Umut edilmeyeni umut etmek

Öğretmenlik gün boyu, hatta bir ders saati içinde bile farklı duyguları peş peşe yaşamamıza sebep olan bir meslek. Kısa bir an içinde mutluluk, hüzün, korku, gurur, endişe hatta kızgınlık gibi duyguları art arda yaşayabiliyoruz. Öğrencilerimizin bir sözü, bir bakışı, bir tebessümü, bir damla yaşı duygu demetinden o gün için bize hangi duyguların düşeceğini belirliyor. Bugün de birkaç dakika içinde birçok duyguyu birden yaşattılar bana.

Sabah sınıfa girdiğimde rengârenk şemsiyelerini kuruması için kaloriferin demirine asarak sıralamışlardı. İlk kez yapıyorlardı bunu. Üzerlerinde farklı çizgi film kahramanları olan şemsiyeler o an bana, teması neşe olan bir bienalde sergilenen eser gibi geldi. Sanatçılar neşeyi şemsiyelerin renkli, coşkulu dizilişleriyle anlatmıştı. İyi de başarmışlardı. Çünkü neşeleri bana da sirayet etmişti.

Bence, sanatçılar eserlerinin yanında, o sıcacık gülümsemelerini de sergileseler, neşenin sözlük anlamını karşılamış kadar olurlardı. İşte o an onların neşesiyle neşelendim. Sonra içlerinden biri, “Sizinkini de asalım” dedi. Baktım, benimki son günlerdeki ruh halimi yansıtan kapkara rengiyle hiç yakışmayacak o neşeye. “Yok, benimki kalsın burada” dedim. O an neşem kaybolup yerini hüzne bıraktı.

“Keşke” dedim, “Çocukların sadece kendilerini ıslatacak yağmurlardan korunmaya ihtiyacı olsa. Bu onlar için bir eğlenceden öteye gitmese… Hayatlarında şiddet, istismar tehdidi olmasa… Keşke tüm çocuklar böyle gürül gürül yanan kaloriferlerde üşüyen ellerini ısıtabilse… Daha güvenli, daha iyi bir hayat için aileleriyle savrulurken, soğuk suların kıyılarına en acıklı fotoğraf karelerini bırakmasa”…

Sonra da kaygı duymaya başladım. Gözlerinin içi gülen, gelecek hayalleri olan kızlarıma baktım. Özgecan’ı, Ceren’i ve daha nicelerini düşündüm. Koruyabilecek miydik bu ışıldayan gözleri? Ya ileride Mehmetçik olmaktan gurur duyacak oğullarımı? Onları koruyabilecek miydik? Kim bilir?

İçlerinden birinin “Hangi sayfayı açalım öğretmenim?” sorusuyla o ana geri döndüm. Konumuz olan “İcat nasıl yapılır?” üzerine sohbete başladık. Birden yine duygum değişti. Hepsini hayallerini gerçekleştirmiş birer yetişkin olarak düşündüm. Şu söz aklıma geldi: “Umut edilmeyeni umut etmezsen onu bulamazsın.”

455 kez okundu.

Bir cevap yazın