Yazdır Arkadaşına gönder
Türkiye'nin siyasal simgesi neydi ne oldu!
Konuk Yazar
Konuk YazarKorhan Beşikçi
Avukat


Tarih 16 Eylül 1922'dir. Fransa'nın en çok okunan dergisinin kapağında TBMM ordularının iki komutanının resmi basıldığında, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilanına epeyce bir zaman vardır ve o tarihte Mustafa Kemal'in çizdiği siyasal simgeyi tarih şöyle not etmiştir:

"...İşte iki haftadır, L'illustration dergisi, birinci sayfasını Türk taaruzunun Komutanlarına ayırmakta. Küçük Asya'da, özellikle son 15 gün içinde Yunanlıların Anadolu'dan tamamen atılmasıyla neticelenen hadiseler; 1. Cihan Harbi'nin bitmesinden bu yana meydana gelen en önemli olay.

Okuyucularımız 26 Şubat 1921 tarihinde Mustafa Kemal Paşa hakkında yayınladığımız bir makaleyi hatırlayacaklardır. O dönemde, ilk kez Ankara Hükümeti delegeleri, Londra'da düzenlenen bir diplomatik konferansa davet edilmiş böylelikle, Mustafa Kemal'in tasarladığı ilk aşama, yani ulusal direniş ruhunun tanınması gerçekleşmişti. Bu ruh, Sevr Antlaşması'yla birlikte ortaya çıkmış ve bu antlaşmanın kabul edilmesi bir yana okunmasını bile reddetmiştir.

Bu davet ile ciddi bir moral zafer kazanılmış oldu, başkaldıranlar diplomatların yeşil halısının çevresinde oturmaya devet ediliyordu. Ancak diplomatik müzakereler uzadı ve askeri harekat, sabra galip geldi.

İşte bugün, bir kez daha Mustafa Kemal'in bir resmini yayınlıyoruz; ne başında fes ne de üzerinde askeri üniforma var. Tam bir centilmen havası içinde; İsmet Paşa ile Türkler'in hakkını teslim eden çarpıcı başarıyı konuşuyor.

Bu fotoğraf pek çok açıdan "simgesel" öneme sahip; Herşeyden önce Türk ordusunun parlak zaferine işaret ediyor ancak belki de daha önemlisi sebat ile kendine Avrupa diplomasisinde yer açan ve halkına değer kazandıran kişiyi Mustafa Kemal'i gösteriyor..."


Aradan geçen 85 yıldan sonra. "Türban siyasal simge olsa ne yazar?" sorusunun hemen ardından kimi Avrupalılar: "Türkiye laik bir ülke olmakla birlikte acaba toplumsal tabanda bu anlayış ne kadar yerleşmiştir?" sorusunu ortaya atmaktadırlar. İlginçtir ki, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğine sıcak bakmayan kesimlerce savunulan, Türkiye müslüman bir ülkedir argümanına karşı, hayır Türkiye nüfüsunun çoğunluğu müslüman olan laik bir ülkedir savunması artık Avrupa'da çok fazla dile getirilememektedir.

Gelinen noktada; Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne sokma iddiasındaki bir kesim demokrasi adına, bu yolun üzerine kendi elleriyle, ileride kaldırılması mümkün olmayacak bir engel koymakta, kendini Mustafa Kemal'in 1922'de sergilediği siyasal simgenin mirasçısı olarak gören, yani açıkça demokrasi değerlerinden yana olması gereken diğer bir kesim ise Cumhuriyet adına bu değerleri elinin tersiyle itmektedir. Ancak bilinmelidir ki; gerçek anlamda bir Cumhuriyet ancak, laik ilkesi ile demokrasinin birlikte işletilmesi halinde var olabilir.

Tarih: 22/3/2008
7315 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri