya olmadığını hepimiz biliyoruz. Tespitim özgün değil ve malumu ilam amacı da taşımıyor. Yıllar önce mankenlere, doktorlara, ekonomistlere terk etmeye başladığımız mevzilerimizi son yıllarda cömertçe politikacı ve politikacı adaylarına veriyoruz. Adaylığın yolu adeta gazete köşeleri, TV ekranlarından geçiyor. Politikacı ve adaylarının medya ile bu sıra dışı ilişkisi sadece meslek açısından değil aynı zamanda demokrasi için de sorunlu.

Gazete köşelerinin ve ekranların politikacılar ile dolmasının öyle sofistike nedeni de yok. Neden tamamen parasal. Gazeteler ve TV'ler aynı zamanda birer işletme. Kar etmeleri gerekiyor. Hele yerel yayıncılık girişimcisi için maddi açıdan şövalye ruhu gerektiriyor. Hem masraflı hem de çok karlı sayılmaz. Bu nedenle özellikle yerel yayıncılar, kaynak yaratma adına bugünlerde İzmir'de sıklıkla rastladığımız şekilde yerel seçimlerde adı adaylar arasında geçen veya adaylığa niyet edenlere gazetelerde köşe yazdırıyorlar, TV'lerde program yaptırıyorlar. Sorun elbette seçim sürecinde haber değeri taşıyan aday haberleri değil. TV ve gazetelerin neredeyse 'gazetecisizleştirilme' pahasına aday kimliği ile politikacılara terk edilmesi. Süreç demokrasi adına fazla mahzurlu. Gazetecilik mesleği adına ise aynı zamanda utanç ve kaygı verici.

Gazeteciler entelektüel emeğini satarak yaşamlarını idame ederler. Tek geçim kaynakları kalemleridir. Profesyonel yaşamları için bu mesleği tercih edenlerin önemli bir bölümü bu amaçla yüksek öğrenimlerini de İletişim Fakülteleri'nde gerçekleştirirler. Tıpkı öğretmenler, doktorlar, mühendisler gibi lisans eğitimi alırlar. Gazetecilik biraz yürek işi olunca hiçbir gazeteci zorunlu durumlar dışında başka işlere yönelmez. Ancak ilahiyatçısından, mankenine, astroloğundan emlakçısına herkes gazeteciliğe meraklı. Bu merak finansal kaygılar ile birleşince meslekte gazetecilerin etkisi her geçen gün sınırlanıyor. Eskiden makale, fıkra yazarlarına TV ve radyo yapımcılarına doğal olarak emeği karşılığında maaş/telif ödenirdi. Ancak belirttiğim bu garip süreç durumu tersine çevirdi. Şimdi özellikle yerel anlamda fıkra ve makale yazanlara, TV programı yapanlara para değil fatura gönderiliyor. Yani gazetecilik, profesyonel bir meslek olmaktan çıkarak hobi, lobi, pazarlama alanı olarak kimliksizleştiriliyor.

Farklı onlarca meslekten 'meslektaş' çıkınca zaten daralan kadrolarda, gazeteciler ve bu işin eğitim-öğrenimini görmüş olan gazeteci adayları yer bulamıyor. Gazeteci çalışanı olmayan gazete ve TV yayıncılığı uzak olmasa gerek. İzmir gibi dört milyonluk bir şehirde haber merkezinde iki muhabir çalıştıran gazeteler var.

Konunun mesleğe ve meslektaşlara bakan yönünün dışında bir de yeni 'meslektaş' politikacı ve adaylara bakan boyutu var. Önce mahçup bir iki yazı veya program ile başlayan gazetecilik serüveni bir süre sonra 40 yıllık kalemlere nispet edercesine cüretkar hale geliyor. Politik hedefine varma adına yöntem olarak 'geçici' gazeteciliği seçenler ilk olarak nitelik ve nicelik farketmesizin boş buldukları her köşe ve sütunda yazma çabasına giriyorlar. İki kelimeyi bir araya getiremeyenler köşelerinde Franz Kafka'yı, Jack London'u aratmayan derinlikte döktürüyorlar (parası ile değil mi?) Bir süre sonra yazma ve program yapmak için yayıncıları ikna etmek için kullandıkları potansiyel seçmen kitlesine bu sefer 'gazetecilikten' kaynaklanan nüfuzunu pazarlıyor. Yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan gibi bazen garip durumlarda ortaya çıkmıyor değil.

Bir gazetecinin politika yolu ile topluma hizmet etmek istemesi doğal ve desteklenmesi gereken tercih. Bu amaçla aday olmak en azından yasal bir hak. Kaldı ki eğitim ve demokratik bilinç düzeyine katkıları açısından desteği de hak ediyor. Ancak gazeteci olmayanların politik hedefleri adına gazeteciğe soyunmaları ise tehlikeli ve önüne geçilmesi gereken sapma.


Tarih: 6/10/2008
7458 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri