Mahcubiyet

Uzun zamandır ne düşündüğümü düşünüyorum; düşünürken ne hissettiğimi, tam olarak ne olduğumu, ne olacağımı… Tüm bunlar çoğunlukla gece yatarken, tavanın kırık beyazlığında asılı duran pervanenin kollarından birisine bakarken oluyor. Bazen tam tersine bilgisayar veya televizyon ekranına bakarken; izlerken, okurken, incelerken…

Beynimin odalarında gezinti – 2: Ses ve söz yokluğunda gözlerle anlaşma odası

Ben de anlamadım birdenbire nasıl sarhoş olduğumu… Pek enteresan, efsane bir geceydi. Hüzünlü, sevinçli, sorgulayan, özür dileyen, suçlayan, sitemkar binbir duygu dolaşıyordu yemek masasının etrafındaki kişiler arasında. Ama bunların hiçbiri sözlerle ifade edilmiyordu. Gizliden gizliye, kaçamak bakışlarla, gözlerden gözlere aktarılıyordu…

Onu anlamak için hiç çabalamadık!

“Atatürkçüyüz” dedik… “Cumhuriyetçiyiz” dedik… “Halkçıyız” dedik… “Laikiz” dedik… “Devrimciyiz” dedik… “Milliyetçiyiz” dedik… “Devletçiyiz” dedik… “Kemalistiz” dedik… Ama… Ama hiç çalışmadık, birbirimiz sevmedik, bir ve birlikte olmadık… Her yıl Cumhuriyetimiz yeni yaşına girdiğinde bile biz “Onuncu yıl” marşında takıldık, çünkü O’nun…

Gülüşün

Gecenin bir yarısı. Üst katlarda bir yerden gelen müzik sesi uykuya tek engel ancak ezgi o kadar içli ve bir o kadar da güzel ki insan kızamıyor. İsmi ne bu şarkının? Çok tanıdık ama sözleri de anlaşılamıyor ki. Kulağıma ulaşan…

Yemek programlarına +18 zorunluluğu getirilsin

Bir dönem televole programları için “sosyal barışı tehdit ediyor” yorumları yapılmış ve kabul görmüştü. İstanbul’un para harcama kültüründen yoksun kesimlerinin abartılı yaşamlarını her akşam gözümüze sokan bu programların yoksullarda öfke birikmesine, özenmeye neden olduğu belirtilmiş ve sokak hareketleri başta olmak…

Bedel ödemesi gereken kim?

Son günlerde MHP’nin başına örülen çorapları ve bu konudaki gelişmeleri esefle izliyoruz. Bir parti alenen bitirilmek isteniyor. Bunu artık ilkokul çocukları bile anladı. Bu alçakça tertiplerin malum karanlık güçler eliyle tezgahlandığına dair geniş kesimde ciddi şüpheler vardır. Tüm bu kaset…

Tophane’nin karanlık sokaklarında…

Başlık, Vedat Türkali’nin ünlü “İstanbul” adlı uzun şiirinin 20. kıtasının son dizesidir. Hani, Onur Akın’ın besteleyip yorumladığı (Bana göre en iyi “işi”dir. Öteki çalışmaları, sekiz saatlik tek şarkının üçer dakikalara bölünüp bölünüp, ayrı adlarla piyasaya sürüldüğü izlenimi verir. Bana göre…)…

Fazıl Say ve arabesk

Evimize önce taş plaklar, sonra 45’likler girdi, arabesk müzik girmedi. 12 Mart ve 12 Eylül’de okuyan yazan insanların evleri arandı, kitaplarımızla birlikte, Çetin Altan, Ruhi Su, Âşık İhsani plakları, ne buldularsa götürdüler. Ruhi Su’yu, Âşık İhsani’yi anladık, ancak Çetin Altan‘ı…