Yazdır Arkadaşına gönder
Sizin ruhsal depreminiz kaç şiddetinde?
Elbin Ertunç Dinç
Elbin Ertunç DinçDeprem, 17 Ekim Pazartesi günü sabah saatleri itibariyle gündemimize girdi. Bu yazıyı yazdığım sırada, devam eden artçılarıyla da bir süre daha gündemimizde kalacağa benziyor.

Özellikle dün (21 Ekim Cuma) 15.00-16.00 saatleri arasında şiddetli bir deprem oluşacağı bilgisi kulaktan kulağa tüm İzmir'e yayıldı. Bu kulaktan kulağa oyunu o kadar mükemmel işledi ki İzmirlilerin tümü bu bilimsel bilginin ışığında sokaklara döküldü. Bu değerli araştırmayı hangi kardeşimiz yaptıysa; sağolsun, depremin şiddeti konusunda da hemşehrilerini bilgilendirmeyi vatan borcu bildi. "8" şiddetindeki bir depreme hazırlıklı olmamız konusunda bizi uyardı.

Pazartesi gününden beri özellikle dün gördüğüm yüzlerin, konuştuğum seslerin tamamında bir tedirginlik hali vardı: Sürekli sallandığını söyleyenler, uyku uyuyamayanlar, küçük bir sarsıntıda bulunduğu ortamda alacağı önlemi düşünmeden kendini dışarı atmaya çalışanlar, bu haftayı şehirdeki evlerinde değil de, Çeşme'de ve Urla'daki yazlık evlerinde, yani depremin merkezinde geçirmeyi düşünecek kadar panik halinde olanlar, parklarda sabahlayanlar.

Bütün bu yaşananlardan sonra depremin binalarımızdan çok, ruh sağlığımızda derin çatlaklar oluşturduğunu düşünmeye başladım. Depremin, binalarda yarattığı hasarları görmek ve önlemini almak mümkün; ama ruh sağlığımızda yaratacağı hasarları şimdiden kestirmek güç gibi.

İşin ruhsal boyutunu şimdilik bir yana bırakırsak, bu andan itibaren depremin gündemimizde daha ne kadar kalacağından çok; gündemimizde kaldığı süreyi ne kadar akıllıca kullanabileceğimizle ilgilenmek gerekiyor.

Yaklaşık yedi yıl önce kentimizde gerçekleşebilecek 6,5 şiddetindeki bir deprem sonrasında yaşanabilecek olası yıkım ve yapılması gerekenler konusunda, bilimsel bir rapor hazırlanmış. Birleşmiş Milletler destekli, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Boğaziçi Üniversitesi ve İnşaat Mühendisleri Odası işbirliğinde hazırlanan "İzmir Deprem Senaryosu", İzmir için yazılmış bir korku filmi senaryosunu andırıyor.

200 bin yapı taramadan geçirildikten sonra ortaya çıkan senaryoya göre; konutların yüzde 25'inde hasar oluşacak, 6-7 bin kişi yaşamını yitirecek, yaklaşık 70 bin yaralı olacak, binalarda sosyo ekonomik olarak 25 milyar doların üzerinde kayıp olacak, şehrin yolları, hastaneleri, okulları, barajları büyük hasar görecek?

Maalesef tablo bu. Aradan geçen bunca yıla rağmen bu zararları azaltacak hiçbir önlem alınamamış. Bu konuya kaynak aktarılamamış. Şimdilerde tüm İzmirlilerin, kulaktan kulağa oynamayı ve "deprem magazini" yapmayı bırakarak; kent yöneticilerini konuşmaktan çok harekete geçmeye zorlaması gerekiyor.

İnsanlarımızı sağlığına kavuşturmak için yaptığımız hastaneleri, çocuklarımızı insan olması için gönderdiğimiz okulları anıtmezarlar olarak inşa eden ve bunu denetlemeyen, dahası göz yuman zihniyeti lanetliyorum.

Anlaşılan 8 şiddetindeki deprem; önce aklımızın ve ahlakımızın, sonra da hukuksal ve siyasi yapımızın tam göbeğinde gerçekleşmiş.

Tarih: 22/10/2005
5883 kez okundu
   Yazdır Arkadaşına gönder
YAZARIN DİĞER YAZILARI
İzmir Kent Haritası İzmir Nöbetçi Eczaneleri