Simitçi ve bahşiş…

Uzun boylu, paltolu bir adam geldi.
İki simit istedi.

Saat cebinden metal iki lira;
Yan cebinden 100 lira verdi, “hepsi senin” dedi.
Aynı anda kamera sesi duyuldu,.
Deklanşörlere basıldı, flaşlar çaktı.
Uzun boylu adam; kara gözlüklü, yapılı insanlar arasında bayraklı otomobile bindi, gitti.

***

Elinde mavi renkli 100 lirası verdi. Hiç olmamıştı.
Bir günlük kazancının dört katı.
Dört günlük yevmiyesi.
Ne olduğunu anlamadı ama o parayla, 8 kişilik ailesinin sığındığı evine doğalgaz satın aldı.
Çünkü hep aklındaydı, bunun sevincini yaşadı.
17 yaşındaki simitçi Özer, akşam TV’de uzun boylu adamın Başbakan olduğunu öğrendi.
Hep duyuyordu, çiftçi babası anlatıyordu:
Recep Tayyip Erdoğan’ı…

***

Gurur-korku karışımı duyguyla ertesi sabah işine gitti.
12 saat ayakta tezgâh başında duracak;
Simit satacak, belki Başbakan gelecekti.
Belki de bir 100 lirası daha olacaktı.

Kardeşlerine bu kez pabuç-kazak alacaktı.
Uzun boylu adam yerine patronu geldi.
“Bahşişin yarısını ver” dedi. Harcadığını söyledi.
Patron sinirlenince, kapı dışarı etti; soranlara “mesleği bilmiyor” dedi.
Simit satıcılığı mesleğini (!).

***

Konyalı Özer Yalnız, şimdi işsiz, çaresiz ve yalnız.
Sabahları selamlaştığı insanlar, yanından hızla geçiyor.
“Günaydın, hayırlı işler” diyen yok.
O, daha ne olduğunu anlamadı.
Başbakan’ın gelmesi selamet mi, felaket miydi?
Şimdi tek gerçeği vardı.
Parasız ve işsiz…

***

Eğer, yaşamda geriye dönüş olsaydı;
Ne Başbakan’ı tanır, ne bahşişi alırdı…


SAĞLIKLI, HUZURLU, MUTLU VE UMUTLU YILLAR DİLEĞİYLE…
38 kez okundu.

Bir cevap yazın