Zeytin’e mektup…

Can Dostum, Ne tuhaf, gittiğin günden beri, başta hayatlarına girdiğin, en azından Basmane\’ye gelip, senin ve Orhan Beşikçi Ağabey\’in hayatına girenler… Bizler yani, senden yeterince söz etmedik. Üzüntü katmerleşmesin diye olabilir mi? Sana dair sevgi gösterilerinin samimiyetsizliği mi? Gülten Akın\’ın…

Ne “yeni”si?

Gündem, sürekli değişiyormuş. Bu kocaman bir yalandır! Her gün yeni bir canbazlık yumurtlayanlarla, o yumurtalardan alakok mu, çılbır mı, omlet mi yaparız diye coşanların ortak paydasına, \”gündem\” demek işinize geliyor, içinize siniyorsa, elbette söylenecek bir şey yok. Ya da tam…

Kentte yaşamak, “kentli olmak” mıdır?

Nicedir görüşemiyoruz. Araya, sürdürülmeye çalışılan hayat, ayakta tutulmaya çalışılan sanat mücadelesi girmiştir, bıkma sınırlarına gidip gelmelerin yorgunluğu fırsat vermemiştir diyelim. Bu konuya girersek çıkamayız, gelin şu yaz sıcağında “Sevgilim İzmir”den, kentimizden ve kendimizden söz etmeye çalışalım. Biz çağdaş anlamda, “kentle”,…

Başkan “Şehir Tiyatrosu” dedi (2)

Geçen hafta, 9 Eylül Gazetesi’ndeki “Haluk’un Defteri” köşemde, “İzmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları”nın kurulmasına dair yayınlanan yazılarımı aynen paylaşmış; kalıcılık, okunma yoğunluğu ve kuşkusuz tartışılması adına, yine burada dikkatinize sunmuştum. Aşağıdaki yazının, onlarla birlikte okunmasında, bütünsellik adına yarar bulunmaktadır. Saygı…

Başkan “Şehir Tiyatrosu” dedi

Merhaba. Görüşmeyeli çok şey yaşandı. Gezi’den seçimlere, sanata biçilmeye çalışılan karanlık girişimlerden emek sömürüsünün bin çeşidine, hayat bu ülkede kendince akıp gitti. Görece mutluluk ve başarı hikayelerinin dışında, akıl, bilim, hukuk, etik, vicdan bir girdap içindeydi ve görmemek için ya…

İlkelliğin saltanatı

Adalet yalnızca mahkeme değildir. Hukuk yalnızca kitapta yazmaz. Bir insanın kalbinde ve beyninde, bir ülkenin sokaklarında soluk alıp vermiyorsa, lafügüzaftan öteye gitmez bu kavramlar. Çoklu standart devreye girmişse, sistem önce oralardan kanamaya başlamışsa, işte bu yüzden herkes kendi adaletini sağlamaya…

El Frenleri

Değerli dostlar, değerli Kent Yaşam’cılar, Nicedir yazamadım, hayat türlü işgaliyetler altında tutarak izin vermedi, fırsat tanımadı. Özür diliyor, merak edenlere, “Neden yazmıyorsun?” diye soranlara, eh belki de içten içe sevinenlere beyan ediyorum ki; “Sevgilim İzmir”ler bitmeyecek. Kent Yaşam, benim özgürlük…

2013 Mayıs sonu, Haziran başı Türkiye…

Mayıs’ın son günlerinde, bu ülkenin tarihinde yepyeni bir sayfa açıldı. Hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacak… Herkes “gerçek algısı” oranında, buna benzer sözler ediyor, edecektir. Geliniz, buradan kulaç atmaya başlayalım. Gündem yaratmayı nihayet başardılar. Akildi, ayyaştı, çapulcuydu, marjinaldi, mağdurdu, üç…

“Ne akilem ne divane…”

Yukarıdaki dizesiyle, Yunus Emre’yi selamlayalım; sonra da bir duruma açıklık getirip, baştan anlaşalım. İyisiyle kötüsüyle yazdığı şunca oyun, şiir, köşe yazısı vesaire kadar, yaşamının her alanında, en temel izleklerinden biri “barış” olan arkadaşınızın; konuya dair ayar çekilmeye, hizaya getirilmeye hiç…