Garnik ile Şaşik

Dedem öldüğünde babam elime üç altın diş tutuşturdu. Peçeteye sarılmış, üç altın diş! “ Al. Dedenin hatırası. Sana emanet etmemizi vasiyet etti… Nasıl, ne zaman, ne için harcayacağını, ne yapacağını sen bilirsin” dedi. Dedem öldüğünde on beş yaşındaydım. Onun ölümü…

İzmir’de yeşeren yeni bir kalem

Onun yazılarında savaşın ortasında kalan Beyrut’taki çocuklar var, aç insanların dramı, kaçak göçmenler, şiddet gören kadınlar, çocuk gelinler, toplumun ötekileştirdiği görmezden geldiği travestiler var, kürtaj var, mahkumlar var, tecavüze uğrayan kadınlar, şiddet gören, aç bırakılan, işkence edilen hayvanlar var… Aşk…

Sizin hiç oğlunuz öldü mü?

Babam öldüğünde kazık kadardım. Babamın öleceğini hepimiz biliyorduk, amansız bir hastalığı vardı; gün geçtikçe eriyor, yemek yemeyi ret ediyor, ilaç almak istemiyordu. Dilediği tek şey ölümdü. Kendisi de biliyordu ki bu şekilde yaşamak yaşamak değildi. Babam öldüğünde evin çatısı aniden…