Üniversite fakiri İzmir ve buçuklu üniversite tartışması

Bugün bir üniversite kenti olan İzmir’de Ege Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Yüksek Teknoloji Enstitüsü, İzmir Ekonomi Üniversitesi ve Yaşar Üniversitesi olmak üzere beş üniversite bulunmaktadır. Halen kurulma aşamasında olan başka bazı teşebbüslerin varlığı da bilinmektedir. Ancak bu duruma gelmeden önce; kamuoyunda nelerin tartışıldığı ve arka palanında nelerin yaşandığının da iyi irdelenmesi gerekir. Bu konuda; yapılanların bir kısmında rol almanın ve katkı sağlamanın verdiği haklı gururu taşıyan biri olarak, geçmişte İzmir’de üniversite kurulması ile ilgili yazılan bazı yazıları ve yaşanan tartışmaları buraya aldım.

İzmir Vali Yardımcısı olduğum dönemde; bu ilin ihtiyacı olan Üniversitelerin kurulması için bir hayli emek sarf etmiş ve hatta bu yüzden birçok kesimin de tepkisini çekmiştim. Bu çalışmalarımın ve yaşanan tartışmaların bir geçmişini anımsatmak ve anımsamak için bazı örnekleri buraya almayı uygun buldum.

O dönemde değerli dostum Erol Oral tarafından 15 günde bir çıkarılmakta olan “Ekonomide ve Politikada Zirve Gazetesi”nde köşe yazıları yazıyordum. Gazetenin 17 Mayıs 1999 tarih ve 9 sayılı nüshasının birinci ve dördüncü sayfasında; “İzmir’e Özel Üniversite Şart” ve ” İzmir Vali Yardımcısı Dr. Mustafa Tamer yatırımcının artık İzmir’e hipermarket dışında da eserler kazandırması gerektiğini söyledi” başlıklı röportaj yayınlanmıştı.

Söz konusu o haberde İzmir ilinin çok sayıda sorunları arasında olanlar sayıldıktan sonra, “…Özel üniversite kurulmalı” demiş, “Özel üniversiteler için girişimler var mı?” sorusuna, “İzmir’de kesinlikle bir özel üniversite kurulmalı. İstanbul’da 20 tane üniversite var, bunun 13 tanesi özel üniversite. Ankara’da sekiz tane üniversite var, dört tanesi özel üniversite, İzmir’e de ise üç tane üniversite var. İzmir’de mutlaka özel üniversite kurulmalı, bunu da özel sektör yapmalı, yatırımcıların süpermarket açıncaya kadar, üniversite açmaları gerektiğine inanıyorum. İzmir’de yüksek öğrenim özel sektör tarafından ihmal ediliyor. Aslında İzmir’de 45 tane büyük girişimci var, ama kimse sahaya çıkıp top oynamak istemiyor…” diye cevap vermiştim.


Bu yazılardan; Ekonomide ve Politikada Zirve Gazetesi’nin 15-31 Ekim 1999 tarih ve 12 sayılı nüshasının birinci ve üçüncü sayfasında yayımlanan “Özel Üniversite Fakiri İzmir” başlıklı köşe yazımda aynen şöyle demişim:

“..Bugün büyük şehirlerimize baktığımızda çok sayıda üniversitenin kurulmuş olduğunu görmekteyiz. 1950’li yıllara baktığımızda Türkiye’de mevcut lise sayısı 15 civarında iken, günümüzde sadece İstanbul’da 20 tane üniversite bulunmaktadır. Ankara’da ise sekiz üniversite mevcuttur. Bu sayılar Türkiye’nin nereden nereye geldiğini açık bir göstergesidir.

Türkiye genelinde meydana gelen bu göz kamaştırıcı gelişmenin (15 liseden 71 üniversiteye geçişin) İzmir ilinde oluşmadığını görmekteyiz. Çünkü mevcut sayıya baktığımızda; İzmir’de üç üniversite bulunmaktadır. Bunlardan Yüksek Teknoloji Enstitüsü lisansüstü eğitim ve öğretim yaptığı için yarı üniversite sayılmaktadır ve sayıyı 2.5 olarak kabul edenler de vardır.

Büyüklük ve nüfus gibi oranlara baktığımızda İzmir ile Ankara ve İstanbul arasındaki oranlamaların aynı olmadığını, büyük bir fark olduğunu görmekteyiz. Bu üç ilimizden İstanbul’da bulunan 20 üniversiteden 13’ü ve Ankara’da bulunan sekiz üniversiteden dördü özel üniversite olduğu halde, İzmir’de hiç özel üniversite bulunmamaktadır. Nüfus olarak İzmir’den 1/5 oranında küçük olan Eskişehir’de dahi iki üniversite olduğuna göre, İzmir ilinin bu yöndeki durumunu siz düşünün.

Anadolu’nun çeşitli doğu illerinde görev yaptığım sıralarda Atatürk ve İnönü’nün illeri ve ilçeleri ziyaretleri sırasında Doğu Anadolu’daki yöneticiler ve esnaf daha çok kendi şehirlerinde bir fabrika kurulmasını istemekten ziyade, bir askeri birliğin konuşlandırılmasının diğer taleplerinin yanında önemle ilettiklerini öğrenmiştim. O zamanın şartları içerisinde bunun ne kadar haklı olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Çünkü kapalı bir şehir yapılanmasında o zamanın şartları içinde kurulacak bir askeri birlik kendi asıl fonksiyonlarının yanında; o şehre sosyal, ekonomik ve kültürel anlamda bir hareket ve canlılık getirmektedir. Bu nedenle bu konuda çok sayıda taleplerin olması, o gün için doğal kabul edilmelidir.

Günümüzde ise; bu fonksiyonları büyük ölçüde üniversiteler yerine getirmektedir. Türkiye’de 30 yıl öncesine kadar bir elin parmakları kadar sayılabilecek olan üniversiteler, geniş ölçüde yaygınlaşmıştır. Bugün Türkiye genelinde 71 üniversitenin 53’ü devlet ve 18’i özel üniversite statüsündedir. Çünkü üniversite demek bilim ve teknolojinin yanında, o şehrin yaşantısının hareketlenmesi ve canlılık kazanması demektir. O nedenle küçük ve orta ölçekli il ve ilçelerimiz, şehirlerinde üniversite kurulmasını talep edip durmaktadırlar. (Gerçi çok küçük ölçekli yerlere üniversite kurulmasına şahsen ben fikir olarak karşıyımdır. Ama bu ayrı bir inceleme konusu olacaktır.)

Mevcut üniversitelerin bazılarına baktığımızda, Türkiye’deki birçok ilin nüfusundan daha fazla sayıda eleman ve öğrenci barındıran üniversitelerin varlığı söz konusudur. İzmir’de bulunan üç üniversitede 65 fakülte, yüksekokul ve enstitü, 4 bin 846 öğretim üyesi, ve 63 bin 512 öğrenci ile birlikte büyük bir potansiyel oluşturmaktadır. Ama bu İzmir’in normal büyüklük göstergeleri arasında küçük bir oran olarak kalmaktadır. İlave yapılaşmanın olması gereği ortadadır.

Hal böyle iken, İzmir ilinde bu yönde fazla bir gelişme olmaması düşündürücüdür. Her yapılama ve olayın “ilkler şehri” olarak bilinen İzmir’de bir özel üniversite olmaması ona yakışmamaktadır.

Gerçi bu yönde bazı iyi niyetli girişimlerin olduğunu da biliyoruz. Özellikle bazı iş adamlarının , özel okul sahiplerinin ve bir kısım vakıfların bu yönde girişim ve düşünceleri mevcutsa da bunlar henüz icraata geçirilmiş değildir.

O nedenle de diyoruz ki , İzmirli olan ve İzmir’i seven iş adamları ve girişimcilerin süper market ve lüks otel yapmak yerine üniversite kurmalarının daha uygun olacağını düşünüyorum.

Gönüllü ve mesleki kuruluşların, tüm kamuoyunun ve İzmirlilerin bu konuya daha duyarlı olmasını diliyorum…”


Yine aynı Gazete’nin 1 Ağustos 1999 tarih ve 12 nci sayısında Uğur Oral imzasıyla birinci ve üçüncü sayfalarında yayınlanan “İzmir’in ilk özel üniversitesine doğru” başlıklı yazısında konuya değindikten sonra benim görüşlerimle ilgili olarak, “…..az evvel arz ettiğim gibi ne yazık ki bu kadar çok özel okulun olduğu bir İzmir’de bir özel üniversitenin olmaması gerçekten üzücü ve düşündürücü… İzmir Vali Yardımcısı Dr. Mustafa Tamer, Zirve Gazetesi’nin önceki sayılarından birinde yapılan röportajında yerinde bir saptama yapmış. İzmir dışından İzmir’e yatırım yapmak isteyen işadamlarının nedense hep hiperkmarket ve alışveriş merkezi kurmaya heveslenmelerini eleştiren Mustafa Tamer artık sıranın eğitim yatırımlarına, özelliklede özel bir üniversiteye geldiğinin altını çiziyor. Bence son derece isabetli bir konunu altını çiziyor sayın Tamer…” diye devam ediyor yazısına.

En son olarak da; yine Uğur Oral imzalı Egeli Sabah Gazetesi’nin zirve isimli köşesinde 22 Kasım 1999 tarihinde dördüncü sayfasında “Buçuklu Üniversite Tartışması” başlıklı yazıda şöyle demiş:

“…İzmir Vali Yardımsı Dr. Mustafa Tamer, bir ekonomi gazetesinde kaleme aldığı ‘Özel Üniversite Fakiri İzmir’ başlıklı yazısında ‘İzmir’de sadece üç üniversite bulunmaktadır. Bunlarda Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) lisansüstü eğitim ve öğretim yaptığı için yarı üniversite sayılmakta ve sayıyı iki buçuk olarak da kabul edenler vardır’ demiş.

Ancak görünen o ki; Tamer’in kullandığı ‘iki buçuk üniversite’ sözü İYTE yönetimini bir hayli rahatsız etmiş. Hatta Tamer’i arayarak bu tanımlamadan duydukları üzüntüyü dile getirmişler. Her ne kadar ‘Bakın bu benim fikrim değil, zaten yazımda da “kabul edenler var” ifadesini kullandım’ dese de, öğrenildiği kadarıyla muhatapları hiç mi hiç tatmin olmamışlar.

Dilerseniz gelin bu tartışmayı bir kenara bırakalım da İzmir’in yüksek öğrenim kurumları bazındaki kısırlığını irdeleyelim. Yine Sayın Tamer’in yazısından öğrendiğimize göre, İstanbul’da bulunan 20 üniversiteden 13’ü, Ankara’da bulunan sekiz üniversiteden dördü özel üniversiteymiş. Hatta nüfusu İzmir’den 1/5 oranında küçük olan Eskişehir’de dahi iki üniversite mevcutmuş. Yazık.

İYTE gereksiz alınganlıklar içine girmesin. İYTE, İzmir’in bilim dünyasına yeni katılan, her geçen gün daha da palazlanarak büyüyen üçüncü üniversitemizdir. İzmir bu üniversitesiyle de en az Dokuz Eylül Üniversitesi kadar, Ege Üniversitesi kadar gurur duymaktadır.

Bence esas tartışılması gereken husus, Sayın Tamer’in de altını çizdiği gibi, İzmir’in neden akademik bağlamda “güdük” kaldığıdır. Neden İzmirli gençler milyonlarca lira ödeyerek İzmir dışında üniversite okumaya gitmektedir?

Bu arada İYTE’ cilere ufak bir hatırlatmam olacak. Mustafa Tamer, isminin başındaki akademik kariyerini simgeleyen “doktor” ünvanı taşımaktadır. Dolayısıyla üniversite konusunda en hassas yöneticilerden biridir. İzmir’e özel bir üniversite kurulması için verdiği çabaların en yakın tanıklarından birisi de bu satırların yazarıdır.

Yani sözün özü; üniversite camiasının Sayın Tamer’e bir teşekkür borcu vardır.

Darısı İzmir milletvekillerinin başına!..”


Bütün bunlardan sonra; başkaca bir yorum yapmaya gerek yoktur sanırım. Geçmişte yapılanları ve bir şeyler yapanları da tatlı bir tebessümle anmak lazım gelir sanıyorum.
17 kez okundu.

Bir cevap yazın