Fuar Lozan Kapısı 75 yaşında…

Şu günlerde Fuar Lozan Kapısı’nda hummalı bir faaliyet dikkat çekiyor. Hatırlayacaksınız geçtiğimiz günlerde, Taksim Gezi Parkı eylemlerinin en yoğun yaşandığı dönemde İzmir’deki direnişe destek veren barışçıl gruplarla hiçbir ilgisi olmayan kişilerce tahrip edilmişti Lozan Kapısı.

Bu talihsiz olay sonrasında, iki kule ve yan giriş bölümlerinden oluşan tarihi kapının sağ kulesi daha az hasar alırken soldaki kule ve yan bölümler ciddi zarar görmüştü. Kısa sürede onarılarak eski görünümüne kavuşturulan kulelere onarım sırasında, İzfaş, İzmir Fuarcılık Hizmetleri Kültür ve Sanat İşleri Tic. A.Ş’nin, kırmızı, mavi ve beyazdan oluşan kurumsal renklerini taşıyan, mozaik görünümlü kapılar eklendi. Böylelikle Lozan Kapısı, bu yıl 82. kez düzenlenecek olan İzmir Enternasyonal Fuarı’nı ziyaret edecek binlerce kişiyi 75. kez karşılamaya hazır hale gelmiş oldu.

Fuar’ın “Büyük Antresi”nin kısa tarihi…

Bugün hala kullanılan ve Fuar’ın 30’lu yıllardan günümüze ulaşan nadir yapılarından olan Lozan Kapısı’nın geçmişi, yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin on beşinci, İzmir Enternasyonal Fuarı’nın ise sekizinci yılına erdiği 1938 yılına dek uzanmaktadır. Ancak bu kapının öyküsüne geçmeden önce Fuar’ın daha önceki ana giriş kapılarına kısaca göz atmakta fayda var.

1933, 1934 ve 1935 yıllarında düzenlenen Dokuz Eylül Panayırları’ndan itibaren sergilerin giriş kapı tasarımlarına ayrı bir özen gösteren Fuar Komitesi, eldeki olanaklar çerçevesinde, kapıların mümkün olabildiğince haşmetli olmasını arzu ediyordu. Aynı durum Fuar’ın 1936 yılında Kültürpark içerisinde düzenlenmeye başlamasından sonra da devam etti. Kapı tasarımları için gösterilen özende, ziyaretçiler üzerinde yaratılacak ilk intibanın yanı sıra, devlet büyüklerinin mutlaka katıldığı açılış törenlerinin giriş kapısında yapılıyor olmasının da payı büyüktü şüphesiz.

1933 yılında, Cumhuriyet Meydanı’nda Gazi Heykeli’nin arkasında kurulan Dokuz Eylül Panayırı’nın kapısı, İzmir’in önde gelen mimarlarından Necmettin Emre tarafından tasarlandı. İlk panayır kapısı, 1934 ve 1935 yıllarında bazı eklemeler yapılarak tekrar kullanıldı. 1933 yılının Panayır girişi, mütevazı olmakla birlikte, ışıklandırılmış kuleleriyle döneme hakim olan tasarım anlayışının tipik örneğiydi.

1936 yılındaki kapı ise belediye mimarlarından Mesut Özok tarafından tasarlandı. Tak formundaki, dönemin tabiriyle “muvakkat” yani geçici olarak inşa edilen kapı, 1937 yılında sütunları renklendirilerek tekrar kullanıldı. 30 metre genişliğinde ve 14 metre yüksekliğindeki kapı geceleri gizli aydınlatma ile ışıklandırılıyordu.

1938 Lozan Kapısı’nın tasarımcısı Mimar Maurice Louis Gauthier…

12 Mayıs 1938 yılında, TBMM, Dahiliye Vekaleti’nin teklifi üzerine “İzmir Enternasyonal Fuarı’nda yeniden yaptırılacak pavyon ve eğlence müesseseleri inşaatında üç ay müddetle” bir Fransız mimarın, Maurice Louis Gauthier’nin, görev yapmasına karar verdi.

Fuar’ın hazırlık çalışmaları için yabancı bir mimar görevlendirilmesinin temelinde hiç şüphesiz sergicilik alanındaki bilgi ve deneyimi artırma arzusu yatıyordu. Zira İzmir Enternasyonal Fuarı’nın her geçen yıl uluslararası anlamda önemi ve bilinirliği artıyordu. Devlet tarafından özellikle desteklen bir projeydi ve gerekli yatırımlardan kaçınılmıyordu. İzmir Belediyesi’nde görev yapan mimar ve mühendisler ilk günden itibaren üstün bir gayret göstermişlerse de sergicilik konusunda uzmanlaşmış, deneyim sahibi kişilere mutlaka ihtiyaç vardı.

Dönemin gazeteleri Mimar Gauthier’den, Fuar’ın “baş mimarı” olarak bahsediyor, çok sayıda uluslararası sergide görev yapmış, eserleri olan, tecrübeli bir mimar ve şehir planlamacısı olarak tanıtıyordu. Daha çok, belediyenin sorumluluğunda olan, Fuar’a ait gazino, kapı, tiyatro gibi yapılar ile ışıklandırma vb. alt yapı çalışmalarında, belediyenin diğer mimar ve mühendisleri ile birlikte çalışan mimar Gauthier, ayrıca Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın mezar planlarını da hazırlamıştı. (Ancak bu planlar hayata geçirilmemiştir.) Mimar Gauthier’nin, 1938 yılındaki çalışmalarından memnun kalınmış olmalı ki, kendisine yine meclis kararı ile 1939 yılında da Fuar hazırlıklarında görev yapmak üzere tekrar izin verilmişti.

Lozan Kapısı’nın özellikleri…

Lozan Kapısı, 27 metrelik birbirinin aynı iki kuleden oluşmaktadır. 20 metrelik kısmı beton, kalan kısmı ise demirdir. Kulelerin iki tarafında üstü betonarme örtülü kolonlar giriş bölümünü oluşturmaktadır. İlk inşa edildiği dönemde, Fuar zamanında kolonlar arasında portatif mobilya halinde olan gişeler ve kontrol yerleri kullanılmakta, Fuar dönemi sonrasında bu gişeler kaldırılarak Kültürpark’ın geniş yeşil manzarasına serbest görüş imkanı verilmekteydi. Geceleri ışıklandırılan kulelerin iki yanındaki dört küçük oda, Fuar müracaat bürosu, giriş kontrolü, muhasebe amirliği, polis ve posta, telgraf büroları olarak kullanılmaktaydı.

Her yıl olduğu gibi, 1938 yılında da Fuar hazırlıklarını yakından takip ederek, bu gelişmeleri halka duyuran Yeni Asır Gazetesi, Fuar’ın yeni kapısını, 15 Temmuz 1938 tarihinde şöyle anlatıyordu:

“938 yılı İzmir Enternasyonal Fuarı’nın geçen seneki fuardan ayrılık ve hususiyetleri, daha büyük antreden başlıyor… On iki bin liraya mal olan fuarın büyük antresi mimar Prof. Gotye tarafından hazırlanan plana göre yapılmıştır. Antrenin ışık tertibatı ve gündüz, gece renkleri gönül açacak mahiyettedir. Kordon ve Karşıyaka Fuar’ın büyük antresini bütün ihtişamiyle seyredecektir. İnşaatı ilerlemiş ve sütunlar üç metre derinliğindeki temellere oturtulmuştur.”

Mimar Gauthier, dönemin modern mimari anlayışına uygun olarak tasarladığı Lozan Kapısı’nda, o yıllarda tüm dünyada inşa edilen modern binaların bir bileşeni olarak sıklıkla uygulanan kule formunu kullanmıştı. Ancak kuleler, Cumhuriyet’in ilerleme ve yükselme ideallerini simgeselleştirerek, 1930’larda ülkeye hakim olan kolektif ruhu da yansıtıyordu.

Ayrıca kuleler, sadece şekil itibariyle değil, ahşap, tuğla, taş gibi geleneksel inşaat malzeme ve teknikleri yerine çelik ve beton kullanılarak inşa edilmiş olmaları açısından da adeta mimaride modernleşmenin ve sanayi çağının simgesiydiler.

Fuar Lozan Kapısı’nı oluşturan kuleler, yıllar içerisinde İzmir Enternasyonal Fuarı’nın ikonik görüntüsü haline gelerek, Fuar ile adeta bütünleşti. Yıllarca Fuar afişlerine, pul ve broşür kapakları ile hatıralıklarına esin kaynağı olarak sıklıkla kullanıldı.

Lozan Kapısı, sırtları Kültürpark’a dayalı, yüzleri İzmir Körfezi’ne dönük “anıtsal kuleleri”yle bugün hala Cumhuriyet tarihinin canlı tanıklarından biri olarak ayakta durmaya devam ediyor. İzmirlilerin kolektif hafızasının da önemli bir parçası olan bu tarihi yapı, tarihçesinin anlatıldığı bir plaket ile hatırlanmayı çoktan hak ediyor kanımca…
71 kez okundu.

Bir cevap yazın