Yazdır Arkadaşına gönder
Yaz geldi, Almancılar yok, mahalle renksiz
Ercan Sever
Ercan SeverMahalleli tüm kış onları bekler, esnaf gün sayardı. Yaz ile beraber ilk aileler gelmeye başlardı. Manda kasa Mersedesler, geniş Ford Granadalar, gençlerin tercihi Golf, Polo marka otomobiller sokaklardaki yerlerini alırdı. Biraz kalabalık ailelerin favorisi Volkswagen minübüslerdi. Zorlama Alman aksanlı Türkçeleri ile yaptıkları yüksek sesli konuşmalar Güzelyalı’nın, Göztepe’nin dar sokaklarında yankılanırdı. Direkt tanımasanız bile geldikleri ilk günlerde getirdikleri çikolatalardan, jöleli şekerlerden, kutu meşrubatlardan nasiplenirdik. Onlar mahallelerimizin yaz renkleri, esnafın bereket kapıları idi. Hatırlayınca ancak gülümseten hediye anlayışları vardı. Henüz yaygınlaşan şampuanların rengarenk seçenekleri, kokulu sabun ve kağıt mendiller, jarse kumaşlar, kot pantolon ve bolca sigara getirirlerdi. Sipariş edilen radyo teypler, elektrikli mutfak gereçleri ve tabii ki tüm yıl anlatmak için biriktirilen anılar… Gelmelerini takip eden günlerde yakın, dost ve komşular ile paylaşılmaya başlanırdı.

Görünmedikleri aylar boyunca geçirdikleri değişimi farkettirmeyi severdi çoğu
Almancılık hüzündü, umutdu ama sanki biraz da sergilenecek bi şeydi. Sergi alanları ise sokaklar, mahallelerdi. Memlekette geçirilen ortalama bir ay sanki zor geçen 11 ayın acısını çıkarır cinsten yoğun ve renkli idi. İzinlerin ilk günlerinin ardından sahile kaçma telaşları başlardı. Küçük bakışlar ile evimizin balkonundan seyrederdim bu harketliliği. Onların telaşlı araba yüklemeleri beni de neşelendirirdi. Balkon korkuluklarının arasından süzülen öykünme dolu bakışlar ile sıkılmadan izlerdim saatlerce bu seromoniyi. Ailemde Almancı olmadığı için hayıflanır, ailemi ve hayatımızı renksiz bulurdum. Almancı ailelerin yaşatım çocuklarının konuştukları Almanca bezeli komik aksanlı Türkçe’yi taklit ederek konuşmayı eğlenceli bir oyun haline dönüştürmüştüm.

Almancılara gelin, damat olmak

Almancı olamayan gençlerin en büyük hedefleri ise Almancı ailelere damat veya gelin gitmekti. Bu nedenle evlilik çağındaki gençler, Almancıların yaz ayları ile mahalleye dökülmelerini sabırsızlıkla bekler, aracı konulacak isimler tespit edilir, stratejiler belirlenirdi. Almancılara gelin ve damat olanlar hedeflerine ulaşırken başaramayanlar göçmek için farklı arayışlara girerlerdi. Avrupa göçmen ihtiyacını karşıladıkça ve kapıları kapadıkça umutlar kaçak geçişlere yüklenirdi. Ülkede umudunu tüketenler, damat, gelin olamadıkları Almancı ailelerden kaçış ve yol tüyoları alırlardı.

Tüketim ile örtülü tutunamayanların öyküsü

Özellikle 1970’li 1980'li yıllarda, Almancı diye adlandırılan Avrupa’daki göçmen işçilerimiz mahalle kültürümüzün etkin tonlarını oluşturdu. Gelecek kaygısı ile Avrupa’ya savrulan Türkler sadece edindikleri paraları değil, geçiş kültülerini de ülkelerine taşıdılar. Çalıştıkları ülke farketmeksizin Almancı olarak adlandırılırlardı. Her mahallede, köyde mutlaka bir iki Almancı aile vardı. Belki 11 ay sırtlandıkları ağır işler unutulur Türkiye’de yaşadıkları tüketim dolu bir ayları nedeni ile gıpta ile bakılır, izlenirlerdi. Giden her aile aslında bir tutunamama öyküsü barındırırdı içinde. Model araba, orijinal kotlar ve güzel ambalajlı sigara, çukulatalar ile örtülü hüzün sanki hiç yokmuş gibi davranılırdı

Şimdi artık yok gibiler. Var olsalarda fark edilemiyorlar. İç göç yollu yeni kitleler ile tanışan kentler zaten fazlası ile renkli ve kozmopolit hale geldi. Almancıları, buradakilerden ayıran önemli fark, tüketim çeşitliliği ve kültürü ise artık Avrupa’dan daha güçlü. Model arabaların arasında Almancıların arabaları farkedilmiyor bile. Almacılar, yaşadıkları ülkelere entegre oldukça şölene dönüştürdükleri yıllık izin ile sınırlı Türkiye günleri artık sadece kendilerini ilgilendiriyor. 1970’li, 1980'li yılların mahalle kültürünün sıradışı rengi Almancı kültürü, maziden yapılan hoş alıntıların konusu artık.

Tarih: 17/5/2010
7971 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri