Kütüphaneler Haftanız mübarek olsun!


“Kitap…”

“Deme onu! Ben sana başka bir söz bulurum, az sabret.

Katip desen, o daha da fena. Yazanı çağrıştırıyor, yılanın başını yani.

Pitak, Tipka, Tapki, Pikta… Öf, ne diyorum ben ya?

Patik? Hımm, sevimli de, içime sinmedi.

Takip? Hii! Bir dur, gizleyeyim derken, iyice kuşku yaydık ortalığa!”

Bunlar ne mi? Deyin ki, babasından kitap isteyen bir çocukla, olup bitenden tırsmış bir babanın hazin diyalogu…

Ne diyordu Brecht; “Bir ülkede komedi yoksa durum kötüdür. Ama bir ülkede her şey komediyse, durum daha da kötüdür.” İşte o demlerde sınanmaktayız. Örnek mi istiyorsun, buyur; henüz basılmamış bir kitap, biz daha içlerinde ne yazdığını bilmiyorken, hatta okuyup belki de beğenmediğimizi söyleyecekken, kim bilir o kitap “tutmayıp” raflarda tozlanıp, yazanı, basanı, dağıtanı pişmanlığa gark edecekken, bilgisayarlardan siliniverdi. Hem de Kütüphaneler Haftası’nın arifesinde!

Olanca samimiyetime söylüyorum, inanın hafta münasebetiyle bir yerlerden konuşma yapmak için çağırırlarsa, dün “Kitaba baskın” manşetlerini okumuş çocuklara, nasıl “Kitapları sevin” diyebilirim, ben asıl onun derdindeyim.

Heykel yontulabilir, olmadık şeyler ortaya çıkabilir diye kayalara,

Resim yapılabilir, birlik bütünlüğümüz bozulabilir diye tuvallere, fırçalara,

Müzik bestelenebilir, maazallah istikrar elden gider diye, çalgılara notalara,
halk oyunları oynanabilir, kim bilir neler yol açar diye, davula zurnaya el koymaktan farkı var mıdır, olup bitenin? Cidden anlamakta güçlük çekiyorum.

Ondan da vazgeçtim, bende dert çok. Elizabeth Taylor öldü. Biliyorsunuz, bir büyük sanatçı ve çok güzel bir kadındı. O menekşe gözler, o endam, o yürüyüş… Neyse. Rahmetli dedem onun için “Kitap gibi kadın” derdi. Hem de babaannemi dellendirmek pahasına. Merak ediyorum, dedem şimdi suç işlemiş ve cezasını çekmeden gitmiş biri olarak anılır mı?

Hayır, Mustafendi zaten okuyamayacağını biliyor, yalnızca iltifat etmekle yetiniyordu o “kitaba”. Yani Elizabeth Taylor’a. Mustafendi’nin kafasındaki, sadece bir “fikir”di anlayacağınız.

Peki bu suç ve cezası, miras kalmış mıdır bana, ne dersiniz?

Üstelik, kısacık yazıda 9 kere “kitap” dedim. Eyvah, son yazdığımla 10 oldu. En iyisi yazıyı burada kesmektir. Ada henüz 13 aylık da, “Bu hafta ne işe yarar baba?” diye soramayacak. Oh be, en azından beş altı yıllığına rahatım!

Beni sakın konuşma yapmaya falan çağırmayın, kalbinizi kırarım. Anlaştık mı?
2 kez okundu.

Bir cevap yazın