Yazdır Arkadaşına gönder
Hediye Selda YılmazAyaklarını yıkıyordu Göl'de
Gümüş bir iğneyle tutturulmuş kentler
İnip kalelerden korunganlardan.
Gümüş halkalar yayılıyordu
Bunca kanı, bunca utancı
Taşıdığımız acısında suyun.

Erdal Alova/Birinci Çoğul Şarkı


***

Ekim ayının ortalarında, Urartu Uygarlığı'nın doğup kök saldığı topraklarda (Van Gölü havzası) bir gezi gerçekleştirdik. Otobüsümüz, kuşların şenlik havasında uçtuğu bir zamanlar İpek Yolu kervanlarının dizi dizi geçtiği Gürpınar ovasında ilerliyordu. Gökte pamuk gibi bulutlar, altın sarısına bulanmış yağmura özlemli dağlar, puslu sonbahar güneşi, ılık rüzgâr eşliğinde Çavuştepe Kalesi adlı ören yerine gidiyorduk. Rehberimiz ören yeri ile ilgili bilgiler verdi. Birazdan ulaşacağımız ören yerinde bizi Mehmet Kuşman adında bir bekçinin karşılayacağını, kendisinin elli beş yıldır bu ören yerinde çalıştığını, dünyada Urartucayı okuyan otuz sekiz kişiden biri, yazabilen tek kişi olduğunu söyledi.

Coşkum ve öğrenme isteğim iyice artmıştı. Hem Urartulara ait bir ören yeri göreceğim için hem de sıra dışı olduğunu duyumsadığım bir insan öyküsünü dinleyebileceğim için sevinçliydim. Nasıl bir aşk ve adanmışlık öyküsü beni bekliyordu? Bakalım buradan nasıl bir izlenimle ayrılacaktım?

Sonunda tozlu keçiyolunda uzunca bir tepe üzerinde bulunan ören yerine ulaştık. Mehmet Kuşman, evine gelen konukları karşılar gibi karşıladı bizi. Pırıl pırıl giyinmiş, boynuna bazalt taşından işlediği, üzerinde Urartuca yazılar olan bir madalyonlu akik kolye takmıştı. Yakışmıştı doğrusu. Kendi emeğini ve Urartuca aşkını boynunda taşıyordu. Kolunda büyükçe bir siyah okul çantası ile göreve hazır bekliyordu. Çantanın içi kitap doluydu. Özetle Çavuştepe ile ilgili bilgiler şöyle:

Van'ın 24 kilometre güneydoğusunda bulunan Çavuştepe Kalesi M.Ö. 764 - 735 yılları arasında hüküm süren Urartu Kralı II. Sarduri tarafından inşa ettirilmiş. 1961 yılından beri bilim adamlarınca kazı yapılan Çavuştepe'de; Aşağı ve Yukarı Kale, ortada ana giriş kapısı ile birleşmektedir. Doğuda bulunan Yukarı Kale'de büyük bir kaya platformu ve Urartu Baş Tanrısı Haldi'ye ait tapınak bulunmaktadır. Aşağı Kale'de çok sayıda atölye binaları, 4 - 5 metre yüksekliğinde taş surlar, saray, depo, mahzenler, Urartu Tanrısı İrmuşini'ye ait tapınak yer almaktadır.

Mehmet Kuşman, evini gezdiren ev sahibi edasıyla ören yerini bize gezdirdi. Haritalar ve kitaplardan ören yerinin canlandırmasını gösterdi. Yazıtları okudu, sunak taşını, tuvalet taşını, üzüm ezilen tekneyi, tapınağı, kale duvarlarını anlattı. Her biri birer ton buğday alan toprak küplerin olduğu depo önüne geldik. Küplerin ağzı zar zor belli oluyordu. Koruma amacıyla kapatılmış. Mehmet Kuşman çantasından çıkardığı şişeden avucuna yanık buğdaylar döktü. İki bin sekiz yüzyıllık buğdayları inceledik. Bugüne gelmiş olması büyük bir şanstı. Tıpkı Urartuca yazıtlar gibi. Ama asıl şansımız Mehmet Kuşman ile tanışmaktı. Kendisini "Ben Urartu torunuyum" diye tanımladı.

Mehmet Kuşman'ın öyküsü şöyle:

1961 yılından 1988'e kadar Prof. Dr. Afif Erzen başkanlığında yürütülen Çavuştepe kazılarının tümünde bekçi olarak çalışmış. Kendisi kalenin kuzeyindeki Çavuştepe Köyü'nde doğup büyümüş. Ortaokul mezunu ve beş çocuğu var. Kırk üç yıl görev yaptıktan sonra yaş sınırından emekli olmuş. On iki yıldır gönüllü bekçilik yapıyor. Çocukları okuduğu için Van'a taşınmış. Her sabah saat 05.00?te Van'dan yola çıkarak buraya geliyormuş. "Bekçi olarak işe alındığımda bu dili öğrenmeye karar verdim. Kazıda çalışan bilim adamlarından yardım istedim, Urartu alfabesini alıp harfler üzerinde çalıştım" diyor. Çeçen ve İnguş dilleriyle Urartu dilinde pek çok benzer sözcük olduğunu öğrenince, İstanbul'a kadar gidip Çeçen ve İnguş sözlükleri almış. Urartuca öğrenmeye karar vermesini şöyle anlatıyor:

"Bir hocamız, kazıdan çıkmış bir kitabenin başında düşünüyor. 'Hocam, herkes kitabe çıktığı zaman seviniyor, siz düşünüyorsunuz' dedim. 'Yok' dedi: 'Ben de sevindim ama kime okutacağız?' Branşı Fars dili ve edebiyatıydı. Ben de o zaman çok gençtim. Sanıyorum ki profesör denince, her şeyi biliyor. Ankara'da, Emin Bilgiç adında bir bey vardı. O tarihte onu çağırdılar, geldi ve kitabeyi okudu. Sonra yeni kitabeler çıkmaya başladı. Hoca yine düşünüyor. Hoca da beni çok severdi, hatta işe o aldırmıştı beni. 'Hocam, ben öğrenemez miyim?' deyince, öyle bir sinirlendi ki, sert bir şekilde 'Hadi canım sen de!' dedi. Ben de 'Bu dili öğreneceğim' dedim. Van Kalesi'nde çok yazılar var. Hangisi Asur, hangisi Urartu seçmek zor. O kış öyle düşünerek geçti. Bir dahaki sene İran'a gittim.

Otostopla, atlarla köylere gidiyordum. Çok zorluk çektim tabii. Her ülkeden harf topladım. Urartuların yazısı çivi yazısı. Hangi sembol, hangi harfe denk geliyor? Tek tek araştırdım, alfabeyi oluşturdum. O zamana kadar alfabe yoktu. 53 tane harf tamamladım. 22 Mayıs 1986'da Müze Müdürlüğü'ne bir yazı geldi. Beni Ankara Milli Kütüphane'de bilgi şölenine çağırdılar. Türkiye'de kazı yapan yerli ve yabancı bütün hocalar oradaydı. Önce inanamadılar. Sonra hepsi teker teker elimi sıktı. Profesörlerden tebrik alınca daha bir hırslandım. Dedim ki 'Yazıyı çözdük, bundan sonra sıra lisanda'. Dili 12 yılda çözdüm. Kış günleri kalede yalnız kalırdım. Yalnızlık; çok kitap okumamı, Uratucayı öğrenmemi ve bu el sanatını geliştirmemi sağladı. Elli beş yıldır buradayım. Amerika, 2021 yılına kadar Urartuca araştırmaları yapmam için oturma izni verdi. Ama ben gitmiyorum. Buradayım."
 

Sadece bunlarla kalmamış Mehmet Kuşman. Bazalt taşı üzerine Urartuca yazılar ve Tanrı Haldi'nin resmini nakışlamış. Bu güne kadar beş bine yakın kolye ucu ve anı ürünleri üretmiş.Yurt içi ve yurt dışında çeşitli konferanslara katılmış. İstanbul'da Kazım Taşkent Sanat Galerisinde "Urartu: Savaş ve Estetik" sergisine katılmış. Kendisinin geliştirdiği el sanatını ve Uratuca'yı gençlere öğretmek istemiş ama kimse elinden tutmamış. Son yıllarda gelen turistlerin azalması onu umutsuzluğa itmiş. Gönüllü hizmeti bırakmayı düşünüyor.

77 yaşındaki Mehmet Kuşman'ın dolu dolu geçen yaşamı, öğrenme ve üretme aşkı beni büyüledi. Yoksulluk ve yoksunluklara karşı yılmadan, büyük bir emek ve sabırla hem ören yerini korumuş, hem de imrenilesi el işi ürünler üretmiş. Asıl önemlisi dünyada Urartucayı bilen otuz sekiz kişiden biri. Bunların otuz yedisi akademisyen yani okullu. Bir tek o alaylı.
Çavuşkale etkileyici bir ören yeri. Ancak Mehmet Kuşman burayı daha da önemli ve özel kılmış. İyi ki varsın Mehmet Kuşman. Yaşamın uzun ve sağlıklı olsun. Elli beş yıllık emeğinin karşılığı bu yazıyla elbette ödenmez, biliyorum. Ama olsun, bu da benden sana çam sakızı çoban armağanı olsun. Sevgi ve saygıyla.

Tarih: 6/11/2017
300 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri