Yazdır Arkadaşına gönder
Wikileaks, Kurtlar Vadisi ve yeni medya düzeni
Konuk Yazar
Konuk YazarTolga Albay
Gazeteci

Ekonomi Muhabirleri Derneği
İzmir Şubesi Başkanı



İnternet medyasındaki hızlı gelişim ve Wikileaks belgeleriyle birlikte içinde bulunduğumuz sektörde artık daha sık duymaya başladığımız "yeni medya" kavramını birinci kaynaklardan dinleyebilmek amacıyla Doğuş Yayın Grubu tarafından 5 Ekim'de İstanbul'da düzenlenen Yeni Medya Düzeni Konferansı'na katıldım.

Ekonomi Muhabirleri Derneği İzmir Şubesi'ni temsilen katıldığım konferansta edindiğim bilgileri sizlerle bir yazıyla paylaşmak istedim.

Konferansın adı "Yeni Medya Düzeni" olmasına rağmen medyanın tartışıldığı tek oturum Wikileaks'in kurucusu Julian Assange'ın konuştuğu bölüm oldu.

Konferansın Assange'ın konuşmasına kadar olan bölümünde özetle; İnternet üzerindeki bağımsız ansiklopedi Wikipedia'nın Kurucusu Jimmy Wales, Wikipedia'nın ne olduğunu, nasıl çalıştığını, internet girişimcilerini finanse eden DFJ Network Kurucu Ortağı Tim Draper, destekleme süreçlerinin nasıl işlediğini, ticari eşleşim sitesi Alibaba.com'un Başkan Yardımcısı Brian Wong, sitelerinin dünya ticaretinde yarattığı değişimi anlattı.

İnternet tabanlı bilgisayar oyunu tasarlayan Perfect World Entertainment'in CEO'su Alan Chen'in yeni tasarladıkları oyunlar hakkında bilgi verdiği konferansta yazar ve oyun kuramcısı Tom Chatfield, internet sitelerinin başarısını etkileyen etmenler hakkında bilgi verdi. (Bu konularda daha ayrıntılı bilgi isteyenlere yardımcı olabilirim).

Medya sektörü temsilcilerinden çok bilişim sektöründen katılımcıların bulunduğu konferansın son konuşmacısı ev hapsinde tutulduğu Londra'dan video konferans yoluyla salona bağlanan Julian Assange oldu.

Konuşmasında Batı medyasına ağır eleştirilerde bulunan Assange, dünyada değişen dengeler, Türkiye'nin yeni konumu, ülkelerin bağımsızlığı ve yeni medya düzeninin nasıl bir şey olacağına ilişkin ilginç tespitlerde bulundu.

Ortadoğu'da yaşanan olaylara, Amerika'dan Avustralya'ya kadar pek çok ülkede başkaldırı olaylarına tanıklık ettiklerine dikkat çeken Julian Assange, bu olaylarda Wikileaks'in yardımcı etmen olduğunu savundu.

İnsanlara gerçeği anlatmanın tek başına bir reform getirmeyeceğini belirten Assange, sızdırma belgelerin yayınlanması sonrası ABD ve batı medyasının kendisine savaş açtığını kaydetti.

Türkiye gibi gelişmekte olan medyalarda da önemli sorunlar olmasına rağmen Batı medyası kadar kirli olmadığını söyleyen Julian Assange, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Batı medyasıyla kıyaslandığında Türkiye'nin medyası nedeniyle utanmasına gerek yok. Tabii ki Türkiye de medyasıyla kendi içinde utanç duymalı, bir çok konuda reforma ihtiyaç var. Bunlardan bir tanesi de Kürt taraftarı gazetecilerin hapiste tutulmaları gibi. Ama New York Times, The Guardian, Fox gibi medyanın yalancı peygamberlerine kıyasla Türk medyası daha tutarlı."

Türkiye'de kendi medyasına yönelik değişiklik talebinin kendi kendine ortaya çıkan bir farkındalık hissi olduğunu savunan Assange, diğer gelişmekte olan ülkelerde de artık medyanın sadece basın toplantılarını izleyen bir konumdan sıyrılmaya başladığına dikkat çekti.

Kurtlar Vadisi ve Die Hard

Assange, konuşmasında dünyada değişen dengelerle birlikte artık Batı’nın tek taraflı yayınlarının değil, olaylar hakkında farklı görüşlerin de etkili bir dille ifade edilmeye başlandığını söyledi.
Bu değişimi Kurtlar Vadisi filmiyle anlatan Julian Assange, şu göşleri dile getirdi:

"20-30 milyon dolarlık bütçesi olan bir film seyrettim, film kötüydü ancak başarılıydı. Die Hard (Zor Ölüm) filminin muadili. Film kendi gözüyle dünyadaki belli bir olaya alternatif bakış açısından bakıyor.

Nüfusların çoğunluğu, büyük kitleler Hollywood tarafından ön plana alınan motiflerle karşı karşıya. Kendi kültürünüzü, dünyaya bakışınızı gösteren bir medyanız, sinemanız var mı? Yoksa agresif bir şekilde üstünüze dayatılan Hollywood kültürünün aynısını kopyalamak mı istiyorsunuz? Ki burada kopyalanan şey o ülkelerdeki dominant elitin gücü.

Kurtlar Vadisi'ni gördüğümde garip bir şekilde şaşırdım ama haz alarak şaşırdım. Bir başka Hollywood filmi dedim. Ama müslümanları öldürmekten ziyade konu İsrail üzerineydi. Bu kontrast yüzünden ikisi birbiriyle çelişkili görünüyor.

Artık Fox News’i de göreceğiz ama öteki tarafta da Kurtlar Vadisi olacak. Küresel anlamda bütün bunların altında bireylerin birbirileriyle iletişebildiği bir dünya olacak. Yazdıkları şeyleri iletebildikleri bir ortam olacak.

Dünyanın nasıl bir geleceğe doğru yol aldığını düşünmeye başladığımda, gazeteciliği düşünmeye başladığımda son derece umutlu olduğumu düşünmeye başlıyorum. İletişim, telekomünikasyon ve devlet yardımları sayesinde birçok perspektifi alabileceğiz."


Yeni medyanın kodları

Assange, medyada gelecek dönemde çok kutuplu bir sisteme geçileceğini, aşağıdan yukarıya gelen gazetecilik türü, yani insanların kendi deneyimlerini birbirleriyle paylaşabilmelerine fırsat veren bir teknolojiyle devlet menşeli gazetecilik arasında çok sayıda perspektifin oluşacağını belirtti. Böylelikle hem yöneten elitlerin hem de iktidara yakın olamayan kesimlerin bakışlarını kamuoyuna gösterebileceğini savunan Julian Assange, Batı’daki medya kartellerinin sektördeki en büyük sorun olduğunu, bir çok grubun artık reforme edilemez durumda olduğunu, bir an önce batmalarını, yok olmalarını temenni ettiğini söyledi.

Gazetecilerin kendilerinin her konunun uzmanı olduğu izlenimine kapılmalarının bir çürümeye yol açtığını söyleyen Assange, şunları kaydetti:

"Bu, gazeteci ile okur arasında kopukluğu başlatan bir çelişki. Okurlar bilgiye ulaşmak istiyor ve okuyorlar. Kim bana bu konu hakkında doğruyu, gerçeği verebilir diye etrafa bakıyorlar. Gazeteciler ekonomik nişin içine giriyor ve bilgi sunuyorlar. Diyorlar ki bu bilgi okurun başka şekillerde ulaşabileceği bilgilerden daha doğru.

Önemli olan bilginin gerçek olup olmadığı değil gerçek olduğuna dair okurun ikna edilmesi. Şöhretli gazeteciler bazı hikayeleri abartabiliyor, olmayan gerçekleri ortaya atabiliyorlar. Okurlar bunun denetimini yapamayacakları için kendilerine satılan ürünün doğru olup olmadığını kıyaslayamıyorlar.

Bu gazetecileri aynı ikinci el araba satıcılarına benzetiyorum. Araba satarken motoru göstermiyorlar. İnsanlar kaputun altındaki motora bakmadan araba almak durumunda kalıyorlar. Batı gazeteciliğinde tepeye çıkan, en yüksek konuma ulaşan gazeteciler ikinci el araba satıcılarına benziyor. Okurlar yalanların sağlamasını yapmıyorlar. Yalanlara inanmak doğruyu soruşturmaktan çok daha kolaydır.

Bunu nasıl düzeltebiliriz? Batı için dürüst insanların işinin kolay olmadığını söyleyebiliriz. Gelişmekte olan ülkelerde durum biraz daha iyi.

Biz bilimsel bir gazetecilik kavramı geliştirmeye çalıştık. Bir şeyin analizini yayınlarken o analize giren elimize geçebilecek tüm kaynaklara ulaşmaya çalışıyoruz. Aynen akademik yayınlardaki gibi. Yalan söylemenin mümkün olamayacağı bir düzeni yerleştirmemiz gerekiyor. Gerçeğin, gerçekleri anlatanın geliştiği bir mesleğe dahil olmak daha iyi değil mi. Yalan söyleyenler halkla ilişkiler alanına gitsinler."


Julian Assange, gazetecilerin belirsiz kaynaklardan verdiği haberlere yönelik şüphelerin artması, bu tip haberlere yönelik sorgulama yapılması gerektiğini belirterek, bir çok gazetecinin de kaynakları tarafından kullanıldığını ifade etti.

Bu sırada sunuma eşlik eden gazeteci Oğuz Haksever'in "Ne yani, biz konvansiyonel gazeteciler saf mıyız?" sorusuna Assange'ın "Evet" yanıtını vermesi salonda gülüşmelere neden oldu.

Bağımsızlık ne demek?

Wikileaks'in gerçeği sansürlemeden okura aktaran anlayışı nedeniyle şu anda finansal bir ambargo altında olduğunu, hiçbir hukuki sürecin tamamlanması beklenmeden beş ABD'li finans grubunun Wikileaks'e yapılan finansal desteği sabote ettiğini, cebinde VISA kartı bulunan bir kişinin Wikileaks'i destekleme imkanının ortadan kaldırıldığını söyleyen Assange, Türkiye'nin gerçek bağımsızlık için bağımsız bir kredi kartı sistemi geliştirmesini önerdi.

Şu anda sadece Çin ve Japonya'nın ABD'den bağımsız birer kredi kartı sistemine sahip olduğunu, Rusya'da Putin'in başladığı çalışmalardan tepkiler üzerine vazgeçildiğini ifade eden Assange, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Cebinizde Amerikan dış politikasının söylenmeyen bir silahını taşıyorsunuz. Bu, Washington elitinin saman altından yürüttüğü, herhangi bir hukuki tümseğe kesinlikle dokunmadan yürüttüğü bir ambargodur. Gerçek bağımsızlık için birincisi iletişim özgürlüğüne sahip olmalısınız, ikincisi ekonomik işlemlerde bulunabilme serbestisine. Rusya, 3,5 yıl önce VISA'nın istediğinde bir parmak şıklatarak ekonomisinin çok büyük bir bölümünü kapatabileceğini öğrendiğinde patırtı koptu. Çünkü marketten kredi kartıyla aldığınız her ürün ABD'deki merkezi sisteme işleniyor. Ancak Putin bir muadil sistem yaratamadı, vazgeçti."

Konuşmasında dünyanın değişik bölgelerindeki başkaldırıların ve son olarak ABD'deki "Wall Stret'i işgal edin" hareketinin yayılmasının kusurlu, ancak her gün büyüyen hareketler olarak gözüktüğünü belirten Assange, tarihte büyük reformların bu tip küçük adımlarla başladığının görüldüğünü anlattı. Julian Assange, "Yeni medya aracılığıyla gazetecilerin görevi halka reform talebini dile getirme fırsatını vermektir" dedi.

Haksever'e tepki

Assange'ın konuşması sırasında sunuma eşlik eden gazeteci Oğuz Haksever'in salonda ısrarla soru sormak isteyen katılımcıları görmezden gelmesi tepki çekti. Soru cevap bölümünde daha çok kendisi soru sormayı tercih eden ve kanımca oldukça kötü sorular soran Haksever, salondan aldığı soruların da hemen hemen tamamını ön taraftaki protokol ve pahalı biletli seçkin grubun oturduğu kırmızı bölümden aldı. Salondan tepkiler gelmesi üzerine arka bölümden sadece iki kişiye soru sorma hakkı veren Oğuz Haksever, zamanın dolduğunu belirterek oturumu kapattı.

Tarih: 6/10/2011
7021 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri