Ah bir ataş ver

Şimdi Ankara soğuktur… İzmir’de bile gece bastırdı mı sarınıp sarmalamadan kendini, çıkamazsın sokağa. Şimdi Ankara’da hava kara yatmışken taş zemin üzerinde uyuyor birileri… Birileri işte… Birisinin babası, annesi, kardeşi, oğlu, kızı, sevgilisi… Senin için ne fark eder ki? Senin tuzun…

1450 metrede kamp ateşi…

Gölcük Yaylası’na dördüncü kez çıktım. Bundan dört yıl önce emekli Türkçe öğretmeni Ali Özdemir, yol arkadaşım Engin Yavuz ve ben kamp yaptık, çadır kurduk, yanımızda bisikletlerimiz vardı; gölü defalarca turladık, çok keyifliydi. 610 yaşına ulaşmış ulu karaçamın altında kurduğumuz çadırların…

Büyük özlem!

Artık sizin de fark edebileceğiniz gibi, kızımla aramızda tatlı bir rekabet başladı. Aslında Anneler Günü’yle ilgili bir yazı yazmayı bu yıl hiç istemiyordum. Ama onun yazdığını görünce kıskandım galiba! Sevgili editörümüz Hüseyin Amcası kızımı da kandırdı -ki öyle bir dondurmaya…

Kaynağından yudumladım…

Hafta sonu Kazdağı’na gidip suyu kaynağından yudumladım. Şimdi Ayazma zamanı. Nisan ve Mayıs aylarında başlayan yeşil örtü tüm Ayazma’yı sarıp sarmalamış.Yeşil ile gürül gürül akan su bir araya gelince doyumsuz bir güzellik ortaya çıkmış. Mayıs ayı bitmeden mutlaka gidip görmek…