Türkiye psikolojik travmaları yoğun bir ülke

Herkes İçin Acil Sağlık Derneği’nin (HİASD) Temmuz ayı konferansında “Afetlerin ruh sağlığı üzerine etkileri” konusunda konuşan Psikolog Karaman, Türkiye’nin psikolojik travmaları yoğun bir ülke olduğunu söyledi. “Türkiye’de hangi döneme akarsanız mutlaka halledilmemiş bir travma olduğunu görürsünüz” diyen Şenel Karaman, “En çok rastlanan travmalardan biri de öğretmen travması. Hemen herkesin geçmişinde görülen bir öğretmen travması var” diye konuştu.

Travmanın geçmişle gelecek arasında bağ kopması olarak tanımlanabileceğini belirten Karaman, “Travma kırılma olarak da tanımlanabilir. Geçmişle gelecek arasındaki bağın kopması” dedi. Şenel Karaman, “Normalde insan beyni, yarına dönük çalışır. Yarın ne yapacağını planlar, nereye gideceğini, ne alacağını, kiminle buluşacağını düşünür. Ama travma olunca beyin o ana ilişkin çalışmaya başlıyor” diye ekledi.

Travmanın büyük ve küçük travma olabileceğine değinen Psikolog Şenel Karaman, Soma’da 301 madencinin ölümüne ilişkin facianın büyük travma olduğunu belirtti. Karaman, “Soma’da yaşanan travma büyük bir travma, orada yakınını kaybedenler için büyük travma. Ancak eğer orada bir yakınınız yoksa, ailenizin bir ferdini kaybetmedinizse, sizin için küçük travma diyebiliriz bu olay için” diye konuştu.

Soma olayının insan eliyle oluşan, önlenebilir bir travma olduğunu anlatan Şenel Karaman, depremlerin ise müdahale edemeyeceğimiz travmalar yarattığını söyledi. Her kültürün kendini afete karşı koruma konusunda bir koruma kültürü geliştirdiğini dile getiren Karaman, “Türkiye’de yıllardır deprem olurdu küçük küçük. Benim büyüklerim dua eder, geçer giderdi deprem olduğunda. Ancak 1999’dan sonra toplumda bir kırılma başladı. İnsanlar en ufak bir sarsıntıda kendisini balkondan, pencereden dışarı atar oldu” dedi.

Yüzde 15’lik kesim yüzde 70’lik kesimi etkileyebilir

Travmayla başa çıkma konusunda herkesin farklı bir yöntemi olduğunu da anlatan Şenel Karaman, kötü bir olay olduğunda toplumun yüzde 15’lik kesiminin iyi etkilendiğini, yüzde 15’lik kesiminin göçtüğünü, kalan yüzde 70’lik kesiminin ise ne yapacağını bilmez halde olduğuna dikkat çekti. Karaman, “Eğer yüzde 15’lik iyi etkilenen kesim doğru yönlendirirse yüzde 70’lik kesimin etkilenmesi engellenebilir. Yüzde 15’lik kesim nasıl yönlendirirse, yüzde 70’lik kesim o yöne gider. Ama tersi olursa yüzde 70’lik kesimde istenmeyen şeyler yaşanabilir” diye konuştu.

Travmatik bozukluğun uzun süre tedavi edilememesi durumunda “post travmatik stres bozukluğu” geliştiğini anlatan Psikolog Şenel Karaman, bu konuya Suriyeli göçmenleri örnek gösterdi. Karaman, Suriye’den çadır kentlere gelerek yaşamını sürdürmeye çalışan göçmenlerin yüzde 68’inde post travmatik stres bozukluğunun sürdüğünü ve bunun yüksek bir oran olduğunu söyledi.

Bilgilenmek işe yarıyor

Travma sonrası en çok işe yarayan şeyin “bilgilenmek” olduğunu belirten Psikolog Şenel Karaman, “Bana ne oluyor?” sorusunu yanıtlamanın önemli olduğunu, yaptıkları işin özünün “hayatın devam ettiğini göstermek” olduğunu dile getirdi. Travmatik deneyimden korunmak için travma kırılmasından önce olayla ilgili bir bağ kurulması gerektiğini kaydeden Karaman, “İnsan her şeyini kaybedebilir ama adımızı kaybetmeyiz. Bizim yaptığımız geçmişle bağ oluşturmaya çalışmak. Eğer bir kişinin iyi bir işi, sosyal bir çevresi, hobileri varsa, bu dünyada anlamlı bir şeyler yaptıysa onunla bağ kurması daha kolay oluyor.Ailesi güçlü olan, onlarla güçlü ilişkileri olan, hobileri, uğraşıları olan kişiler zor durumlarda daha korunaklı oluyor” dedi.

Öneri: Kendi korunma yöntemini sapta

Travma konusunda altı tane “Basic Ph” denilen korunma yöntemi bulunduğunu da anlatan Psikolog Şenel Karaman, kişilerin travma karşısında bu altı yöntemden birini kullanarak rahatladığını belirtti. Karaman travmayla baş etmemizi sağlayan yöntemlere ilişkin şu bilgileri verdi:

“Travmayla baş etmek için başvurulan ilk yöntemlerden biri bedenini kullanmak.Yorulmak terlemek olarak da tanımlayabiliriz.Kişi travmayala baş etmek için yoğun bir şekilde çalışır, ter akıtır. Bir Kızılderili hikayesinde göz yaşı yaş tere karışır, zamanla ter yaşın yerini alır der. İkinci yöntem duygularla başa çıkmaya çalışmak. Üçüncü yöntem sosyal çevreyle olmak, başka insanlarla bir araya gelerek sıkıntılardan kurtulmaya çalışmak. Dördüncü yöntem bilinçle çıkmak. Bilgilenmek, bilinçli olmaya çalışmak travmayla baş etmek için bir yöntem. Beşinci yöntem ‘imagine’ ya da hayal kurmak, tasarım yapmak, yaratıcı işlerle uğraşmak. Altıcı yöntem de inancı kullanmak.”

İnsanların travmayla baş etmeye çalışırken bu yöntemlerden birini kullandığını, kendini iyi hissettiği noktayı bulduğunu anlatan Psikolog Şenel Karaman, yaşadığı deneyimlerden örnek vererek, “Travmalı insanlarla çalışırken insanın başa çıkma yöntemlerine hayran olmamak elde değil. İnsan çok güçlü bir varlık. Aslında hepimiz bu potansiyele sahibiz. Önemli olan kendi iç gücümüzü güçlü kılmak ” diye konuştu.
38 kez okundu.

Bir cevap yazın