Yazdır Arkadaşına gönder
Tarihi mescitte yok edilen aile kabristanı
Orhan Beşikçi
Orhan BeşikçiGeçen yıl İzmir Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne 1273 Sokak’ta onarımı yapılan Kumrulu Mescit’in (Abdurrahman Mescidi) alt katında bulunan kabristanlığın ortaya çıkarılması, kent belleğinden silinen hazirenin uzman kişilerden oluşacak heyetle araştırılması, tarihi mescidin sanat tarihçileri tarafından özgünlüğü belgelenen mihrap ve eski Türkçe duvar levhalarının korunması konusunda bir dilekçe yazmıştım. Dilekçeyi kurumun yazı işlerine imza karşılığı teslim etmiştim...

Geçmiş yıllarda mescidin haziresinde bulunan mermer mezar taşları ve sandukalar bir kenara atılıp iş yeri haline getirilmiş, bu iş yerinde pres gibi darbeli makineler çalıştırıldığı için tarihi bina titreşimden yeteri kadar zarar görmüştü. Daha sonra bu bölüm Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından yıllarca atık deposuna kiraya verildi. Şikayet üzerine belediye temizlik işçilerinin buradan iki kamyon çöp çıkardığına tanığım. Şimdi de aynı yerde mahalle demircisi sanatını bu kabristanlığın üzerinde icra ediyor...

İzmir’in bilinen en eski mescidi olan Kumrulu Mescit (Hicri 1170) hakkında İzmir Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne bizlerden önce de aynı konuda uyarı yazıları yazıldı. Çocukluğunu ve gençliğini mescidin bulunduğu1273 Sokak’ta geçiren, Atatürk Lisesi’nin kurucusu Abdurrahman Hilmi Bey’in torunu rahmetli Necdet Özbelge, kabirlerin ortaya çıkarılması için mücadele verdi. Necdet Bey 13 Haziran 2002 tarihinde İzmir Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne bakın neler yazmış:

“Sayın yetkililer,
Basmane 1270 - 1276 Sokak köşesinde bulunan Kumrulu Mescit ile ilgili faks dilekçemde Kumrulu Mescit’in altındaki aile kabristanındaki kabirlerin ve kufi yazı ile nakşedilmiş harika mermer taşlarının iskeletleriyle nereye gittiğini ve eski mezarlığa şimdiki Altınpark’a bakan duvarın yıkılıp mescidin alt katının dükkân olarak nasıl kiraya verildiğini sormuştum. Ayrıca mescit bakıcısının odasına yer açma bakımından tecavüz olabileceğinden bahsetmiştim. Verdiğiniz cevapta bakıcı odasına tecavüz olmadığını belirttiniz... Bu yazınıza cevaben yazdığım mektupta, sorularımı tekrarlayıp yapılan olayı ‘Vandalizm’ olarak belirtim. Durum açıkça ortadadır. Bölge Müdürlüğü’nde birileri bu olayı unutturmaya çalışıyor.

Sayın ilgililer,

Daha önceki yazılarımda belirdiğim gibi Kumrulu Mescit’in Altınpark’a bakan duvarında bir demir kapı ile yine demir parmaklıklı ufak bir penceresi vardı. Bazı kutsal günlerde mahalleli o pencerede mum yakardı... Tekrar soruyorum, mescidi yaptıran hanım efendinin (Hatice Sultan) aile kabristanını, hangi yetki kararı ile söküp attınız? Hangi vicdansız kişiler birer sanat eseri olan mezar taşlarını çaldı? Bölge veya Genel Müdürlüğünüzün hangi oluru ile parka bakan duvar yıkıldı ve hangi olurla kaç kuruşluk menfaat için burası depo olarak kiraya verildi?

Bu iddialarıma şahit olarak Abdullah Efendi Mahallesi’nde yetişmiş, bu gün emeklilik çağına gelmiş olanlar dahil, Prof, yüksek mühendis, ekonomist, tüccar, umum müdür, hatta ulaşabilirsem eski belediye başkanlarından birini de şahit olarak bu davaya katabilirim. İlgimi belirtmek bakımından mescidin ön kapısında çekilmiş fotoğrafı gönderiyorum. Ayrıca mescidin park yönünde yıkılan duvarının bu gün ki görümü ile eski halini belirten bir düzenleme resmi eklidir...

Necdet Özbelge”

Necdet Bey’in şahit göstermek istediği kişiler, Prof. Alim Şerif Onaran, Belediye Başkanı İhsan Alyanak ve diğerleri artık hayatta değiller...

Korumanın alfabesi Venedik Tüzüğü “Onarım uzmanlık gerektiren bir iştir, amacı anıtın estetik ve tarihi değerini korumak ve ortaya çıkarmaktır” der. Onarılan eserlerin kütle ve renk ilişkilerinin değiştirilmesine, yeni eklentiye ve yok etmeye asla izin vermez. Restorasyonun sevgi ve gönül işi olduğunu, aceleye, oldu bittiye gelmeyeceğini düşünüyorum. Bir kültür varlığını incelemeden, araştırmadan söküp yıkmak, mimari değerleri ve detayları farklı malzemelerle kapatmak, gönye, terazi, şakul kullanmasını bilmeyen deneyimsiz insanlarla çalışmakla, İslam eserlerine zarar verdiğinizin farkında değil misiniz? Eskiyi böyle mi koruyacağız? Vakıf yöneticileri, sizler bu mahallerde doğmuş İzmirliler’in anlattıklarına neden itibar etmiyorsunuz? Bu ne vurdum duymazlıktır...

Vakıflar, Kültür ve Turizm Bakanlığı, koruma kurulları, üniversiteler, belediyeler, İzmir tarihini korumak için yola çıkmış Akdeniz Akademisi ve diğerleri, laf üretmeyi bırakın, farkında değil misiniz, İzmir tarihi yok oluyor...

(Fotoğraf: Atilla Özdemir)



Tarih: 26/2/2014
12758 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YAZARIN KENT SÖYLEŞİLERİ
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri