A’dan Z’ye Mısır ve Nil gezisinden notlar – 20

A’dan Z’ye Mısır ve Nil gezisinden notlarımı paylaşmayı sürdürüyorum…

Nil Ölçeği (Nilmetre, Nilometre): Günümüzde sel ve su baskınları hepimizin korktuğu doğal afetlerdir. Ancak Eski Mısır’da Nil’in taşması dört gözle beklenen bir durumdu. Nil taşması bereketli bir hasat, dolayısıyla karınların doyması demekti. Nil’in taşması yeni yıla girişi simgeliyor ve bayram yapılıyordu. Yaklaşık Temmuz sonu Ağustos başlarında Nil nehri, bütün Nil Vadisi’ni ve Delta’yı göle çevirirdi.

Nil’in doğduğu dağlarda ilkbaharda eriyen karlar Nil’de su seviyesi yükselmesine neden oluyordu. Coşkun Nil, beraberinde humuslu çamuru da sürükleyerek Vadi ve Delta’yı hem suluyor, hem de gübreliyordu.

Yaklaşık M.Ö. 1000’li yıllarda Mısır devleti tarım ürünlerinden alacağı vergiyi ölçeklendirmek için Nil ölçeği ya da Nilometre olarak anabileceğimiz bir ölçü düzeneği geliştirdi.

Emeviler döneminden kalma Nilometre

İlk önceleri yüksek kayalara ölçek koyarak taşkının seviyesi ölçülüyordu. Daha gelişmiş bir yöntem ise Nilometre idi. Nilometre 2.4 metre çapında büyük kireçtaşı bloklardan yapılmış, içine merdivenle inilen dairesel bir kuyuydu. Bu odada bir taş sütunun üzerine seviyeler işaretlenmişti ve iki üç yerden Nil nehri ile bağlantı sağlanmıştı. Böylece Nil’in sularının ne kadar yükseldiği düzenli olarak saptanabiliyordu.

Strabon, Elephantine ve Memphis şehirlerinde gördüğü kuyuları anlatır ve taşma seviyesinin tespit edilmesinden sonra insanlara haber verildiğini de belirtir.

Eğer Nilometre ile elde edilen veriler verimli bir hasat dönemi olacağını öngörüyorsa vergiler de ona göre artırılıyordu. Taşkın az ise vergiler düşürülüyordu.

Evliya Çelebi’nin aktarımına göre Nil’in sularının ne kadar yükseldiğini anlamak için Kahire’deki Ravda (Roda) adasında “Ümmü’l-kıyâs” adında bir Nilometre vardır.

Bugün Nil Vadisi ve delta boyunca çeşitli dönemlere ve uygarlıklara ait değişik mimari özelliklere sahip yüzlerce Nilometre bulunmaktadır. 

Giza bölgesinde Sfenks yakınlarında rehberimiz bize Nilometre gösterdi. Düzenek yarı yarıya kuma gömülmüştü. Bir zamanlar yaşam için çok önemli olan bu düzenekler, Aswan Barajı nedeniyle işlevsiz kaldılar. Artık birer tarihi eser konumunda gezginlere gösteriliyor. 

Opet Bayramı: Eski Mısır’da birçok dini bayram kutlanıyordu. Bu bayramlar hem halkı motive ediyor, hem de Firavunların dini ve idari lider olarak gücüne güç katıyordu. Bu bayramlarda en görkemli ve en ilginç olanı Opet Bayramı’dır.

Opet Bayramı’nda tanrıça kültlerinin omuzlar üzerindeki kayık ile Nil’e taşınması-Luksor Tapınağı

Luksor şehrinde bulunan Karnak ve Luksor Tapınakları gezimizde rehberimiz Opet Bayramı’ndan ayrıntılı olarak söz etti. Amonhotep Tapınağı’nın anıtsal revakına işlenen rölyefler Bayram’ın bütün ayrıntılarıyla doluydu. Tıpkı bir çizgi roman akışı içinde Bayram’ın bütün ayrıntılarını öğrendik.

Bayram’da tanrıların ve Firavun’un kült imgeleri (putları), büyük bir gemiye konarak ya karadan omuzlar üzerinde ya da Nil üzerinde gemi ile Luksor Tapınağı’ndan Karnak Tapınağı’na taşınırdı. Tanrı kültleri Karnak Tapınağında bulunan tanrıça kült imgeleri ile buluşturulurdu. Böylece üreme ve yeniden doğuş kutlanırdı.

Halk bütün bir yıl bu bayramı beklerdi. Uzaktan da olsa şenlikleri izlemek ve Firavunu görebilmek için tapınaklara giderdi.

Bayram’ın amaçlarından biri de Firavun’un kutsanması, gücüne güç kattığını göstermesidir. Firavun bu bayramla aslında gençleştiğini, ölümsüz olduğunu ve ebedi bir tanrı-kral olduğunu ilan etmekteydi.

Oyuncak: Çocukluğum az oyuncakla geçti. Kendi oyuncaklarımı kendim üreterek oynadım. Oyuncakları ve oyuncakçıları severim. Gezdiğim ülkelerde, hem müzelerde hem de çarşılarda gördüğüm oyuncaklar ilgimi çeker.

Ahşap oyuncak kedi. Mısır Müzesi-Kahire

Gezimiz sırasında hem Kahire’deki Mısır Müzesi’nde, hem de Sakkara’daki Imhotep Müzesi’nde ahşap, pişmiş topraktan, altın ve gümüşten yapılmış oyuncaklar, çıngıraklar gördük. Elbette altın ve gümüş olanlar Firavun çocuklarına aitti. Çocuk mezarlarına da ikinci yaşamda oynamaları için mutlaka oyuncak bırakılıyordu.

Oyuncak ilk insanlardan bu güne hep var oldu.Tarihte bilinen ilk oyuncaklar Mısırlılar’a aittir. Mısırlı çocukların M.Ö. 5. Yüzyıl’da tahta atla (Eşek de olabilir. Çünkü at Mısır’a çok sonraları geldi) ve M.Ö. 2. Yüzyıl’da topaçla oynadıkları arkeolojik bulgularla belirlenmiştir. Antik çağdan günümüze kalan pek çok nesnenin oyuncak mı yoksa tapınma nesnesi mi olduğu konusu hâlâ tartışmalı olsa da, oyuncak her zaman var olmuştur.

Ölüler Kitabı: Eski Mısır’da ölüm, yaşamdan daha önemliydi. Çünkü Mısır inanç sisteminde ölümün ardından sonsuz sürecek bir ikinci yaşam olduğuna inanılmaktaydı. Her Mısırlı, ölümden sonraki sonsuz yaşamı için yaşar, çalışır, hayatını bu inanca adardı. Ölümden sonra ne olacaktı, nasıl bir yol izlenecekti? 

Din bilginlerince bu gün “Ölüler Kitabı” adıyla anabileceğimiz bir yol gösterici hazırlandı. Ölüler Kitabı; ölen kişilerin piramit, tabut veya mezarları içine bırakılan papirüsler üzerine yazılmış metinlerdir.

Bu yazılarda “Ölümden sonra ne var?”, “Öte dünya nedir?”, “Öldükten sonra bize ne olur?” gibi sorulara yanıt verilir.

Nil Nehri boyunca uzanan Antik Mısır’da kişinin ölümden sonra varacağı son kutlu hedefi; batı ufkunun ardında bir yerde yemyeşil ve bereketli bir yer olan Sazlık Tarlaları’na ya da diğer adıyla Huzur Tarlaları’na (Sonsuz Yaşam, Cennet) ulaşmaktı.

"Mısır'ın Ölüler Kitabı"

Bu kitapta yazılı duaların, tılsımların, telkinlerin amacı; ölen kişiye yol göstermek, ölen kişinin Araf’ta Osiris’in (Ölüm tanrısı) gözetiminde kırk iki yargıç tarafından sorguya çekilirken şaşırmaması, yanılmaması, uygun yanıtlar vererek ölümsüzlük yolunda geri kalmamayı başarması için ona yardımcı olmaktı. Bu sihirli formülleri ölünün yakınları ve din görevlileri gömme töreninde yüksek sesle okurken, ölünün de onları duyacağına, doğru yolu bulacağına ve öte dünyada ikinci kez yaşarken mutlu olacağına inanılıyordu.

“Ölüler Kitabı” bu güne dek bulunmuş bu tür kadim metinler içinde en önemlilerinden biridir. Metinlerdeki zengin bilgiler, Mısır uygarlığın gizlem yönünü simgelerle anlatan olağanüstü bir birikimi içinde barındırmaktadır. O günden bu güne insanlığı yönlendiren inanç ve düşüncelerin bin yıllar boyunca gelişimine ışık tutmaktadır.

Günümüzde ölen kişinin arkasından Kuran’ı Kerim okunması benzer bir uygulamadır.

Bazı bilim insanlarınca Ölüler Kitabı’ndaki Tılsım 125’te bahsedilen 42 günah ve bu günahlara ait suçsuzluk açıklamalarının (Hırsızlık yapmadım, cinayet işlemedim vs.), Musevilikteki On Emir için temel oluşturduğu öne sürülmektedir.

Ölüler Kitabı tüm dünya dillerine çevrilmiştir. Ülkemizde de birkaç yayın evince basımı yapılmıştır.

Yazar Hediye Selda Yılmaz’ın önceki yazıları


1.104 kez okundu.