İzmir’e dair iki türkü

19. Yüzyıl, İzmir arkeolojisini, topografyasını ve ticaretini araştırma konusunda çok zengin bir kaynakça oluşturmaktadır. Sadece 19. Yüzyıl için dahi, “İzmir için yabancı dilde yayınlar bibliyografyası” hazırlansa yeridir! Neyse bibliyografya konusu bir başka yazının konusu olarak ele alınacak zaten.

Dediğim gibi 19. Yüzyıl İzmir kaynakçası belli başlı ele alınması gereken bir konu olacaktır. Yukarıdaki başlıkların yanı sıra özellikle 19. Yüzyıl’ın üçüncü çeyreğinden itibaren Almanya’da artan süreli yayınlar arasında Anadolu kültürü çok yoğun bir araştırma konusu olmuştur. Bu konuda özellikle Anadolu masalları ve türküleri önemli bir yer tutmaktadır.

Bu tür araştırmalar için özel süreli yayınlar çıkarılmış, özel topluluklar oluşturulmuştur. Anadolu karış karış gezilerek Anadolu insanının ağzından bu tür kültür kodları kaydedilmiş ve yayınlanmıştır. Bu tür yayınlar arasında, Rudolf Lindau’nun gerçekten emek-yoğun bir eseri olan “Türkische Geschichten” (Türk Masalları), önemli bir yer tutmaktadır. Lindau 1892-1898 yılları arasında Alman İmparatorluğu’nun Düyun-u Umumiye temsilcisi olarak görev yapmış ve bu süre içinde edebiyatın çeşitli alanlarına dair önemli eserler ortaya çıkarmıştır.

Masalların yanı sıra bir diğer önemli derleme konusu da Türküler olmuştur. Bu alanda değerli isimlerin başında Macar Ignacz Kunos gelmektedir. Kunos, 1860-1945 yılları arasında yaşamış Macar Türkolog’tur.

Kunos, 1885-1890 yılları arasında Anadolu’da bulunmuş ve çeşitli bölgeleri gezmiştir. Bu yolculukları ve araştırmaları sırasında çeşitli masal ve türküler derlemiştir. Bu derlemeler arasında Kunos’un iki İzmir Türküsü derlediğini biliyoruz. Kunos, bu iki türkü ve bunların dışındaki bazı türkülerin yer aldığı derleme çalışmasını -Almanya’da Doğu araştırmaları için kurulmuş olan- Deutsche Morgenländischen Gesellschaft (Alman Doğu Araştırmaları Topluluğu) adlı kuruluşa ait süreli yayının 53. Cildinde (1899) yayınlamıştır.

Bu iki türküyle İzmirlileri buluşturmak müzisyenlerimizin görevidir diyorum ve buraya alıyorum?

İzmir’in yolunda vurdular beni

İzmirin yolunda vurdular beni
Al kanlar içine koydular beni
Kızın çevresine sardılar beni
Ah nine vuruldum derman isterim
İzmir valisinden ferman isterim
İzmirin yolunda bir sıra diken
Kör olsun dikeni yollara eken
Ayrılıktır benim belimi büken
Ah nine vuruldum derman isterim
İzmir valisinden ferman isterim
İzmirin içinde kura çekilir
Kurası çıkanın boynu bükülür
Analar babalar yola dökülür
Ah nine vuruldum derman isterim
İzmir valisinden ferman isterim
İzmire gidince bade isterim
Badenin üstüne meze isterim
Alacağım kızı güzel isterim
Ah nine vuruldum derman isterim
İzmir valisinden ferman isterim
İzmirin içinde kurduk pazarı
Ne hale uğrattık bakır parayı
Deyme sarraf vermez bunca parayı
Ah nine vuruldum derman isterim
İzmir valisinden ferman isterim


Yörük yaylasında bir yeşil çadır

Yörük yaylasında bir yeşil çadır
Çadırın içinde çadırın içinde bir civan yatır.
sıva-da bahane kalmasın hatır. (?)

Yörük yaylasında gün gelir geçer
Kızların yüzünü oğlanlar açar
Benim sevdiceğim çil para saçar.

İzmir’in içinde kurulur ‘pazar
İzmir çapkınları pazarlık bozar,
Kaldır fistanını değmesin nazar.

İzmir’in içinde vardır meyhane,
Sırma bıyıklarım boyandı kana
Acılar görmesin doğuran ana.

Yörük yaylasından gelir geçersin,
Çekme hançerini kanlar saçarsın,
Ne beni seversin ne vaz geçersin.


Ignacz Kunos kimdir?

İlk ve orta öğrenimini Debrecen’de yaptı. Üniversiteyi Budapeşte’de bitirdi. Öğrencilik yıllarında Macar halk diline ve kültürüne ilgi gösterdi; Hungaristik alanında çalışmalar yaptı. Daha sonra Türkçe öğrendi ve Ármin Vámbéry, Josef Budenz ve Bernát Munkácsi gibi ünlü türkologların derslerini izledi. 1885’te bir süre Bulgaristan’daki Türkler arasında yaşadıktan sonra Anadolu’da beş yıl süren bir araştırma gezisine çıktı. Bu sırada Macar Bilimler Akademisi’ne gönderdiği veriler, bilim çevrelerinde ilgiyle karşılandı.
1890’da Macaristan’a döndü. Gezi boyunca derlediği türküleri, halk masalları ve öykülerini, ayrıca Karagöz, Ortaoyunu, Nasreddin Hoca ve bazı geleneklere ilişkin notlarını yayımlayarak kısa sürede Türk halkbilimi alanındaki en ünlü adlardan biri oldu. Rumeli ve Anadolu Türkleri arasındaki farklılıkları da yansıtarak tanıttığı Türk dili ve edebiyatı ürünlerinden bir bölümü, Vasili Radlof’un 10 ciltlik “Proben der Volkslitteratur der türkischen Stämme” (1866-1907; Türk Kavimlerinin Halk Edebiyatından Örnekler) adlı yapıtının 8. cildinde (1899) yayımlandı.
38 kez okundu.

Bir cevap yazın