Güle güle multi miyolom…

Bugün 13 Eylül 2019, saat 00.25, Urla’daki aile evimizdeyiz. Bu öyküye başladığım şu an itibarıyla, tamamlayabileceğimden emin değilim aslında. Tamamlarsam eşimin paylaşmak isteyebileceğinden de emin değilim. Ama hayatımın yaşadığım bu en ürkütücü bölümü ile ilgili bazı şeyleri, bir yerlere not…

Çok istersek olurmuş…

Aslında bu bizim sırrımızdı. Torunum Zeyno ile aile dışında kimseyle paylaşmayacaktık. Ancak planladığımız gibi olmadı, maalesef duyuldu. Zeyno hayal gücü yüksek bir çocuk. Bunu kendi başına oynadığı oyunlarında görüyordum. Bebekleriyle inanılmaz güzel, hayal ürünü bir yaşam oluşturabiliyordu. Geçen yıl yaz…

Sürprizin böylesi

Bir önceki hikayemde anlattığım operasyon esnasında pek çok şey yaşanmıştı. Onca şey arasında öyle kolay kolay rastlanmayacak bir olay, ilginç bir mutluluk hikayesi de yaşamıştım. Ölümle burun buruna geldiğimiz ve güçlükle zirveyi aştığımız geceden birkaç gün sonrasında, diğer birliklerle müşterek…

Empati mi dediniz?

Sarıkamış faciasından tam 104 yıl sonra… Çok zor bir süreçten sonra, hayatımın önemli kararlarından birini vermiştim, artık emekli olacaktım. Eşim dahil tüm aile karşı çıkmıştı, ama kararlıydım. Artık sivil yaşama geçmek istiyordum. Yıllardır özenle içimde sakladığım, yaşattığım tasarılarım, hayallerim vardı…

Bir 12 Eylül öyküsü

12 Eylül darbesinin yıldönümlerinde medyada yayınlananlara ve sosyal medyada paylaşılanlara bakıyorum, çoğu kez gülüp geçiyorum. O günleri üniformalı bir görevli ve bizzat yaşamış biri olarak, sevgili halkımızın “desteğini” hiç unutamam. Şimdilerde yazılıp çizilenlere bakınca gülüp geçmekten başka bir şey gelmiyor…

Yenikale Astsubay Kampı unutulmadı

Yaz tatillerinde yaşanmış bir kamp arkadaşlığı… Siyah beyaz resimlerde kalmış, kırk beş yıl öncesinin kimi silik, kimi capcanlı anıları… Anlatıldıkça coşkuyla hatırlanan imbat tadında yaşanmışlıklar. Kurulan harika dostluklar… Üstelik 1970’li yıllara rastladığı için, dönemin muhteşem müziği ile bütünleşmiş, buram buram…

Nermin Öğretmenim

Bu öykümde anlatacağım Nermin Öğretmen acaba “Mutluluk Hikayelerim”de mi olmalı, yoksa bir başka başlıkta mı yer almalıydı? Bu konuda yazarken karar veremedim… Size aktardığım birçok anımdaki rolüyle Nermin Öğretmen “Mutluluk Hikayelerim”de mutlaka olmalıydı… Ama öyküsünün devamını okuduğunuzda, “Bu öykü bir…

Bizim köyün su hikayesi…

Sevgili torunlarım Ada ve Zeynep bu hikayeyi okuduğunda, onlara ne ifade edecek bilemiyorum. Bu yazımda, görev nedeniyle bulunduğum köyde yaşanan su sorununu hikaye ettim. Üzerinden yirmi yıl geçmesine rağmen köylerin su sorunu devam ediyor. 1996 yılında tabur komutanlığı yaptığım köyde…