Yazdır Arkadaşına gönder
Venedik’te karnaval zamanı
Saadet Erciyas
Saadet ErciyasGondollar ve aşıklar şehri Venedik, 26 Ocak-12 Şubat 2013 tarihleri arasında düzenlenecek karnavala hazırlanıyor. Karnaval boyunca kente gelen herkesin yüzünde rengarenk maskeler ve maskeleri tamamlayan birbirinden farklı kostümlerle dolaşacağı Venedik’te karnavalın resmi sitesine göre, tüm etkinliklerin biletleri neredeyse bitmiş durumda.

Hani olur da bu tarihlerde İtalya’ya ve Venedik’e gitme olanağınız olur diye, albümlerde kalan güzel anıları paylaşmak istedim. Paylaşırken de “Umarım bu güzel yerleri sevdiklerimle yeniden görürüm” diye dilekte bulundum.

İster karnaval için, isterseniz balayı ya da tatil için gittiğinizde suların üzerinde yükselişiyle insanı büyüleyen Venedik’te görülmesi gereken en önemli yerler arasında San Marco Meydanı, San Marco Kilisesi, Dükler (Dojlar) Sarayı ve Çan Kulesi, Hasret Köprüsü yer alıyor.

Vapuretto denilen deniz araçlarıyla kente yaklaştığınızda kıyıda bembeyaz bir dantel gibi duran Dükler Sarayı (Palazzo Ducale) sahilde zarif mermer sütunlarındaki işlemelerle cezbederek selamlıyor. Zaten binanın yapılış nedenlerinden birisi de, deniz ticaretinde önemli bir yere sahip olan Venedik’e gelenleri etkilemek; kentin güç ve şöhret simgesi olmak…

Turunuzun kapsamına göre yaklaşık 18 Euro ya da 12 Euro gibi bir bedel ödeyerek girdiğiniz sarayda gördüğünüz her şeyi belleklerinize kaydetmeniz gerek. Çünkü içeriye fotoğraf makinesi ve kamera sokmak yasak. İçerideki tablolar, freskler öylesine değerli ve iyi korunmuş ki bu yasağa hak veriyorsunuz. Hemen her odanın köşesinde bir görevliyi nöbette görüyorsunuz.

Biletinizi aldıktan sonra size verilen bir anahtarla dolaba eşyanızı kilitleyerek gerçek bir sarayda, görkemli bir yolculuğa başlıyorsunuz. Her şeyin orjinal olarak korunduğu, yapımına 9. Yüzyıl’da başlanan sarayda duvarlar, tavanlar, sütunlar baş döndürücü şekilde resmedilmiş. Nereye bakacağınızı şaşırıyorsunuz. Her milletten ziyaretçi içinde Japonlar ellerindeki tarih kitaplarıyla herkesden ayrılıveriyorlar hemen. Tarih içinde bir kaç kez yangın geçiren, Venedik dükalarının yaşadığı ve kenti yönettiği saray, birbirinden görkemli üç kattan oluşuyor.

Saray, Gotik mimarinin baş yapıtlarından birisi olarak sayılıyor. Binada kullanılan ana malzeme kuşkusuz mermer. Pembe beyaz mermerlerle süslü mekanda dönemin tüm yaşantısını sergileyen objelerle dolu görkemli salonlardan, silah depolarına, hapishane ve zindanların yer aldığı bölüme kadar tüm kapılar ziyaretçilere açık.

Duvarları kaplayan devasa büyüklükte, birbirinden ünlü ressamların yapıtlarındaki ışık, yüzlerdeki estetik ve canlılık yıllar sonra bile unutamayacağınız bir etki bırakıyor üzerinizde. Bu satırları yazarken de aynı duyguları yeniden yaşıyorum. Bu arada yönlendirme levhalarının sadece İtalyanca olduğunu söylemeliyim. Benim gibi İtalyanca bilmiyorsanız, önerim kalabalıktan ayrılmamanız…Yoksa siz de kendinizi bir anda içinizi ürküten loş ve soğuk zindanların olduğu katta bulabilirsiniz.

Kentin en önemli simgelerinden, kentin koruyucusu olarak da anılan San Marco’nun adı verilen meydan ise sarayın ardından sizi görkemiyle etkileyen bir diğer bir mekan. Tarihi binaların yanı sıra pahalı şık mağazaların, sanat evlerinin ve üstü kapalı galerilerle çevrili meydanda yer alan kafelerde, gün boyu sırayla canlı müzik sunan orkestralar bulunuyor. Orkestraların birisi konserini tamamlarken, kısa bir süre sonra diğeri başlıyor. Meydanda müziğin ritmine ayak uydurup dans eden onlarca çift görmeniz mümkün.

Meydanın etrafı, birbirinden etkileyici yapılarla çevrili. Sarı mozaiklerin ağırlıkla kullanıldığı San Marco Katedrali, nadir eserlerin yer aldığını öğrendiğimiz Sansovino Kütüphanesi, 90 metre yükseklikteki Saat Kulesi üzerlerindeki dantel gibi işlemeleriyle mermer sütunları, mozaikleri, freskleriyle sizi şaşırtmayı sürdürecek.

Venedik’in zenginliğini ve görkemini gösteren yapıları rüyaydaymış gibi seyrederken “Şu kafelerden birisine oturup bir su içeyim” dediğinizde ise mönüdeki fiyatlar emin olun kısa sürede sizi kendinize getirecek. Her şeyin tamamen turizme endeksli olduğu, tarihi izlemenin yüksek bir değere pazarlandığı, korumacılıktaki başarısıyla insanları şaşkına çeviren Venedik’te önerimiz meydanlar yerine ara sokaklardaki mekanları tercih etmeniz ya da sipariş vermeden fiyatları incelemeniz.

Venedik’te kent içinde motorlu taşıtlara rastlamadan yaya yürümek oldukça keyifli bir duygu. Kanalları gezmek istediğinizde o ünlü siyah gondollara binmeniz gerekiyor. Rehberlerin önerisi yine gondola binmeden pazarlık yapılması yönünde, özellikle de karnaval gibi özel zamanlarda...

Özetle Venedik, çoğu kez kollarınızı açtığınızda elleriniz duvara değecek kadar daracık sokakları, yüzlerce köprüsü, bulanık görüntüsü ve kokusuyla içinizi kaldıran kanalları, suların içine girmiş, pencerelerinden rengarenk çiçekler sarkan ilginç binalarıyla nereye bakacağınızı şaşıracağınız, dünyanın hemen her yerinden milyonlarca insanın akın ettiği bir turizm başkenti...

Maskeler kentin simgesi olmuş

Venedik’te 13. Yüzyıl’da kutlanmaya başlanan, bir süre yasaklanan, 1979’da yeniden canlandırılan Venedik Karnavalı’na birkaç gün kaldı. Dünyanın dört bir yanından binlerce insan kar kış demeden kalkıp bu çok özel karnaval için rüya kente akın edecek. Katılımcıların düzenlenen etkinliklere özel kıyafetlerini giyip, maskelerini takarak katılacağı otellerde, balo salonlarında ve tabii ki ünlü San Marco Meydanı’nda yapılacak partilere giriş biletlerinin 75 Euro ile 550 Euro arasında değiştiği belirtiliyor.

Karnavala katılanlar çılgın gecelere akarken, elbette ortama uyup birbirinden ilginç kostümler kiralıyorlar. El yapımı kostümlerde her türlü detay düşünülmüş. Erkek ve kadınlar için her bedene uygun hazırlanmış tarihi kıyafetler, peruklar, şemsiyeler, pelerinler, şapkalar, ipek kurdelalar, tüyler, tüller, eldivenler, ayakkabılar, bastonlar, çantalar, aksesuarlar, takılar herşey en ince ayrıntısına kadar bu özel gün için kiralanmak üzere hazır.

Maskeler, hem Venedik karnavalının hem de kentin simgesi. Deri, kağıt, metal, değerli taşlar, tüyler, kurdelalar kullanılarak yapılan maskelerin farklı modelleri bulunuyor. El yapımı maskelerin fiyatı 20 Euro’dan 2000 Euro’ya kadar çıkıyor.

Kimine göre 18. Yüzyıl’da kentte çıkan veba salgınında ciltleri ve yüzü bozulanların kötü görüntülerini gizlemek için kullandığı maskeler, kimilerine göre de sınıflar arasındaki farkı eşitlemek amacıyla kullanılmış. Pagan kültüründe baharı karşılamak için de yapıldığı söylenen karnaval boyunca sergilenen başarılı kostümler ünlü San Marco Meydanı’nda düzenlenen bir yarışmayla da ödüllendiriliyor.

Seyahat acentalarının bu dünyaca ünlü karnavala katılmak için düzenlediği paket turlar içeriğine göre 500 Euro’dan başlayıp 2 bin 500 Euro’ya kadar çıkıyor. Anlayacağınız Venedik karnavalı hediyelik eşyasından düzenlenen etkinliklere, gıda sektöründen konaklamaya, tekstik sektöründen taşımacılığa ve tanıtımdaki yansımalarına kadar her ülkenin hayalindeki başarılı bir turizm etkinliği.

Venedikli’nin karnavalı İzmirli’nin çenesini yorsa da, yine de “Darısı bizim festivallerin başına...”

Tarih: 24/1/2013
7930 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YAZARIN KENT SÖYLEŞİLERİ
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri