Yazdır Arkadaşına gönder
Tanrı kadını kadının şerrinden korusun
Ayşe Başak Kaban
Ayşe Başak KabanBir kadının başına gelebilecek en büyük felaketlerden biri diğer bir kadının garezidir. Aile içi şiddettin temelinde yatan etken madde kadındır aslında. Eşinden dayak yiyen, ölesiye dövülen kadınların hikayelerinin ardında hep dinmek bilmeyen bir kaynananın dırdırı veya tatminsiz bir görümcenin kem gözleri gizli. En olmadı er kişinin anne sevgisinden yoksunluğu var bu şiddettin gerisinde.

Bugün hala sayıkladığımız kadına eşit haklar verilmesi ile ilgili soğuk savaşı körükleyen kadınlardır. Kendi büyüklerindn gördükleri baskıyı gelinine veya kızına gösteren kadınlar kızgın demirlerle yürüyor diğerlerinin üzerine. 'Ben çektim, o da çeksin,' mantığı ile dağlıyorlar birbirlerini...

Evliliklerin, ilişkilerin aldatma sonucu bitmesinde hep zan altında kalan erkektir ama bir kadın bilerek ve isteuerek böyle bir ilişkide üçüncü şahıs oluyorsa durup bir düşünmek gerekmiyor mu? Kendi başına gelmesini istemediğin bir şeyi başkasına da yapma tembihi günümüzde ne kadar işe yarıyor ki?

Başarılı iş arkadaşını, kariyer sahibi bir kadını, genizden gelen tırmalama hissiyle önce kadınlar asıyor günümüzde. 'Kim bilir kimin yatıyor ki bu kadar başarılı oldu?' söylemlerini inanın en aklı başında olanları bile yapıyor.

Bir de her durumda sözde bir bütünlük arz eden,' kadın dayanışması' ruhu var ki tamamen kadınların gözlerini kapamaya yöneliktir. İşte eşitliği bozan eşitsizlik eşiği de burada başla. Kadın ne derse doğrudur, ne yapmışsa haklıdır ve hakkıdır şeklinde bir söylem, kadını karanlıkta bırakmanın en etkili yöntemidir. Kadın da erkek kadar hata yapar. Kadın da aldatır, kadın da kurnazca hareket eder, kadın da kötülük yapar...

Bu ülkenin en büyük sorunlarından biri kadını ikinci sınıf vatandaş konumuna iten politikalarıdır. Biraz da istenerek ve hep öyle kalsın diye uydurulmuş bir güdümlü siyaset aracıdır kadın. O nedenle çok özendiğimiz Avrupa ülkelerinde 'eşitik bakanı' şeklinde çevrilebilecek bakanlık, bizde hala kadından sorumlu olmaktadır. Üstelik kadından sorumlu bakan, gelmiş geçmiş en enterasan bakanlardan biridir.

Kadına şiddet tüm dünyada olduğu gibi bizde de üst sıralardadır. Bakanın beyanatlarından birinde şu şekilde bir söylem yer almaktadır:

"Sivil Toplum Kuruluşları, kadına şiddet olayını abartmaktadır."!!!

Her gün aile yakınları tarafından üç kadından biri öldürülmektedir Sayın Bakan. Kadın hakları konusunda Avrupa sonuncusu olmamız da içler acısı, ama bunu da Avrupa Parlementosu abartıyor olabilir. Ama siz Kurtlar Vadisi izleyip, Aşkı-ı Memnu'da ki öpüşme sahnelerini de sevmezsiniz. Belki o nedenle kadınların yaşadığı şiddet size abartılıyor gelebilir. Ne de olsa kocaları bomba falan atmıyor kadınların üzerine veya pusuya düşürüp, makineli tüfeklerle saldırmıyorlar.

Beri tarafta meşru olmasa dahi aşk var... Bırakın öpüşsün Behlül ile Bihter. Öpüşmek aşkın en yalın halidir. Aşkı sakıncasız bir şekilde yaşayan ve yaşatan kadınlar olduğu sürece hayat daha anlamlı ve çekilir olur. İğreti olunmaz böyle sahnelerde insan, çocuklar mı? Çocukların o saatte ne işi var ki televizyon karşısında?

Bu mantıkla kadından sorumlu bir bakanlık yürütülemez. Olsa olsa kadından sorunlu olabilir bu yaklaşım. Eşcinselliğin bile bir hastalık olduğuna inan bir siyasetçi kadın hakları için nasıl bir çalışma sürdürebilir ki?

Eşcinsellik bir üçüncü cins olma durumudur Sayın Bakan. Hastalıkla uzaktan yakına ilgisi yoktur. İnanın bana yaşadıkları onca eziyet ve mutsuzluğu yakından bilen biri olarak, kimse bunu tercih etmez ve tedavisi olsa hepsi gidip olur. Bu sadece yanlış koordinatlanma. Ruh ve bedenin eşleşememesi. Doğa da hata yapabilir.

Yazının başında demiştik ya; 'Tanrı kadını, kadının şerrinden korusun..." diye. İşte tam olarak da bu tür durumlar için yazdım onu. İnanın erkek gaddarlığını yenebilmenin tek yolu kadının kadından korunmasıdır.

Tarih: 8/3/2010
8031 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri