Yazdır Arkadaşına gönder
Türban üniversiteli olsun mu?
Ayşe Başak Kaban
Ayşe Başak KabanTürban üniversiteli olsun mu? Temel soru bu. Bu soru karşısında evetçiler ve hayırcılar olarak ikiye bölündürülmüş oluyoruz. Hükümet, yine kendisinden bekleneni yaptı. Sorun, sağlam bir temele oturtulmadan ; zaman geçirmek-geçiştirmek, hoş görünmek, baştan savmak vb... nice sözcük demetleri ile açıklayabileceğimiz bir şekilde çözülmeye çalışılıyor veya çözülüyormuş gibi bir hava yaratılıyor. Oysa ortaya çıkan tablo neticesinde vatandaş geriliyor. Helyum gazını yemiş balon gibi şişiyor... Ne evetçiler memnun, ne hayırcılar.

"Ben bilirim"ciler kimseyi dinlemiyor. Kulaklarını tıkamışlar. Bu rektörler ne diyor, hukukçular neye dayanarak bunu onaylamıyor, bu vatandaş neden bu kadar öfkeli? Duyan yok. Sonra dönüp vatandaşa "Biz bunu özgürlükler için yapıyoruz" diyorlar.

Ve tam bu noktada kafalarda bir soru işareti ile beliriyor özgürlük teması. Özgürlük? Gazetecilere ve karikatüristlere açtığı rekor sayıda ki davadan tutunda, derdini anlatmaya çalışan vatandaşa aldığı tavra en son DSP Genel Başkanı Zeki Sezer ile görüşmesine kadar bir düşünelim bakalım özgürlük anlayışını başbakanın...

Samimi durmuyor özgürlük söylemi. Pazar günü Hürriyet gazetesinde Şule Yüksel Şenler'in kısa hayat öyküsü yayınlandı Soner Yalçın imzasıyla. Emine Erdoğan ve Hayrünnisa Gül'ün feyz aldıkları bir kadın Şenler... Önce ağabey baskısıyla türban, ardından eş baskısıyla kara çarşaf... Şimdi bu mu özgürlük? Bu baskıları kaldıralım önce kızların üzerinden. Bırakalım nasıl giyinmek istediklerine kendileri karar versin. Dini inançları nedeniyle kimsenin özgürlüğü kısıtlanamaz tıpkı başı açık olanın dinsizlikle suçlanamayacağı gibi...

Şimdi yeni söylemleri "halkın yüzde 80'ini bunu onaylıyor" oldu. Bunu söylerken Konda araştırması dikkate alınıyor. Ama aynı araştırmada aileler ve türbanlı genç kızların yüzde 63. 7'si eğitimleri için türbanı çıkarabileceklerini söylüyor. Bu noktaya kimse temas etmiyor ama. Ben inanıyorum yüzde 80 onaylıyordur. Halkın yüzde 47'si de kendilerini onaylamıştı. Halkın neredeyse yüzde yüzü de Abdullah Öcalan'ın asılmasını onaylıyor, bunu görmek istiyor. Yapabiliyor muyuz bunu?

Ama tarih sayfalarından çok iyi biliyoruz ki halk, her zaman doğruyu göremiyor. 1933 yılında Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi, Hitler liderliğinde, halkın oylarının yüzde 44'ünü aldı. Kendini Almanların yanılmaz büyük lideri olarak ilan etti. Büyük bir propaganda yürüttü. İnanılmaz bir hitabet gücüne sahipti ve neredeyse tüm Almanları Nazi bayrağı altında birleştirdi. İlk işi, Alman Parlamentosu'nun tüm yetkilerini üzerine almak oldu. Ardından yasama ve yürütme erklerini çıkardığı bir kanunla eline geçirdi ardından diğer siyasi partileri kapattı... Sonuç; 5.5 milyon Yahudi ve yarım milyon çingenenin öldürülmesi ve bir dünya savaşı...

Türban üniversiteli olsun mu? Evetçiler ve hayırcılar ayrıldı iki yana. İki tarafta haklı. "Ben inançlarım doğrultusunda örtünüyorum, bunun siyasetle ilgisi yok "diyen genç kız da haklı.. "Önümde İran, Pakistan örnekleri var. Liberallerin desteğiyle gelmişti Humeyni, ilk işi onları asmak oldu. Korkuyorum" diyen genç kızda haklı...

Evetçiler okumak istiyor. Çok haklılar. Kadınlar okumalı, meslek sahibi olup, kendi ayakları üzerinde durabilmeli ancak böyle kurtulurlar erkek hegemonyasından. Hayırcılar da haklı, gelecek endişesi taşıyorlar. Dinsiz olarak damgalanmaktan korkuyorlar. Ama bunun bir orta yolu olmalı. Bu halkı ikiye bölerek, her tarafa korku salarak olmuyor işte. Korku, korku doğuruyor.

Ve neden kadınlar yok bu yasa yapılırken? Açık ya da kapalı, en çok onların sorunu bu. Neden Akp'li kadın milletvekilleri hiç konuşmuyor? Konuşamazlar çünkü yasaklılar. Öyle bir yetki verilmedi kendilerine. Bunu genel başkanları kendi dile getirdi, "Birkaç kişiden başka kimse konuşmayacak" dedi. Oysa, kadın kadına çözüm çok daha sağlıklı sonuçlar verir. En çok onlar anlar birbirlerini, sıkıntılarını, korkularını... Ama bu delikanlılığı bozar, değil mi?

Son olarak açık veya kapalı tüm kadınlara sesleniyorum. Aman dikkat. Provakatörler, meydanlarda dolanıyor sinsice. Ne olur, sakinliğinizi koruyun.

Tarih: 5/2/2008
9153 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri