Osman Özgüven ve timsahlar…

Yazılanlar, söylenenler falan zerre kadar umurumda değil.

Madem ki “Türk Milleti” adına veriliyor “kararlar” o halde ben de Türk Milleti’nin bir ferdi olarak ilan ediyorum ki “umurumda değil”!

Bir yandan gelişmiş demokrasi bir yandan biber gazlı ifade hürriyeti, diğer yandan da “şak” diye çıkan “zindanlık” kararlar…

Hep “Acaba bir ayrıntı mı kaçırıyorum?” diye düşünüyorum, lakin yok, bir yerlerde “birileri” kendilerine göre “demokrasi” tanımı yapmışlar ve her cins ve renk “işbirlikçileriyle” bu tanımı yaşamlarımıza dayatıyorlar, o kadar!

Solcu değilim, solcuyum demiyorum.

Sağcı hiç değilim, ne sermayeye ne de memlekete “kodamanlarına” bir eğilimim var!

Sıradan ve bu toprakların sırrına inanmış bir yurttaşım…

Ecnebiyle işbirliği yapmamış herkesi seviyorum…

Ecnebi derken de yanlış anlaşılmasın hem “vahşi” hem de “kapitalist” ecnebi baron devletlerdir kastım!

Ama Osman Özgüven…

Hani şu sadece “Dikili Belediye Başkanı” sandığımız Osman Özgüven…

Hani o kendine çok yakışan bıyıklarının altından en insani gülümsemesiyle bizlere bir şeyler anlatmaya çalışan Osman Özgüven…

Tanıdığım en doğru solcu, sosyalist, harbi halkçı belediye başkanı…

Tanıdığım en samimi çevreci, doğanın hakkını da en az halkının hakkı kadar koruyan “baba başkan”!

Şimdi diyorlar ki, “kaçtı!”

Heydi leeeyn, başka kapıya çanakçılar!

Hepiniz kaçarsınız da O kaçmaz…

Hepiniz sinersiniz de O sinmez!

Hepiniz korkarsınız da O korkmaz!

En son hastanede yatarken ateşler içinde, Aliağa eski Belediye Başkanı Hakkı Ülkü’yle gelmişti. Herkes gibi gelmişti, samimice…

Bir de Bornova’da karşılaşmıştık…

Öyle herkes gibi yürüyordu meydanda…

Sonra köfte yemiştik…

Onunla yan yana yürümek bile farklıdır, bilenler bilir…

Onun yürüyüşünde “güven” vardır hem de “öz” güven!

Şimdi dedim ya yazılacak, çizilecek, herkes konuşacak…

Bugüne kadar Dikili ile ilgili ne biliyoruz?

Hangi gazete, hangi televizyon, kaç kere “haber” yaptı Dikili’den?

Başkan Özgüven kaç kere hangi televizyona çıktı?

Şu geçen yaz mesela?

Şu Çeşme’deki tarihi şımarıklık kaç kez “haber” oldu “medyada”?

Ya Dikili’de yaz nasıl geçmiş haberimiz oldu mu?

Peki, onca dava, duruşma kaç satır yazıldı?

Haber şu sadece: “Hapis kararı çıktı başkan kaçtı!”

Yuh sizin kalıbınıza alayınızın!

Belki bir devir sona erdi, tamam!

Ama o “sona erdiği” varsayılan “devir” halk devriydi, halkın devriydi!

O “birbirini yeme” üzerine monte edilmiş “sosyal demokrasi tiyatrosuna” tek başına kafa tuttuğu için belki, şimdi “uzaktan” bize bakıyor!

Belki de Osman Özgüven, onca yaşam deneyimi sonrası kimin ne mal olduğunu harbi ve net görebilmek için “uzaklaşmak” istedi buralardan…

İnanın bana o “kaçmaz”!

“Kaçsaydı” 12 Eylül sonrası önüne açılan “maddi kapılardan” kaçardı ki, şimdi belki “bakan” bile olurdu!

Lafım “kaçtı” diyenlere…

Oysa bekleyelim ve görelim, bakalım günler ne gösterecek?

Aman diyeyim canlar, bugünlerde kafesleri açmışlar ve “timsahlar” sokaklara dağılmış! Dikkat edin de “sizi yemesinler”!

NOT: Bu yazıyı hem 9 Eylül Gazetesi’ndeki hem de www.kentyasam.com’daki köşeme yazdım. “Ortak” yazıdan hoşlanmıyorum, lakin mevzu Osman Özgüven olunca, düşündüm ve karar verdim. Umuyorum gazete ve site yönetimleri de anlayışla karşılar kararımı.
17 kez okundu.

Bir cevap yazın