“Covid-19 araştırmalarının bildirime tabi tutulması sakıncalı”

Bilim Akademisi Yönetim Kurulu, Covid-19 hakkındaki bilimsel araştırmaların Sağlık Bakanlığı’na yapılacak bildirime tabi tutulmasının sakıncalı olduğunu belirterek tepki gösterdi. Bilim Akademisi’nden yapılan açıklamada, “Sağlık Bakanlığı’nın dünyadaki özgür bilimsel araştırma geleneklerine aykırı bir şekilde projeleri önceden değerlendirme yoluna girmesi, uygulama hangi yönde olursa olsun, bilim camiasını tedirgin edecek ve özgür bilimsel araştırma ortamını zedeleyecektir” denildi.

Bilim Akademisi Yönetim Kurulu’ndan yapılan açıklamada, Covid-19 salgınının bütün dünyanın hazırlıksız yakalandığı, biyolojik ve klinik özellikleri kadar, toplumsal ve ekonomik sonuçlarını öngörülemeyen bir afet olduğu dile getirildi. Bu afetle baş edebilmek için ilk şartın bilimsel araştırmalarla virüsün ve salgının özelliklerini olabildiğince hızlı şekilde ortaya çıkarmak olduğu vurgulanan açıklamada, Covid-19 hakkındaki bilimsel yayınların desteklenmesinın de ayrı bir önem taşıdığı kaydedildi.

Bilim Akademisi açıklamasında, Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun 28 Nisan 2020 tarihli bir yazısıyla, bakanlık Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde “Covid-19 Bilimsel Araştırma Değerlendirme Komisyonu kurulduğunun duyurulduğu anımsatıldı. Açıklamada, yazıda başvuru yapılması için gösterilen Web sitesinin ve başvuru için aranan formların incelenmesi sonucunda karşılaşılan tablo şöyle dile anlatıldı:

“Covid-19 hakkında olgu sunumu yapılması hariç her türlü bilimsel araştırma için Covid-19 Bilimsel Araştırma Değerlendirme Komisyonu’na başvuru mecburidir. Bu komisyonun üyeleri ve yetkinlikleri konusunda hiçbir bilgi mevcut değildir. Bu komisyonun ilgili araştırma başvuruları hakkında hangi esaslara göre bir değerlendirme yapacağı ve değerlendirmenin kapsamı meçhuldür. Bu değerlendirme sonucunda bir araştırmanın reddedilmesinin mümkün olup olmadığı meçhuldür. Ancak ilk uygulamalardan edinilen bilgilere göre ilgili Komisyon’un bazı başvurulara uygun görülmediği yönünde dönüş yapması söz konusudur. İlgili komisyona başvuru yapılıp bir geri bildirim alınmadan etik kurul başvurusu yapılamayacaktır. Etik kurullar, komisyon izni alınmamış başvuruları reddetmek durumundadır. Başvuru formunda istenilen bilgiler arasında araştırmanın konusu, veri toplama araç ve yöntemleri, elde edilen verilerin başka bir araştırmada kullanılmak istenip istenmediği, çok merkezli çalışmaya dahil olmak istenip istenmediği gibi gizliliği esas olan hassas veriler mevcuttur. Başvuru sahibi, verdiği bilgilerin doğruluğu konusunda bir taahhütte bulunduğu gibi “başvuru kabulü sonrası tüm taahhütleri” imzalayacağı hususunda ayrıca bir taahhütte bulunmaktadır. Ancak başvuru kabulü sonrasında nasıl bir ek taahhütte bulunulacağı meçhuldür.”

Aktarılan bu yaklaşımın bilimsel araştırmanın özüne, amacına ve temel ilkelerine ters olduğu gibi son derece sakıncalı olduğu vurgulanan açıklamada, “Bilimsel araştırmalar bilinmeyeni deney ve gözlemlerle öğrenmek ve sınamak için yapılır. Sadece Covid-19 gibi güncel ve hayati önem taşıyan konularda değil her konuda araştırma ön izinden ve önyargıdan bağımsız olmalıdır ki bilinmeyeni ve öngörülemeyeni serbestçe araştırabilsin, doğru ve işe yarar bilgiye ulaşabilsin. Bilimsel araştırmanın tek nihai yargıcı doğa, toplum ve insanla ilgili kanıtlanabilen gerçektir” delireke şu görüşlere yer verildi:

“Dünyanın bilimsel açıdan gelişmiş tüm ülke ve bölgelerinde (ABD, Kanada, Birleşik Krallık, Avrupa Birliği) devletler Covid-19 pandemisiyle savaşta tıbbi, epidemiyolojik, sosyal, ekonomik ve insani araştırma projelerini desteklemek üzere yeni programlar açmakta, projelerin yürütülmesine yönelik rehberler yayınlamakta, değerlendirmeleri hızlandırmak ve yayınlanmalarını teşvik etmek için çabalar göstermektedir. Bunun tek istisnası olan Çin’de devletin araştırmaları sıkı bir şekilde denetlenmesine yönelik girişimleri vardır. Türkiye’de salgının sağlık, sosyal, beşeri ve ekonomik yönlerini araştırmaya yönelik projelere TÜBİTAK’ın erken dönemde destek vermesi akademik camiada olumlu yankı bulmuştur. Buna karşılık devletin farklı bir kurumunun (Sağlık Bakanlığı) dünyadaki özgür bilimsel araştırma geleneklerine aykırı bir şekilde projeleri önceden değerlendirme yoluna girmesi, uygulama hangi yönde olursa olsun, bilim camiasını tedirgin edecek ve özgür bilimsel araştırma ortamını zedeleyecektir. Bu da sağlık uygulamalarında başarılı bir grafik çizdiği görülen Türkiye’nin araştırma alanlarında daha etkisiz bir duruma itilmesine ve uluslararası çalışmalardan büyük oranda dışlanmasına yol açacaktır. İyi işleyen demokratik bir toplum düzeni her şeyden önce doğru bilgiye, bilime dayanmak zorundadır. Bu son salgın da ülkemizde ve bütün dünyada bilime ve akla güvenmenin önem ve önceliğini bir kere daha göstermiştir.”

625 kez okundu.