Yazdır Arkadaşına gönder
Turizmcinin rüyası
Saadet Erciyas
Saadet Erciyasİzmir’e 1700’lü yıllarda Venedik’ten gelmiş, levanten bir ailenin üyesi olan turizmci, denizci ve İzmir sevdalısı Alex Baltazzi anlatıyor:

“Bugün metro çok kalabalık. Bir sağlık kongresi için 5 bin turist gelmiş İnciraltı’na. Kale’de İzmir’e nazır şık bir restoranda güzel bir öğle yemeği yedikten sonra bir kısmı Kemeraltı’na geliyor. Ben de onlarla birlikteyim. Rehberlerinin kendilerine hamamları, tarihi mekanları ve kuyumcuları gezdirdiğini sonra da sinagog ve kiliseleri gösterdiklerini söylüyorlar.

Şaşırarak soruyorlar bana: Gerçekten bu farklı dine mensup insanlar bir arada mı yaşamış yüzyıllarca bu kentte?
‘Evet’ diyorum. ‘Elbette öyle. Hatta bir zamanlar padişahlar İzmir’e geldiğinde levantenlerin köşkünde kalıyorlardı.’

Sonra fuarların nasıl gittiğini soruyorlar. İzmirlilerin yeşile ve çevreye ne kadar önem verdiklerini izlediklerini anlatıyorlar hayranlıkla. Daha önce İzmir’e gelenlerden birisi arkeoloji müzesindeki değişikliği farketmiş. ‘Müzeyi de genişletmişsiniz. Broşüründe gördüm, yeni eserler getirmişsiniz’ diyor.

İzmir’de tüm kazılar bitmiş. Turistler zaten 4-5 gece konaklıyor, en büyük ilgi Mega Müze’ye.

Sohbet ede ede İnciraltı’ndaki Kongre Sarayı’na geliyoruz. Bu arada kent ve enformasyon merkezine uğrayan bir dostumuz, Sanat Müzesi’nde ilişkin duyduğu bir ayrıntıyı paylaşıyor. ‘Müzenizi Eiffel Kulesi’ni de yapan Mösyö Eiffel’in yaptığını duydum. Ne kadar hoş...’

Bir başka dostumuz ise Antalya’ya hızlı tren saatlerini soruyor. Kendisini resepsiyona yönlendiriyorum.”


Rüyalar gerçek olsa...

Kale’de şık bir restoranda, manzara izleyerek yenen hoş bir öğle yemeği...
İnciraltı’nda 5 bin kişiyi ağırlayan bir kongre merkezi...
Büyüyüp, genişletilmiş, broşürleri zenginleştirilmiş arkeoloji müzesi...
Kentin merkezinde denizin yanında bir sanat müzesi...
Bilgi ve enformasyon merkezi...
Tüm kazıların bittiği, turistlerin 4-5 gece konakladığı bir İzmir...

Bütün bunlar yıllarını turizm sektörüne vermiş, İzmir’de ekmek yediği sektörün daha da gelişmesi için düşünen, çaba harcayan, fikir üreten Alex Baltazzi’nin rüyası. “Eyleme yardımcı oluyor fikir üretmek” diyor Baltazzi. Sonra da devam ediyor: “Eyleme geçmek için birlik gerekir. Fikirleri paylaşmak, en iyi projeleri seçmek ve ekibi bulmak gerek.”

Turizm İçin Düşünceden Eyleme

İzmir İçin Düşünceden Eyleme (İİDE) Toplantıları Çalışma Grubu’nun Kültürpark’taki İzmir Sanat’ta düzenlediği etkinliklerin bu ayki konuğu Alex Baltazzi’ydi. İzmir’de turizm sektörünün gelişmesi, daha hızlı yol alması için görüşlerini paylaştı konuklarla Baltazzi. Bunca yılın deneyimiyle İzmir Limanı, Kadifekale ve kısa bir süre önce İzmir Ticaret Odası’yla birlikte düzenledikleri Levantenler Sempozyumu’na ilişkin görüşlerini aktardı.

Sözlerinin sonunda sık sık hepimizi; yani biz İzmirliler’i eyleme davet ediyordu Baltazzi:

“Hızla yol almak için tarih almalıyız. Agora için de, İzmir limanı için de, Kadifekale için de. Bir şeyler yapılıyor ama geç kalıyoruz. Biz Kadifekale’yi düzeltelim diye konuşurken, İtalyanlar Roma’da 5 bin kişilik oditoryum yaptı. Kitle turizminde yerimiz var ama kültür turizminde hak ettiğimiz yerde değiliz...”

Kadifekale’de bir Türk gecesi bile düzenleyemediklerini, kruvaziyer gemilerle İzmir’e gelen turistlerin gezecek yer bulamadıklarını, Amerikalı turizmci dostlarını kente getirdiklerinde Bergama ve Efes’e bir gün, İzmir’e de Kemeraltı için yarım gün ayırdıklarını anlatıyor Alex Baltazzi. Sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Günün sonunda bize şunu diyorlar: ‘Bak Efes güzel, ama Bergama biraz zayıf kalıyor. İzmir bizim Florida gibi, rahat, sakin bir şehir. Biz en iyisi bir gece Efes’te konaklayıp oradan İstanbul’a geçelim. Yani İzmir turiste hitap etmiyor. Limana inen turist gidecek yer bulamıyor.”

Turizm sektörünün petrol ve otomotiv sektöründen sonra en hızlı gelişen sektör olduğuna dikkat çekiyor Baltazzi. 1969 yılında kurduğu Karavan Turizm’le sektöre adım atan Alex Baltazzi, “Amasya’ya gittim. Kazılar yapıyorlar harıl harıl. Agora’ya gidiyorum, Kadifekale’ye gidiyorum. Çok yavaş ilerliyor her şey. Neden İzmir’de bu hareketlilik yok. Paraysa, onlar nasıl buluyorlar? Ben bu gecikmeleri anlamakta güçlük çekiyorum.Yerel yönetimlerin imkanları daha büyük” diyor.

Yetkililerin söz verdiği İzmir Limanı, Kadifekale’deki kazılar konusunda biz İzmirliler’in “tarih alınması” için ısrarcı olması gerektiğini, “Liman konusunda ihracatçılar hızlı davarabilir. İhracatçılar, alın bu limanı, bitirin bu işi. Ben tarih istiyorum. Bu liman ne zaman gelişecek? Bu kazılar ne zaman bitecek?” sözleriyle vurguluyor.

Son dönemde sözü edilen “mega müze” projesini 1990’lı yıllardan beri dillendirdiklerini anlatan Alex Baltazzi, İzmir’den çıkan bir çok eserin bugün Louvre ve British Museum gibi dünyaca ünlü müzeleri süslediğine de değiniyor. Bunca eserin çıktığı, Ege medeniyetlerinin başkenti konumundaki İzmir’de ise bu eserleri sergileyecek bir müze olmayışından duyduğu üzüntüyü dile getiriyor. Kentte sağık ya da kültür turizmine ilişkin çalışmaların yapılmasına da destek verdiklerini vurgulayan Baltazzi, “Ama elimizde arkelojik eserlere ilişkin bunca potansiyel varken, önce bunu değerlendirelim” demeden de edemiyor. Yani yine sözü aynı noktaya getiriyor:

“Zaman yitirmeyelim ve bir an önce elimizdekileri sergileyelim. Hem de en iyi biçimde.”

Konak’taki Arkeoloji Müzesi’nin daha iyi bir noktaya gelmesinin şart olduğuna da değinen Alex Baltazzi, müze için “can çekişiyor” deyimini kullanıyor. Broşürlerinin, tanıtım dökümanlarının daha iyi olması gerektiğine dikkat çekiyor ve hala araç trafiği proleminin çözülmeyişinden yakınıyor.

Acil Tıp Kongresi’ne, Acil Kongre Merkezi aranıyor!

İzmir İçin Düşünceden Eyleme Grubu’nun ilgiyle izlenen sohbet toplantısında Alex Baltazzi’nin sözlerine Avrupa Acil Tıp Birliği Konsey Üyesi, Herkes İçin Acil Sağlık Derneği Genel Başkanı, İzmir Alsancak Devlet Hastanesi Acil Servis Sorumlu Hekimi ve toplantının yöneticisi Dr. Ülkümen Rodoplu katkı koyuyor.

Dünya Acil Tıp Kongresi’nin 2012 yılının Aralık ayında Türkiye’de düzenleneceğini anlatıyor önce Dr. Rodoplu. Sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Kurul kongre için Antalya ya da İzmir arasında seçim yapacak. İzmir’in artısı çok elbette. Sıcak bir kent, insanların diyaloğu çok farklı. Ancak kongrenin yöneticileri Antalya’yı dolaşmaya gittikleri zaman görüyorlar ki; aynı anda kentte altı tane uluslararası tıp kongresi yapılıyor. İzmir’de ise bir kongre merkezi dahi yok. Oysa bu kentte Mermer Fuarı gibi dünyanın ikinci büyük fuarı düzenleniyor. Kongre konusunu bu nedenle İzfaş’a aktardık. Bize destek olacaklarına ilişkin söz verdiler. İsveçli kongre yetkililerini alıp Büyükşehir Belediye Başkanımızla görüştürdük. Çok etkilendiler tabii böyle bir görüşmeden. Kültürpark’taki salonu ücretsiz kullanabileceğimizi öğrendik. Kongre için İzmir seçilirse, 3 bin kişi gelecek. Alex Bey’in endişelerini paylaşmamak mümkün değil.”

Turizm Fuarı’nın ilk düzenleyicisi

Alex Baltazzi, turizm sektörüne ilişkin deneyimlerini anlatırken Levanten Sempozyumu gibi özel çalışmaların kentin turizmi için çok önemli olduğuna değiniyor. Bizim Antalya’dan çok daha farklı özelliklerimiz olduğuna ve kültür turizmini daha iyi kullanmamız gerektiğini söylüyor. “Levantenleri getirmek elbette kolay olmadı. Buca ve Bornova’da geçmişe ilişkin izlerini aradılar. Bir kısmı buldu da. Bunlar bizim kültür mirasımız. Kentin zenginliği. Daha iyi değerlendirmemiz gerek” diyor. Bu arada levanten köşklerini gezmek için konukları Buca’dan bornova’ya götürecek otobüs şoförlerinin yolu bulamaması gibi gülünç olaylar yaşandığını da not olarak aktarırken gülüyor.

Şoförlere ilişkin Baltazzi’nin sözleri üzerine konuklardan Fergül Yücel, İngiltere’ye ilişkin bir deneyimini paylaşıyor:

“İngiltere’de yaşayan yeğenim, taksi şoförü olmak için başvuruda bulunmuş. Orada şoför olabilmek için üniversite sınavı gibi beş aşamalı sınavdan geçiyorsunuz. Şoförler bulundukları bölgenin tarihini, yollarını çok iyi bilmek zorundalar. Bir dökümana bakmadan anlatmak ve yolcuyu en kısa sürede istediği yere götürmek zorundalar. Oysa biz burada kimi zaman şoförlerin bile yol sorduğunu görüyoruz.”

9-12 Aralık 2010 tarihinde düzenlenecek olan Travel Turkey Fuarı’ndan da söz ediyor Baltazzi. Kendsinin İzmir’deki ilk turizm fuarının temellerini atanlardan birisi olduğunu öğreniyoruz. 1992 yılında Yüksel Çakmur’un Büyükşehir Belediye Başkanı, Abdülkadir Ateş’in Kültür ve Turizm Bakanı olduğu dönemde İzfaş’la birlikte ilk turizm fuarını düzenlediklerini aktaran Baltazzi, şunları anlatıyor:

“İki sene düzenledik fuarı. Katılım da iyiydi. Sonra yönetim değişti. Özfatura geldi. Bu fuardan para kazanılması gerektiğini söyledi. Para kazanılır elbette, ama zaman gerek. Böylece fuar durdu. Bizim ardımızdan İstanbul ve Antalya fuarı düzenledi. 2007’de Başaran Ulusoy ‘Yeniden düzenleyelim İzmir’de bu fuarı’ deyince, yaptık ama 1993-2007 arası İzmir için kayıp oldu...”

Alex Baltazzi, 1936 yılında İzmir’de doğan ve ailesi 300 yıldır bu topraklarda yaşamış bir levanten. Uzun yıllar Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nde yönetici olarak görev almış. Ege Seyahat Acentaları Derneği Başkanlığı, Türk-İtalyan Dostluk ve Kültür Derneği Başkanlığı, Türk-İtalyan İş Adamları Derneği’nde ikinci başkanlık, Deniz Ticaret Odası’nda (İstanbul-Merkez) Deniz Nakliye Müteahhitleri Komite Başkanlığı ve Deniz Turizm Grubu üyeliği yapmış. Yaptığı çalışmalar nedeniyle İtalyan Cumhurbaşkanı tarafından “şövalye” nişanına layık görülmüş.

Baltazzi’nin bunca yılın deneyimiyle söylediklerine kulak verecek ardından da ses verecek, tarih verecek ve eyleme geçecek, turizmin çıkış yolu olduğunu görecek yöneticiler var değil mi bu kentte? Siz ne dersiniz?

***

Küçük bir not:

Kültür ürünlerine ve ebru sanatına meraklı olan dostlara bir duyurum var. Yazımda da belirttiğim gibi 9-12 Aralık 2010 tarihleri arasında Kültürpark’ta Travel Turkey Fuarı düzenleniyor. Biz de kadın sanatçılarımızla yer alacağız Turizm Fuarı’nda. 2 No’lu Hol’de, A150 standında ebru sanatı uygulanmış doğaltaşlarımızı sergileyeceğiz. Bilginize...

Tarih: 28/11/2010
8754 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YAZARIN KENT SÖYLEŞİLERİ
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri