Deneyim ve Türkler

İnsanlar gibi toplumları ve ulusları nitelemek için de kullanılan “deneyimlilik” dünyadaki yüzlerce ulusun ortak özelliği değildir. Bir ulusun “deneyimli” olarak nitelenmesi için uzun bir tarihsel geçmişi olması kadar o geçmişte yaşadıkları, yaptıkları ya da yapmadıkları önemlidir. Ancak bir ulusun deneyimliliğinden söz etmek için bu da yetmez. Asıl, tarihsel geçmiş içinde yaşananlardan ne ölçüde dersler çıkarıldığına; çıkarılan o derslerin bugüne nasıl yön verdiğine bakılması gerekir. Çünkü deneyim, “yaşam içinde edinilen bilgilerin tümü” olarak tanımlanır ve tarihsel geçmişinde yaşananlardan ders çıkarmayanlar, doğal olarak bilgi edinmiş olmadıkları için, onlara “deneyimli” sıfatı çok fazla yakıştırılmaz.

Geçmişimizle övünmeye pek meraklı olanlar Türklerin tarihte 16 devlet kurduğundan söz ederler. Cumhurbaşkanlığı forsunu süsleyen yıldızlarla simgelenen o devletler Türk tarihinin köşe taşlarıdır. Yeryüzünde devlet kurma geleneği çok uzak geçmişe dayanan birkaç ulustan birisi olan Türklerin bu özelliği kuşkusuz önemlidir ama ondan da önemlisi yaşamını sürdüremeyen 15 devletin tarihe gömülmüş olmasıdır. Türklerin tarihleri boyunca 16 devlet kurmuş olmasıyla övünenler, nedense bu konuya değinmekten hiç hoşlanmazlar.

Tarihi geçmişi hayli eskilere dayanan öteki uluslarla karşılaştırıldığında, Türklerin devlet kurma konusunda deneyimli uluslardan biri olduğu ama kurulan devleti ayakta tutma yönünden aynı şeyin söylenemeyeceği görülmektedir. Dünyada Türklerden başka 16 devlet kuran ve bunların 15’ini batıran başka bir ulus yoktur. İşin daha ilginç yanı o 15 devletin neredeyse tümü aynı nedenlerle ve benzer süreçlerden geçerek yok olmuşlardır. Demek ki, Türklerin ulusal hafızalarında bir sorun vardır. Bir kez öğrendikleri devlet kurma bilgisini asla unutmamışlar ama kurulan devletin nasıl yıkılmayacağını bir türlü öğrenememişlerdir.

Yakın tarihimize bakınca da Türklerin ulusal hafızasının gerçekten sorunlu olduğu anlaşılmaktadır. Yeryüzünde, tarihinin son 150 yılı içinde defalarca hükümet darbesi yaşayan ve bu darbelerden ders çıkarmadığı için sürekli yeni darbelerle yüz yüze kalan başka bir modern ulus bulamazsınız. 1876 yılında 1.Meşrutiyet’in ilanı ile başlayan darbeler süreci Osmanlı Devleti’nin yıkılması ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulmasıyla da bitmemiştir. Anlaşılıyor ki, Türkler kurdukları devleti sonsuza değin yaşatamadıkları gibi kendilerini hükümet darbesiyle karşı karşıya bırakan koşulların nasıl ortaya çıktığını ve bu koşulların nasıl önleneceğini de öğrenememişlerdir.

Tarihi bilgilerden çıkan bu iki saptama aslında Türklerin ulus olarak, yöneticilerini belirlerken tarih boyunca genellikle özensiz davrandıklarını ve iyi yönetilmediklerini göstermektedir. 22 Temmuzda yapılmasına karar verilen bir seçim sürecinde bulunduğumuz şu günlerde yaşananlara bakınca aynı özensizliğin günümüzde de sürdüğünü görüyoruz. Bizden, aday olarak belirlenmelerinde asla katkımız olmayan insanları gelecek beş yıl içinde bizi yönetmek üzere seçim günü onaylamamız bekleniyor ve biz de ulus olarak buna karşı hiçbir tepki vermiyoruz. Şimdi söyler misiniz; böyle bir ulusa deneyimli sıfatı yakıştırılabilir mi?
17 kez okundu.

Bir cevap yazın