Yazdır Arkadaşına gönder
Türkiye bilgi toplumu yarışında nerede?
Konuk Yazar
Konuk Yazarİnternet Teknolojileri Derneği Başkanı ve Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Akgül'ün Muğla Üniversitesi'nde düzenlenen Akademik Bilişim Konferansı'nda yaptığı açılış konuşmasından...


İnsanlık yeni bir toplum biçimine geçişin sancılarını ve çalkantılarını yaşamakta. Bir yanda gelişmiş "Globalleşme/Düzleşme" ve "Bilgi Çağı/Bilgi Toplumu", diğer yandan da açlık, sefalet ve hastalıklara terk edilmiş kıtalar. Bu durumu tetikleyen en önemli etken, bilim ve teknolojideki gelişmelerdir. Bilgi ve iletişim teknolojileri ise bilim ve teknolojideki gelişmeler arasında özel bir yere sahiptir.

İnternet çerçevesinde somutlaşan bilgi ve iletişim alanındaki gelişmeler, bilim ve teknoloji ile sarmal bir şekilde birbirini etkilemekte, üniversitelerin konumunu; ar-ge, inovasyon, ömür boyu eğitim gibi kavramlar ve genetik mühendisliği, nano teknolojiler, uzay teknolojileri gibi bazı yeni gelişen bilim dalları ile yeniden tanımlamaya zorlamaktadır.

İnternetin temsil ettiği değişim, bağımsız ve yaratıcı bireyleri öne çıkartmakta, yaratılan katma değer açısından beyinsel emeği kol emeğinin önüne geçirmekte, ulusların zenginliğini yurttaşlarının beynindeki bilgilerle ölçmekte; hiyerarşik olmayan ve ağ yapılarını içeren toplumsal modelleri öne çıkartmakta; katılımı ve saydamlığı, demokrasiyi, gelişmenin önemli bir parçası ve etmeni olarak öne çıkartmaktadır. Bu değişim, kanımızca, Sanayi Devrimi, boyutlarında köklü bir değişimdir ve hayatın her boyutunu köklü olarak değiştirmeye başlamıştır.

Bu değişim ülkemizi de bilim ve bilgi ağırlıklı bir rotaya girmeye, bir başka deyişle, Bilgi Toplumunu yönelmeye zorluyor. Akademik Bilişim Konferansı, İnternetin getirdiği bu fırtınaya karşı üniversitelerin cevabının arandığı bir konferanstır.

Türkiye Bilgi Toplumu Yarışında Nerede?

Türkiye Osmanlı geleneğini devam ettirerek mehter marşını çağrıştıran bir görüntü sergiliyor: iki ileri bir geri. Maalesef, ülkemiz bir bütün olarak, işin boyutlarını kavramış, katılımcı mekanizmalarını kurmuş, strateji ve eylem planını yapmış, emin adımlarla ilerleyen bir görüntü veremiyor. Kaba cizgilerle dünya ortalamasını yakalamış, ama AB ve OECD'de genel olarak en geride, 100 ülke arasında genelde 50-60 arasında, 190 ülke arasında 70-130 gibi konumlarda oynuyor.

Halkımızın yüzde 35'i internet kullanıyor; ama interneti hiç duymamış olanlar önemli miktarda; kadın-erkek, şehir-kırsal farkı önemli. 2006-2010'u kapsayan, ama Entelektüel çevrelerin bile bilmediği, bir strateji ve eylem planımız var; ama hala başlamamış eylemler var: Bilgisayar Mühendisliği için öğretim elamanı yetiştirme, eylem planını tanıtma, geri besleme alma, kamuda açık kaynak kullanan pilot kurum gibi. 130 civarında eylemden 10 civarında olanı bitmiş durumda.

İki yıl gecikmeyle açılan e-devlet kapımız var; ama üzerinde işlem yapmak isteyen yurttaş sayımız 25 binin altında. Ülkemizi bilgi toplumuna taşımakla görevli DPT Bilgi Toplumu dairesi 5 kisi ile başladı, halen 10 kişi civarında, BTK "Sansür" dairesine 90 kişilik kadro verildi, ve 33 kişi ile başlandı. Ülkemizde ana işi Bilgi Toplumu olan en yüksek kamu görevlisi bir daire başkanı. Öte yandan, serbestleşme kağıt üzerinde başarılmış, ama fiili tekel devam ediyor ve oligopol dışı firmaların pazar payı hala yüzde 10 civarında, bu Avrupada ortalama yüzde 50'larda. E-dönüşüm İcra Kurulu ve kuruldaki STK'lar önemli bir gelişme ama, yönetişim, siyasal sahiplenme, örgütlenme, serbestleşme, insan gücü planlaması, sayısal uçurum konularında ciddi sorunlar var.

Türkiye'nin İnternetle Savaşı: Donkişot, Devekuşu, Harakiri

Ülkemizinde Bilgi Toplumu çalışmalarında ki dağınıklığın, Mehter hızının somut bir göstergesi YouTube. com da en çarpıcı örneğini bulan İnternet Yasakları'dır. Kamuoyu pek farkında değil ama, ülkemiz kendi başına Uluslar arası hukuku tesis etmeye çalışıyor; internete kurallar getirmeye çalışıyor. Mahkemelerimiz, dünya üzerinde yaşayan Türkler yoluyla, yetki alanını tüm dünya olarak ilan ediyor. Yasaklara herkes karşı ama kimse bir şey yapmıyor. Cumhurbaşkanı, Baş müzakereci yanlış bulduğunu söylüyor, Başbakan yasağı deldiğini söylüyor, hatta Ulaştırma Bakanı da yasağı eleştiriyor; yasağı uygulayan kurumun başkanı da eleştiriyor ama yasak iki yıla yakın devam ediyor. Yetkili herkes karşı, ama yasak yerinde duruyor. Yasakları 5 yaşındaki çocukların bile delebileceğini herkes biliyor; ama devekuşu gibi başımızı kuma gömmeyi sürdürüyoruz.

Türkiye "temiz internet" istiyor; "kirli ve zararlı bilgi"den arındırılmış bir internetin peşinde. Ve bunda dünyaya örnek olma iddiasında. Ülkemiz dünyadaki tüm yer sağlayıcılardan, Türkiye'de büro açmasını, BTK'ya kayıt olmasını istiyor. Bunlar, Türkiye'nin kendi başına dünya internetini yönetmeye kalkması demek kanımca. Bu maalesef, Donkişot gibi, internete savaş açmak demek. İnternet yasakların, Hukukun evrensel ilkelerine, Anayasamıza, Uluslar arası sözleşmelere karşı olduğunu düşündüğümüz için INETD olarak AİHM'e başvurduk.

Kısaca, Türkiye gemisinin rotasını Bilgi Toplumuna henüz döndüremedik!

Dünya Bilgi Toplumuna doğru yolalıyor. Bu pek çok konuda sancılı değişimleri de doğal olarak birlikte taşıyor. Sayısal ürünlerin marginal üretim maliyetlerin, dağıtım ve iletim maliyetlerinin pratik olarak sıfır olması müzik, film ve basın sektörünü ciddi olarak sıkıntıya sokmuştur. Bu sektörler, paradigmanın değiştiğini fark etmek istemiyorlar; internetin tanıtım, dağıtım olanaklarını işlerine geldiği gibi kullanırken, bunun doğal sonucu olarak sayısal ürünlerin paylaşımına isyan ediyorlar, ve ortaçağ yöntemlerine başvuruyorlar. Fransanın başını çektiği bir akım "3 vuruş" adıyla, 3 kere izinsiz sayısal ürün indiren kullanıcının, İnternet erişiminin yargısız olarak kesilmesini öneriyorlar. Türkiye'de bu kervana katılmak istiyor. MÜYAP, bu bakış açısıyla 3 bini aşkın webi yasaklattı. İnsanlık, fikri ve sinai haklar konusunda yeni bir uzlaşma arayışında. Bizim yaratıcılığı desteklememiz, onu mükafatlandırmamız gerekir. Ama, milyonların hayati çıkarlarıyla, bir azınlığın çıkarı arasında tercih söz konusu olunca tabii ki milyonları seçmek zorundayız. Bu insan hayatını ilgilendiren ilaçlar gibi konuları da kapsar.

İnternetten Korkmayın!

İnternet kültürünü Anadolu'ya yayma amacıyla sürdüğümüz, İnternet Haftasının sloganı "İnternet Yaşamdır"! Bununla İnternetin yaşamanın bir yansısı olduğunu, her türlü olumlu ve olumsuz unsurların İnternetde olduğunun altını çiziyoruz. Nasıl trafik kazaları oluyor diye yolları kapatmıyorsak, insanları yaralıyor diye bıçakları yasaklamıyorsak, İnterneti yasaklamak refleksinden, internetden korkmaktan vazgeçmeliyiz. İnternet yaşamın bir parçası olduğunu görüp, bir bütün olarak yaklaşmalıyız. Olumsuz unsurlar konusunda tabii ki çaba harcamalıyız; ama bu bireyi temel olan, ona hareket alanı veren bir yaklaşım olmalı. İnternet, insanlık tarihinde bireyin önünü açan, ona kendini geliştirme, ifade etme, ve örgütlenme olanağı sunan en büyük gelişmedir.

Son araştırmalar, bilgisayar ve internetin, soysal ağların olumlu yanlarını ortaya çıkardı. Gençlerin hızlı düşünmesine, beyinin gelişmesine, insanların hayatlarında olumlu etkileri olduğu ortaya çıkmaktadır. Bireye güvenen, onunla diyalog içinde olan kurumlar daha verimli olduğu gözlenmektedir. UYAP üzerinde, gov.tr, edu.tr, org.tr dışına uygulanan kıstlamayı şaşkınkınlıkla karşıladığımızı ve yanlış bulduğumuzu belirmek isteriz. Tüm yurttaşlarımıza bir kere daha seslenmek isterim: "İnternet'den Korkmayın!" çünkü internet yaşamdır!

Özgür Yazılıma Eşit Şans Tanıyın!

Açık kaynak ve özgür yazılım konusunda Üniversitelere önemli görevler düşmektedir. En başta temel bilişim eğitimin markadan bağımsız, kavram temelli eğitim olması gerekir. Bu eğitim öğrenciyi tüm seçeneklerle çalışabilir konumuna getirmesi gerekir. Her üniversite öğrencisinin Linux ve özellikle ulusal işletim sistemi Pardus'la tanışmış olması gerekir. Üniversitenin kendisinin markalara bağımlı olmadan, tüm seçenekleri fayda, maliyet, taşınabilirlik, bakım gibi kriterler açısından değerlendirek seçim yapmasını gerekir diye düşünüyoruz. Üniversitelerin "açık kaynak"ın yanında, "Açık Erişim" ve "Açık Ders Malzemesi" projelerini daha yakından takip etmesi ve desteklemesi gerekir.

Tarih: 15/2/2010
7163 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri