Orada bir müze var uzakta

İzmir Ayakkabıcılar Odası’nın 2003 yılında açtığı Ayakkabı Müzesi, Türkiye’de bir ilk olmasına karşın bugün tanıtım yetersizliği nedeniyle unutulmuş durumda. İzmir’in turistik tanıtım kitaplarında adı bile geçmeyen “müze”, sektörün ilgisini ve hatırlanmayı bekliyor. Ben bir sayacı kızıyım. “Sayacı ne iş yapar?”…

Orada hala birileri var mı?

Şu “gece” denen özgür ülkenin bir hikmeti varmış gerçekten. Adını “günlük”ten “blog”a devşiren tür, geceleri sufle verir gibi yazdırıyormuş kendini. İnternet servis sağlayıcımı değiştirdiğim için, uzun süren bir geçiş dönemi yaşadım. İnternet kesildi, modemi bekledim; modem geldi, bir gecede kurulamadı.…

Alooooo, orada mısın, sesin gelmiyor…

Çalışanlarınız “patır patır” sokağa atılırken siz sessiz kalıyor, “hiçbir şey olmamışı” oynuyor ve hâlâ kendinizi genel yayın müdürü sanıyorsanız, gülerim. Ama bir gün sizin de işiniz bittiğinde ve kapı önüne konulduğunuzda, ağlaştığınızı, kitap yazmaya kalkıştığınızı duyarsam fena halde kızarım… Sabah’a…

Oradaydım…

Bundan 17 yıl önceydi… Genç, yaşlı, çocuk, kadın, erkek, işçi, memur, köylü oradaydık… Orası, yalnızca Aliağa ve çevresini değil, kuzey rüzgarlarına açık Ulukent, Menemen ve İzmir’e kadar geniş bir alanda yaşayanları kirli dumanlarıyla yavaş yavaş öldürecek termik santralın temelinin atılacağı…

En büyük devrim içimizde gerçekleşen

Ağzından çıkan tükürük parçacıklarıyla etrafa rastgele Koronavirüs vehameti saçan yazılardan köşe bucak kaçarken İstanbul’dan bir mektup aldım. Belirsiz karanlıklarda ileriyi görmeye çalışan beynim aydınlandı. Yüreğime güneş doğdu. Aydınlık umutların kapıları bu gençlerin eliyle açılacak. Bir kez daha gençliğe güvenimi tazeledim.…